03 Mayıs 2008
16:39 |
eko |
0 fav |
0 yorum
| etiket:
afyon
,
altınoluk-güre-akçay-edremit-kalkım
,
illerimiz
,
kaplıca otelleri tatil yerleri
,
patrica
,
prensesi
,
rehberi
,
resim
,
resimler
,
sandıklı hüdai kaplıcal
,
tatil yörelerimiz tatil yörelerimiz hakkında bilgi
,
yörelerimiz ve gelenekleri
,
yörelerimiz ve kültürümüz
ALTINOLUK-GÜRE-AKÇAY-EDREMİT-KALKIM
ALTINOLUK
Bölgenin en gözde tatil yöresi Edremit’e 25 km uzaklıktaki Altınoluk.
Altınoluk orta halli aileler için tercih edilen yazlık tatil yerlerinin
başında geliyor. Büyük çarşısı, cafe-bar ve çay bahçeleri akşam yemek
sonrası şenlenirken "piyasa vakti" gecenin geç saatlerine kadar devam
ediyor. Piyasa gezintisi Altınoluk Meydanındaki dondurmacı Vardar’ın
önünden sahil boyu ve Mendirek sonuna dek sürüyor.
Plajlar ise hem ücretsiz hem de güzel. Sezon sonu Eylül ayında uyuyan deniz, dipte gazete okuyacak kadar berraklaşıyor.
Denizi, sahili yanında İda (Kaz) Dağı’na doğru yayılan güzel köyleri ve
asıl da bol oksijenli havası ile ünlüdür Altınoluk. Yöre insanlarının
"oksijen cenneti" diye adlandırdıkları Çam Mahallesi (Altınoluk’tan 2
km yukarıda) büyük kentlerden kaçan, özellikle solunum rahatsızlığı
çeken insanların en çok tercih ettikleri yerler arasında ön sırada.
Düzlükteki yerleşimden İda Dağı’na doğru yükseldikçe eteklerde zeytin,
daha sonra çam ağaçları bu efsanevi dağın yamaçlarını sarıyor.
İda Dağı üzerine çok efsane var. Hepsini buraya sığdırmamız olanaksız.
Mitolojinin ya da daha sonrasının efsanelerini dinlemekten
hoşlanıyorsanız İda Köy Çiftlik Evi’nde (Tel: 0.266.387 34 02)
konaklayıp akşam sohbetlerine katılabilirsiniz. İskender bey ve eşi
Sema Hanım dağa çeşitli parkurlardan yürüyüşler de düzenliyorlar.
Onların konuğu olmasanız da bu gezilere katılabilirsiniz. Ya da bilgi
almak için çekinmeden başvurabilirsiniz, yardımcı olurlar.
İda dağına gecelemeli yürüyüş için iki güzergah var. Daha kısa olanı 17
km. ve altı saat kadar sürüyor. Daha az eğimli traktör yolundan çıkış
10 km. daha fazla ve 8 saat sürüyor. Konaklamalı yürüyüş için malzeme
gerekiyor. Yürüyüşte Sarıkız ve babasının türbeleri, Kaz Avlusu antik
duvar kalıntıları ve çeşmeler görülüyor.
Bölge bol oksijenli havası ve güzel doğası ile yürüyüş için çok uygun.
Bir çok başka güzergah da var. Şahindere ve Manastır Deresi’ne doğru
yapılan yürüyüşte doğal maden suyu kaynakları, mağaralar; Sebahattin
Ali’nin öyküsünü yazdığı Hasan Boğuldu’ya doğru olanda ise dağın
dibinden kaynayan Pınarbaşı deresi ve 17 metreden düşen Sütüven
Şelalesi ile çevresinde oluşan küçük sevimli gölcükler görülebiliyor.
Buz gibi suda yüzmek isteyenler kendilerini suya bırakabilirler.
Doğanın Muhteşem Kliması
Şahinderesi Kanyonu
Altınoluk’u oksijen çadırına dönüştüren etkenlerin başında Şahinderesi
Kanyonu geliyor. Bölgede hava değişimi sağlayan kanyon, dağdan çektiği
çam kokulu havayı ovaya dağıtırken, denizden aldığı iyot kokulu havayı
dağa çıkartarak bir çeşit baca görevi görüyor. Karşılıklı hava
sirkülasyonunu sağlayan 27 km. uzunluğundaki kanyonun yüksekliği 600
metre. Açık U şekilli aralığı 700 metre civarında. Çevresi şifalı bitki
ve otlarla bezeli olan Şahinderesi Kanyonuna Orman İşletme
Müdürlüğü’nden izin alınarak giriliyor. Rehbersiz gezmenizi tavsiye
etmediğimiz Şahinderesi Kanyonundan 25 km’lik bozuk toprak yol daha
ziyade jeep türü araçlara geçit veriyor.
Kazdağları’na güvenli ve verimli bir gezi için bu bölümün sonunda bu
gezileri düzenleyen Seyahat Acentaları’na başvurunuz. Kendi başınıza
gezmeniz hem yasak, hem de tehlikeli. Sizin için de dağ için de
tehlikeli, lütfen uyunuz.
Kanyonda bekleyen sürprizler
Şahinkale’nin kuzeyine gitmek için Avcılar köyünden orman yoluna
giriliyor. Ormana giriş izninizi görevli bekçiye gösterip köprübaşından
Kışladağı’na varıyorsunuz. Yol üzerinde çok soğuk, kireçsiz, vücut
üzerinde çabucak kuruyan suya sahip gölcükler bulunuyor. Bunlardan biri
olan Dereçatı mevkiinde yüzebilirsiniz. Bu nedenle yola çıkmadan önce
mayo ve havlunuzu yanınıza alın. Su ve kuş sesinden başka ses
duyulmayan bölgede pınar suları hayli bol. Dereçatı suyu çiçek ve kekik
kokularını da beraberinde getirip, yosunlu kayaların kalbinden akıyor.
Biraz ilerdeki pınar ise nane otları arasından aktığı için "Naneli
pınar" ismiyle anılıyor. Kanyonda ilerleyen Gücük Burun, Ağlayan Çam,
Kestane Deresi, Yörük Pınarı, Selvili Mezarlık, Ayı Kapıları, Damla
isimli etapları geçip kabaran iştahınızla Altınoluk’a dönebilirsiniz.
Kanyonun başındaki Bent Otel doğaya uyumlu güzel bir yer. Şahinderesi
kanyonunun çıkış noktasında bir yapay bentten dökülen suların yarattığı
çağıltı ve serinlik Bent Otel’i çekici kılıyor. Bent Otel işletmecileri
Mahmutoğlu kardeşlerden de kanyon ve güzergahınız hakkında bilgi
alabilir, dönüşte de burada mola verebilirsiniz. Zaman uygunsa kuş
cıvıltıları ve su çağıltıları arasında alabalık yemeyi de unutmayın.
Bent Hotel
Tel: (266) 396 10 70 - 396 15 53
BİR KÖY MÜZESİ
Akçay ile Altınoluk arasında Tahtakuşlar Etnografya Galerisi tabelasını
görüp sağa girdiğinizde köyün hemen girişinde bir köy müzesi
göreceksiniz. UNESCO’dan özel ödül almış müzede Türkmen kültürünün iş
aletlerinden giysilerine, çadırlarından ev gereçlerine kadar yüzlerce
ürün sergileniyor. Müzenin kurucusu ve yöneticisi emekli öğretmen
Alibey Kudar ve ailesi çevre hakkında bütün sorularınıza cevap
veriyorlar. Bir de Kaz Dağı’nın çeşitli dertlere deva otlarını toplayıp
kurutuyorlar. Melisa, kandil çayı, karabaldır gibi hoş adları da olan
otlardan küçük bir bedel karşılığı satın alabilirsiniz. Değişik
otlardan oluşmuş pakette her otun üzerinde nasıl kullanılacağı ve neye
yaradığı belirtiliyor. ( Kazdağları’nın şifalı otları ile ilgili geniş
bilgiyi biraz sonra okuyacaksınız. ) Ayrıca elişi giysiler, takılar da
alabilirsiniz. Alibey Kudar hoşsohbet ve çevreyi çok iyi tanıyor,
yörenin bütün efsanelerini ondan dinleyebilirsiniz. Bir resim galerisi
ve kütüphanesi de bulunan Müze haftanın her günü ve günün her saati
açık. (Tel: 0.266.387 33 40 ) Küçük bir ücretle gezebilirsiniz, değer
doğrusu.
KAZ DAĞININ YAMAÇLARI
Kaz Dağı eteklerindeki başka köylere de benzer bir ilgi var. Yörenin
temiz ve bol oksijenli havası, denize yakın, kıyının kalabalığından
uzak oluşu ve serinliği kentlerden bunalan insanları çekiyor.
AYIDERE, SÜTÜVEN, HASANBOĞULDU
Kaz Dağı yamaçlarında bulduğunuz her yoldan arabanızla, her patikadan
yürüyerek yamaçlara doğru çıkabilirsiniz. Bir dönemeçte, bir tepenin
ardında saklanmış bir sürprizle karşılaşırsınız mutlaka. Güzergahlardan
bir kaçını tanıtalım.
Altınoluk - Edremit karayolunun 20. km’sinden sola, dağa doğru Zeytinli
Köyü sapağından girin, 2 km. sonra köyü göreceksiniz. Köyün dağ
yönündeki çıkışından Türkmen köyü Mehmetalan’a devam edip burayı da
geçtikten sonra 12. km’deki köprüye ulaşacaksınız. Köprünün ötesi
Ayıderesi. Kaz Dağı’ndan kaynaklanan dere boyunca yürüyüş çok keyifli.
Küçük şelaleler yaparak vadinin kıvrımlarından akıp giden derenin
çevresinde buz gibi suları ile çeşmeler göreceksiniz. "Misafir Sofrası"
denilen büyük bir kayanın üzerindeki düzlükte 20 kişilik piknik sofrası
kurulabilir. Sofra bir seyir terası gibi şelalenin ve çevrenin
manzarasını görüyor. Köprüden Bigadiç’e kadar devam eden toprak yol
otomobille gidenler için pek elverişli değil. Jeeple veya yürüyerek
devam edenler Beypınarı, Elifkızı gibi hoş şelaleler, güzel piknik
alanları görme şansına sahip olacaklar. Rastlayacağınız köylülere
çekinmeden yol sorabilirsiniz. Çevrenin insanı sevecenlikle yardımcı
olacaktır.
Zeytinli Köyü’nün çıkışındaki dar köprüden hemen sonra sola dönerseniz
3 km. sonra Beyoba Köyü’ne, köyün girişinden sola inen toprak yolu
izlerseniz 2 km. sonra da sekiz metre yükseklikten düşen Sütüven
Şelalesi’ne ulaşırsınız. Çevresi piknik alanı olarak düzenlenmiş
şelalede Orman İşletmesi bir de tesis inşa ediyor.
Derenin karşı tarafından patika yolu izleyerek bir Km. ilerlediğinizde
yörede ayrıntıları değişen hikayelerini dinleyeceğiniz Hasanboğuldu’yu
görüyorsunuz. Aşık olduğu kıza kavuşmak için sırtında kocaman bir çuval
tuzu dağa çıkaran Hasan’ın öyküsünü kime sorarsanız anlatır. (Meraklısı
Sabahattin Ali’nin öyküsünü okuyabilir.) Şelalenin serinliğine ve
aşağıdaki gölcüğün güzelliğine bırakın kendinizi. Gölcükte Hasan’ın
boğulduğunu unutup yüzebilirsiniz. Pek bir tehlikesi yok, suyun
soğukluğundan ürkmezseniz. Gölcükte çok da balık var. Bir küçük olta
ile şansınızı deneyebilirsiniz.
GÜRE
Kaz Dağı’nın eteklerindeki kaplıca merkezi Güre’de eski sokaklar, evler
ve buz gibi sular akan çeşmeleri ve 1880 yapımı camisi karşılar
konukları. Asırlık iki depo restore edildi. Ünlü mimar ve yazar Cengiz
Bektaş’ın yaptığı bin kişilik anfitiyatrolarında düğünlerini yapıyorlar.
Güre eski çağlardan beri bilinen bir kaplıca merkezi. 64 derecedeki
kaplıca suyu ile Roma döneminden kalma Afrodit Termal Tesisleri (Tel:
266.384 19 78) belediyeye ait. Banyolu odaları ve günübirlik
yararlanmak için soyunma ve dinlenme imkanı olan genel banyoları
bulunuyor. Günübirlik yararlanmak için resepsiyondan sıra numarası alıp
kafeterya veya lokantada bekleniyor. Sırası gelen anons ediliyor.
Homeros’un destanında "Bin Pınarlı İda" diye anılan dağın birçok
yerinde çaylar, çavlanlar keşfedebilirsiniz. Pınarbaşı bunların en
bilinenidir. Güre’ye girmeden Taş Köprü’den sola dönüp 3 km.
ilerlerseniz söğüt, kavak, çınar ağaçları ve havayı serinleten çayı ile
güzel bir piknik yerine ulaşmış olursunuz.
Güre’de bir kahveye oturup sorarsanız bizim anlattığımızdan birazcık farklı bir Sarıkız efsanesi daha dinleyebilirsiniz.
Sultan Mehmet’iin İstanbul’u kuşatmaya hazırlanırken gemilerinin
ağacını Kaz Dağı’ndan sağladığı ve bugün çevrede oturan Tahtacıların bu
iş için Toroslar’dan buraya getirildikleri anlatılıyor. O dev ağaçlar
yanıp kül olmuşlar çoktan. Yenileri büyüyor ve yoketmezsek doğa gene
gemiler yapacak ağaçlar yetiştirecek.
KAVURMACILAR KÖYÜ
Güre’nin hemen üst tarafındaki Kavurmacılar Köyü efsanelere konu olmuş
Sarıkız’ın köyüymüş. Her yıl Ağustos ayında köyde kurbanlar kesiliyor,
keşkek dövülüyor, pilav ve nohut pişiriliyor. Çevre köylerden ve
tatilcilerden kim katılırsa misafirdir. Hepsine izzet ikram
gösteriliyor. Yemek üzerine şerbetler içiliyor. Sarıkız’ın ruhuna
mevlüt okunduktan sonra köyün kocamış çınarı altında namaza duruluyor.
Kaz Dağı’nın eteklerindeki diğer köyler gibi Kavurmacılar’ın çevresi de
ağaçlık, yeşillik. Suları bol ve güzel.
Kaz Dağları üzerinde
Ege’den Marmara’ya
Kaz Dağları’nı aşarak Kalkım ve Yenice üzerinden yapılacak yolculuk
Ege’den Marmara Denizi’ne dağ yolundan ulaşmanızı sağlayacak. Yolculuğu
sadece bir yerden bir yere gitmekten ibaret sayanlara önermiyoruz. Ama
yolun her anında yeni bir şeyler görebilen, yeni kokular duyabilenlere
bu yolu öneriyoruz. Normal binek otosuyla yapılabilecek bir yolculuktur
bu.
Edremit’in içinden kuzeye, Kalkım yoluna gireceksiniz. Kalkım Bucağı -
Yenice - Çan yolunu izleyerek Biga’ya ulaşacaksınız. Biga’dan az sonra
Çanakkale-Bursa karayolundasınız.
Edremit’ten 10 km. uzaklaştığınızda zeytinlikler yerini çamlara
bırakmaya başlayacak. Bitki örtüsünün değiştiğini hemen farkedeceksiniz.
Kaz Dağlarına doğru asfalt yolu tırmandıkça bitki örtüsündeki değişim
de devam edecek. 25 Km. yolaldığınızda denizden 900 metre yükseklikteki
Hanlar yöresinde yemek molası veriliyordu. Köyler anlaşamadı ve
yıkıldı. Arazi aracıyla yolculuk edenlere, ( yazın arabasını
esirgemeyen herkese ) burada bir sapma yapıp sola dönerek dağın
zirvelerinden Eybek Dağı’na çıkmalarını öneriyoruz. Zirvede Kazdağı
Göknarı ve mesire alanı göreceksiniz.
Hanlar’dan 10 Km. sonra Milli Parklar Dinlenme Tesisleri’ne ve buradaki
Geyik Çiftliğine ulaşılıyor. Tel örgülerle çevrili koruma alanında her
zaman geyikleri görebilirsiniz.
KALKIM
Şimdi "bu dağbaşında ne arıyorum ?" diye bir soruyu aklından
geçirenlere Kaz Dağları’nın gezginlerine hep sunduğu sürprizlerden
birinden sözedelim. Dağbaşında bir yüzme molasına ne dersiniz? Yok,
derede falan değil, yüzme havuzunda. Orman içinde geniş bir araziye
kurulu İliada Hotel’de. Bisikleti, binicilik, balıkçılık, avcılık, doğa
yürüyüşü veya jeep safariden sizin ilginizi çeken varsa İliada Otel’e
başvurun. ( Tel: 286. 484 77 78 )
Kalkım yakınında bir de kaplıca var. Hıdırlar Kaplıcası’nın 90 dereceyi
bulan suyu şifalı. İki de alabalık çiftliği göreceksiniz.
Kalkım’dan sonra Hamdibey’i 8 Km. kadar geçince yol ayrımı var, sola
dönerseniz Yenice - Çan yolunu izlerseniz. Sağa dönerseniz Balya
üzerinden Edremit - Balıkesir anayoluna çıkarsınız. Biz birinci yola
devam etmenizi öneriyoruz. Yenice’yi görünce şaşıracaksınız, gerçekten
şaşılacak kadar düzenli bir yerleşim. Bu düzenlilik bir talihsizlikten
geliyor.
Yıllar önce bir depremle yıkılıp yeniden yapıldı. İlçe merkezinde bir
Etnografya Müzesi de var. Her yıl Haziran ayının ilk cumartesi günü
"doğa yürüyüşü" yapılmaktadır. Konaklamak isterseniz bir otel de
bulacaksınız. Çan ise bir seramik merkezi. Atölyeleri gezebilir ve
birşeyler alabilirsiniz. Çan’dan Biga’ya, oradan da kuzeye 20 Km’lik
yolla Karabiga’ya, Marmara sahiline çıkabilirsiniz.
BİGA
Biga’da bir mola vermek ya da konaklamayı düşünürseniz, Köşdere Otel’i
bir seçenek olarak gündeminizde olsun. (Tel: 286. 316 58 78)
170 Km. kadar tutan bu dağ yolu yağmurların azaldığı bahar günü size
çok güzel bir gün geçirtecek. Ormanın yanısıra binbir çeşit kırçiçeği
göreceksiniz. Bir denizden çıkıp ötekine ulaşacaksınız. Kalkım’da
konaklamalı bir gezi yaparsanız aceleye getirmemiş olur, daha çok keyif
alırsınız.
İsterseniz bu geziyi Marmara kıyısından başlatarak bizim anlattığımızın
ters yönünde de yapabilirsiniz. İstanbul Yenikapı’dan hızlı feribotla (
Tel: 216. 362 04 44 Bandırma’ya, oradan Kalkım’a ( 2 saat ) giderek
yapabilirsiniz.
Kazdağları(Bin Pınarlı İda) mitolojide çok öyküye konu olmuş. Gerçekten
efsanevi bir dağ. Biz size nisbeten düzgün ve meskun bir güzergah
anlattık.
Maceralı bir yolculuğa ve sürprizlere meraklı olanlara ve tabii sizi
yolda bırakmayacak iyi bir araçla seyahat edenlere önerimiz ise biraz
rasgele yolculuktur.
Bölgede gördüğünüz her köye uğrayabilir, kahve molası verip köylülerle
sohbet edebilirsiniz. Bölge insanı çok cana yakın, konuksever ve
yardıma hazır. Size yüzlerce yıllık, Roma İmparatorluğu zamanında
dikildiği söylenen çamları, şifalı otları bulabileceğiniz yerleri tarif
edecek, dahası yanınıza düşüp götüreceklerdir.
Bölgede köyden köye, hatta anlatandan anlatana değişen efsaneleri de
dinlemiş olursunuz. Sebahattin Ali bu yörede köylülerden
dinlediklerinden koca bir roman yazmıştı.
AKÇAY
Edremit’ten çıkıp Çanakkale’ye yöneldikten kısa bir süre sonra Akçay
çıkacak karşınıza. Akçay’ın merkezi karayolundan 3 km içeride ve deniz
kenarında. Akçay ikinci konutçuların tatil kenti olarak hızla büyüdü.
Kentin yaz nüfusu ile kış nüfusu arasında çok fark var. Deniz temiz,
konaklayacak çok sayıda otel, pansiyon ve tatil köyü bulunuyor.
EDREMİT
Çanakkale-İzmir yolu üzerinde ve Çanakkale’ye 91 km. uzaklıktaki
Edremit, Kurşunlu Cami (1231), Eşref Rumi Camisi ve Emir Ali Türbesi
gibi tarihi eserler yanında bir de müzeye sahiptir. Şehir Kütüphanesi
içindeki müzede Hellenistik, Roma, Bizans Selçuklu ve Osmanlı dönemi
eserleri ile zengin bir silah koleksiyonu var. Antandros antik kenti
kazılarında bulunan tunç vazo üç bin yıllıktır. Müzede Kadiri
tarikatına ait eşyalar ve giysiler de bulunmaktadır.
Edremit’in Akçay-Altınoluk arasındaki sahil şeridi kilometreler boyunca
otel, pansiyon ve yazlık evlerle doludur. Sahil boyunca kuzeye doğru
uzanan yazlıklar karayolu ile deniz arasını kapattığından yol boyunca
ilerlerken deniz kıyısından gittiğinizi göremezsiniz. Hem bu nedenle,
hem de kendi güzelliğinden dolayı sık sık Kazdağlarına doğru girmenizi
öneriyoruz. Güzel havası ve doğası yanında deniz manzarası da sunuyor
ziyaretçilerine. Yöre insanlarına sorarsanız buranın dünyanın öksijen
cenneti olduğunu söyleyeceklerdir.
İDA (KAZ) DAĞI’NIN ETEKLERİNDE
Kaz ( İda ) Dağları, Edremit, Altınoluk, Akçay, Güre yörelerinin
hazırlanmasındaki katkılarından dolayı Sayın Erinç Ersöz’e ve Mesut
Mahmutoğulları’na teşekkürlerimizle.
Efsaneleri ile ünlü Kaz Dağlarına çıkarken birbirinden güzel şelaleler
ve göletler göreceksiniz. Jakuzi tesirli şelalelerin altında yıkanıp
dinçleşmek isterseniz mayonuzu yanınıza almayı unutmayın. Buz gibi
sularıyla sütüven şelalesi en çok rağbet gören yerlerin başında geliyor.
Akçay
İDA’DA DÜNYANIN İLK
GÜZELLİK KRALİÇESİ
SEÇİMİ
Kral Priamos’un bir kuşkuyla dağda ölüme terkettiği oğlu Paris bir ana
ayı tarafından emzirilerek kurtarılır, büyüyüp yaman ve güzel bir
delikanlı olur.
Bir gün güzeller güzeli tanrıçalar Hera, Athena ve Aphrodite arasında
kimin en güzel olduğu konusunda kavga çıkar. Kavgayı çözümlemek üzere
Zeus Paris’i görevlendirir. Paris birbirinden güzel üç kadın arasında
seçimi nasıl yapıp, elmayı kime vereceğini düşünürken belki de dünyanın
ilk rüşvetlerinden biri de devreye girer: Hera, Asya ve Avrupa
krallığını; Athena savaşta dünyanın en büyük yiğidi olmayı ve insanüstü
bir aklı vadederler. Aphrodite ise "Benden sana en güzel kadının
sevgisi" der. Paris krallığı, kahramanlığı bir yana itip sevgiyi seçer
ve Aphrodit’e uzatır elmayı. Böylece dünyanın ilk güzellik kraliçesi
seçimi sonuçlanır.
BİR TÜRKMEN EFSANESİ:
SARIKIZ’IN ÖYKÜSÜ
Bu da bir Türkmen söylencesi. Bütün söylenceler gibi farklı farklı anlatılıyor. Biz birini aktaralım:
Dağlarda kendisi koyun, kızı da kaz çobanlığı yapan bir garip adem
yaşlanır ve kızını bir aileye emanet ederek hacca gider. Hac dönüşü
kızı hakkında çekemeyenlerin dedikodularını duyar. Baba kızını canına
kıymak için dağa götürür. Yolda köylüler hakaret edince kız "Suyunuz
soğuk, kızınız kavruk" olsun diye ilenir. Tepeye çıkarlar. Baba abdest
almak için su ister kızından, kızın verdiği su tuzludur. Dağın
tepesinden uzanıp denizden doldurmuştur tası. Baba kızının erdiğini
anlar, çok üzülür, pişman olur. O sırada dağın üstüne kocaman kara
bulutlar çöker. Bulutlar kalktıktan sonra gelen çobanlar babayı ve kızı
ölmüş bulurlar. Babanın öldüğü yere Baba Dağı, kızının öldüğü yere
Sarıkız Tepesi derler ve türbe yaparlar. Türkmenler halen Sarıkız
Tepesi’ne gidip kurban keserler, adak adarlar.
KAZ DAĞI’NIN ŞİFALI OTLARI
Edremit Körfezi’nin zeytininin ve zeytinyağının ününü herkes bilir de
Kazdağları’nın şifalı otlarını bilmeyenler vardır diye hatırlatalım
dedik. Kazdağının eteklerinde bir tatil yöresine giderseniz yolunuz
mutlaka dağlara doğru düşecektir. Binbir efsanesiyle, zeytinlikleri ve
çam ormanlarıyla Kazdağlaları sizi çağırır zaten. Kazdağlarında
yapacağınız gezi sırasında şifalı otlar toplayabilirsiniz. Dahası
sadece ot toplamak için dağda dolaşabilirsiniz.
Önce bulabileceğiniz yüzlerce şifalı ottan başlıcalarını kısaca tanıtalım:
Kuşburnu, ısırganotu, mor kekik listenin başlarında yer alıyor. Isırgan
otu çoğunuzun bildigi ısırgan. Son yılların gözde şifalısı. Enerji,
vitamin takviyesi yanında mide, barsak, böbrek, ramatizma, gut yanında
kansere karşı da kullanılıyor. kepekli saçlara da iyi geliyor.
Oğul otu, sinir sistemi bozukluklarından doğan hastalıklara; Sığır
kuyruğu solunum yolu hastalıklarına iyi geliyor. Avrupa’da zadece
bitkilerden hazırlanan ve kimyasal katkılar olmayan ilaçlardan başka
ilaç vermeyen doktorlar ve satmayan eczanelerin gittikçe çoğaldığını
hatırlatalım. Üstelik atalarımızın binlerce yıllık deneyimlerine de
kulak vermekte yarar var. Hekimliğin piri Lokman Hekim’in de
kulaklarını çınlatalım.
Papatya, rezene tohumu, adaçayı, yabani nane ve daha bir çok ot çeşidi sizi bekliyor.
Kentlerde büyüyüp otları bırakın tanımayı hiç görmemiş olan Kazdağı
konuklarına özel turlara katılmalarını öneririz. Üstelik Kazdağlarında
gezmek izne bağlı. Kendi başınıza çıkmanız yasak. ( Bu yasağa kızanlara
hem doğanın hem de insanların korunması için bu tür planlamaların
gerektiğini düşünmelerini öneririz.)
Bu konuda bölgede faaliyet gösteren iki seyahat acentasını
arayabilirsiniz. Mare - Monte - ( Mare Monte Hotel - Erinç Ersöz )
Altınoluk / Edremit Tel: (266) 396 17 30 İstanbul’dan da turlar
düzenleniyor.
Yakamoz- Bent Hotel -Altınoluk / Ufuk Hanım ve Osman Bey Tel : ( 266 ) 396 15 53 - 396 10 70
Ben dağlara tırmanmadan bu otları nasıl bulurum diyenler ise
Türkiye’nin ender köy müzelerinden biri olan Tahtakuşlar Müzesi’ne
başvurabilirler. Alibey Kudar Tel : ( 266 ) 387 33 40. Bu özel müzede
Kazdağlarının şifalı otlarını küçük bir bedel karşılığında satın
alabilirsiniz. Üstelik kullanım tarifleri ile birlikte. ( Altınoluk
sayfalarımıza bakınız.)