| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Yörelerimiz Memleketimiz yörenize,yakın,gezilecek,görülecek,Tatil Yerleri,turistlik Otel Rehberi, Gezi Tatil Köyleri,

Yörelerimiz Memleketimiz yöreniz, Tatil Yörelerimiz ,gezilecek,Tatil,Kamp Var - Kamp Yeri, Çadırla kamp yapmak, Türkiye Kamp ve Karavan,Türkiye Tatil Yerleri Oteller, hoteller, rezervasyon, ucuz otel, turizm ,Otel Rehberi ,Gezi Tatil Köyleri, Ucuz Tatil ,Tatil Turları,

4 "illerimiz" etiketi kullanan gönderi "illerimiz" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Anamur ve Bozyazı ya Nasıl Gidilir Ne Yenir Nerde Kalınır Resimleri

GEZİYORUM
Muz Kokulu Antik Kent Anamur;
Antalya'nın ilçesi Gazipaşa'yı sahil yoluyla doğuya doğru bitirdiğiniz anda Mersin il sınırları içine Kaledran muz denizi ile giriyorsunuz. Bir tarafınız Akdeniz, diğer tarafınız Toros Dağları, sağlı sollu muz bahçeleri arasında, görsel lezzeti fazla olan bir güzergâhla muz meyvesinin vatanı Anamur'a yaklaşıyoruz.


Anemurium antik kenti ilk gördüğümüz ören alanı oluyor. Eski Anamur olan bölge, günümüzde antik kent olarak gezilirken bir yandan da antik kentle bütünleşerek denizin tadını çıkaranların mekânı olarak rağbet görüyor. Bir buçuk km boyunca uzanan Sur kalıntıları, su kemerleri, konutlar, nekropol alanı, odeon, tiyatro, kilise yapıları, halk hamamı günümüze gelebilen eserler arasında görenleri ihtişamları ile büyülüyor.
İlçe merkezine doğru yola devam edenleri bu defa kavşakta bir kadın heykeli omzunda tuttuğu kangal muzlarla karşılıyor. Meydanda soldan içeri girenleri Anamur ilçe merkezine, sağdan denize dönenlere sahile yol gösteriyor. Her iki tarafında kendine has özellikleri ve de güzellikleri bulunuyor. Usuldendir biz gezimize sahilden başlıyoruz. Oldukça temiz bir ilçe olan Anamur sahilinde kilometrelerce geniş kumsallı plajlar uzanıyor. Dünyanın en güzel renkli ve en temiz denizlerinden birine sahip olan Anamur'da kıyı boyunca sahilden, denizden yararlanmaya gelenler için konaklama tesisleri, restoranlar, akşam saatlerinde trafik girişine kapatılan bir yürüyüş güzergâhı yer alıyor. Sahili ikiye ayıran dikine iskele, kendisine bağlanan günübirlik geziler için bekleyen tekneleri ağırlıyor. Biraz gerisinde Anamur Turizm Derneği yer alırken ziyaretçileri bilgilendirip yönlendiriyor, daha da gerisinde Anamur Müzesi bölgenin tarihini gözler önüne seriyor. Sahil yoluna devam ediyor ve karşımızda tüm görkemiyle Mamure Kalesini buluyoruz. Yalı kale asırlardır Akdeniz'in dalgalarına karşı koyarken bugün bile hala görev yapabilecek sağlamlığı ile zamana meydan okuyor. Anamur Mersin karayolu üzerinde ve Anamur'a 8 km mesafede bulunan üç bölümlü kalenin içinde 39 kule, bir cami, bir hamam ile kale içi gezilerde burçlara çıkıp, surlar üzerinde yürüme imkânı bulunuyor. Mamure Kalesinin 300 metre kadar açığında ise "Martı Adası" denilen küçük bir kara parçası görülüyor. Ada içinde tatlı su pınarının bulunması nedeniyle martıların mesken tuttuğu ada için anlatılan birçok efsane içki masalarında sohbet konusu olmaya devam ediyor.
(Efsaneye göre kale komutanın kızı bir gence âşık oluyor, birbirlerine ulaşamayan kız ile genç arasında ki mektupları bu adada yaşayan martılar taşıyor. Önceleri evliliğe karşı çıkan babasından nihayet evlenme iznini alan kızın, gence gönderdiği son mektubunu martılar bu adadaki suya düşürüyorlar, mektup kayboluyor, müjdeli haber gence ulaşamıyor, martılar hala bu küçük adada bekliyor olmaları suya düşen mektubu arıyorlar ifadesiyle yorumlanıyor).
Mamure kalesinin yol tarafında pansiyon ve oteller, restoran ve kır lokantaları hizmet verirken biz sahil yolumuza devam ederek hafif bir rampa çıkıyor, Kalenin görkemli görüntüsünü bir de tepeden seyrediyoruz. Pullu Orman Kampı ve sahil tarafında devamında Mağidus liman kentini, biraz ilersinde Toslaklar Koyunu görüyoruz. Günübirlik kullanım alanı olarak değerlendirilen Toslaklar Koyunda çeşitli kır lokantaları kamp sahaları bulunuyor. Kum zeminli, korunaklı, sığ koyun en büyük özelliği ise, koy hiç mi hiç dalga tutmuyor. Yolun 500 metre içersinde kalmasıyla pek dikkat çekmeyen, tatilcilerin huzurlu ve sakin gizli cenneti, kışın doğu rüzgârı, yazın çiğ yeli denen hafif esinti alıyor. Nisan, Kasım arası tatil sever aileleri, kampçıları ağırlıyor. Toslaklar Koyu karşısına rastlayan bir başka koyda ise oldukça şaşırtıcı bir ağaç görme imkânı bulunuyor. 34 yaşında olup İsrail Kauçuğu olarak anılan devasa büyüklükte ki ağaç Türkiye'de örneği olmayan çok farklı yapısıyla hayret uyandırıyor. Yurt dışından getirilip sadece üç yere dikilen ve diğer ikisinin akıbeti bilinmemekle beraber Toslaklar Koyunda ki üçüncü ağacı uzmanlar "Türünün en büyük ağacı, korunması gereken anıt ağaç olarak" değerlendiriliyor. Garip gövde yapısının yanı sıra, denize doğru yatay yayılan kökleri ile şaşırtıcı dallara sahip olan ağacın bir başka özelliği ise, yaprakları altında oturanlara rüzgârı vantilatör gibi üflüyor olması! Ağacın küçük, tatlı, incir lezzetinde siyahlaşınca yenebilen meyveleri de bulunuyor.
Yola devam dağ tarafında bir başka kale, bu defa çift sıra inşa edilmiş surlarıyla dikkat çekiyor, adı Softa Kalesi. Oldukça yüksek, gün batımını en son gören bir noktada, çevreye hâkim manzarası bulunduğu yere imrenme duygusu uyandırıyor.
Yolumuz üzerinde bir başka cennet olan Bozyazı bulunuyor, biz Bozyazı'ya geçmeden önce geri dönüp Anamur ilçe merkezini, Toros'lara doğru tırmanırken gerçekten görülmesi büyük zevk veren değerleri gezecek yazı sonunda Bozyazı'ya tekrar döneceğiz.
Anamur'da arayan gözlerle bakarsanız birbirinden farklı güzellikte sivil mimari evler ilginizi çekecek. İki ve üç katlı olarak yapılmış asırlık ve daha fazla yaşlı evlerde ortak özellik cumbalar, çıkmalar, silindirik, kare tabanlı konik şapkalı bacaları ile ker***, ahşap malzeme kullanılarak yapılmış olmaları. Zeminde ahır üzerine iki katlı yapılarda üst katlar oturma yerleri orta sofadan köşelerdeki odalara açılan kapılar, birbirini dik kesen haç planlı sofalar. Yörede "Köşk" olarak adlandırılan yapıların tavan göbekleri köşeler, yüklük, dolap, ayna kenarları, ince çıtalarla Barok şekilde dekore edilmiş. Tavan ve duvarlar bitki ve hayvan figürleri ile süslenmiş.
Her biri kendi türünün emsalsiz güzellikte ender kalmış değerlere sahip olan Köşk, Konak, Dam, Sayvanlar, acil önlem alınmasa yakında bir bir kaybolmaya mahkûm görünüyorlar. Sihirlitur gelecek kuşaklara gösterebilmek, yaşatabilmek amacıyla bu evlere sahip çıkılması amacıyla harap durumdaki evlerden örnek sunmayı görev sayıyor.

Anamur ilçe merkezi sivil mimari özellikleri dışında capcanlı ve renkli bir yaşantıya sahne oluyor. Eğer pazarın kuruluş gününe denk geldiyseniz Anamur'da tam anlamıyla renk cümbüşü içinde kaybolabilirsiniz. Akdeniz güneşiyle nar gibi kızarmış domatesler, dalından henüz kopmuş çarliston biberler, karpuzlar, muzlar, yeşilden de yeşil fasulyeler, kadife görünüşlü patlıcanlar neredeyse bir yazlık alıp Anamur'a yerleşmeyi düşündürecek kadar albenili görünüyorlar. Hiçbir şey almasanız bile bolluk ve bereket emsali Anamur pazarını gezmek, yöresel ürünleri görmek zevk veriyor. Pazarın gediklileri yazlık şortları ile geliyor, pazar çantalarını, poşetleri dolduruyor, yazlıkların ihtiyaçlarını ekonomik fiyatlarla karşılıyorlar. Artık ilçe merkezinden ayrılıp önce bir mağara gezisine sonra da Dragon Çayında bizi bekleyen sürprize gideceğiz.

Köşekbükü Mağarası
Anamur Otogarından şehir merkezine çıkarken ilk ışıklardan sola dönüyor, Belediye yolunun bittiği yerden Anamur'un kuzey doğusuna, Ovabaşı Köyüne doğru 9,5 km yol alıyoruz. 225 yıllık geçmişi olan mağaranın astım ve bronşite iyi gelen havası ile doğurganlık yarattığı inancının hâkim olması nedeniyle kısır kadınlara da tavsiye ediliyor. Köşekbükü Mağarasının 500 metre kare alanı içinde üç bölüm bulunuyor.
Birinci bölüm şifa bölümü. Damlayan su birikintilerinden oluşan bu bölüm sarkıt ve dikitlerle biçimlenmiş. Nem oranı % 60, ısı 18 derece, basınç 761 smm. İkinci bölüm Huzur Bölümü olarak anılıyor. Yelpaze şeklinde sarkıtlar ve heykel şeklinde dikitlerle iki galeriye ayrılıyor. Oldukça sakin olması bu ismi almasına neden olduğu belirtiliyor. Flaşsız fotoğraf çekmeye pek de müsait olmayan ama ışıklandırılmış ve rahat yürünebilir bir gezi galerisine sahip olan mağara girişine yerli turist bir YTL, yabancı turist iki YTL ödüyor.

Sevgi Su Parkı
Anamur'a 20 km uzaklıkta bulunup asfalt yolla ulaşılan Çaltıbükü Köyü tam anlamıyla dinlendirici eğlenceli bir su parkı niteliği taşıyor. İsterseniz günübirlik kullanım alanı olarak mesire yeri gibi piknik yapabiliyor, su kaydıraklarına çıkıp 30 km uzaktan doğup gelen Dragon çayına kayarak girip serinliyor, kiremitte hazırlanan balıklardan yiyebiliyor, isterseniz bu tatil zevkini uzatmak için pansiyonda konaklama yapabiliyorsunuz. Dragon çayında yüzmenin yanı sıra, kayıkla dolaşmak kürek çekmek elektrik üreten değirmeni görmek, çevrede geziye çıkmak gibi imkânlar bulunuyor. Yemekleri "Ne Yenir" bölümünde anlatmak üzere Sevgi Su Parkı'ndan ayrılıyor bir başka mola yeri olan tarihi Ala Köprüyü görmeye gidiyoruz. Anamur Ermenek karayolunun 13. km sinde yer alan köprü 19.65 metre açıklığı ile tek gözlü olup antik taş yapısıyla hala kullanılıyor. 54 metre uzunluktaki köprüyü orta tepe noktada araçlar sert bir dirsekle aşıp karşı tarafa geçiyorlar. Altta ise piknik yapanlar, ördeklerle beraber Dragon Çayında yüzenler, balık tutanlar vakit geçiriyor, araçlarını park edenler, kır lokantalarında serinliğin tadını yemeklerle bütünleştiriyorlar. Dragon Çayı 20 km sonra Anamur'da denizle buluşuyor, içinde balıkçı ve gezi tekneleri dolaşıyor. Çay, Çaltıbükü'nde gördüğü ilgi nedeniyle denize alternatif rakip gibi sayılıyor.

Yaylalar yaylalar
Anamur ve Bozyazı'dan ulaşılan yaylalarda ise bambaşka bir hayat yaşanıyor. Sahil kesimine göre deniz seviyesinde 1000 metre den fazla yükseklikte bulunan yaylalar, serin havasıyla yaz sıcağından kaçanların gözde mekânları sayılıyor. Asfalt yollarla virajlı ve yokuşlu olmasına rağmen çabuk ulaşılan yayla köyleri manzaraları ile de cazip görünüyor. Halkalı, Abanoz yaylarında hızlı bir yapılaşmanın olduğu gözleniyor. Karaçam, kızılçam, sedir, köknar, ardıç, meşe, şimşir, çınar, Akdeniz'e özgü makiler le kaplı alanlarda sincapların eşlik ettiği yolun sonunda ilginç kaya yapılı ile dev mağaralar, su pınarı, su değirmeni, toprak, ker*** köy evleri, çeşitli kalıntılar ilgi çekiyor. Kır kahveleri, oğlak kavurma yapan lokantalar yaylanın bünyesinde saklı özellikleri, kendilerine has misafirperverliklerle sergiliyorlar.

Bozyazı
Demir direkli saat kulesinden sahil kesimine dönünce, önce pazaryeri sonrada Bozyazı Çayında zaman içersinde yıkılmış antik köprünün yerine inşa edilmiş yenisi üzerinden geçerek Bozyazı sahiline ulaşılıyor. Yazlık villaların yanı sıra sahilde önce birkaç eski ev, mimarisi, özellikle baca yapıları ile dikkat çekiyor. Ana karanın en uç noktasında yer alıp, üzerinde antik kalıntılar barındıran Nagiduda Adası, Nagidos adıyla bölgenin en eski kentlerinden biri olma özelliği ile tanınıyor. Adayı sahile bağlayan ince yolun her iki yanı ise günümüzde plaj olarak kullanılıyor. Arka planda yer alan harap durumdaki antik taş yapılar ise turizm için umut vaat ederken, kendilerine uzanacak yardım ellerini büyük bir sabırla bekliyorlar.

Aydıncık
Anamur'a Anemurium antik kenti ile girmiştik yine bir antik kent olan Kelenderis ile çıkıyoruz. Aydıncık ilçesi içinde bulunan Kelenderis, güney Anadolu kıyılarının en iyi limanlarından biri olarak anılıyor. Günümüzde aynı alanda yapılmış bir marina, çevresinde dangalak ağaçları, yamacında ise halen kazı çalışmalarının sürdürüldüğü antik alan bulunuyor. Sur kalıntıları, liman hamamı, Roma çağı tiyatro, antik mezarlar görülebiliyor. Kelenderis anıtsal mezar ise Aydıncık'dan Silifke yönüne giderken sola ayrılan yolun 100 metre içinde apartmanlar arasında yer alıyor. 3 ana bölümden oluşan anıtın asıl mezar odası, şimdi toprak altında olan alt katta bulunuyor. Korumak amacıyla etrafı tel örgüyle çevrili olan dört ayaklı Roma Çağı anıtsal mezarın piramidal çatısı, bugün yok olan tepesinde taç biçimli korint başlığın yer aldığı belirtiliyor.
Yola İstanbul'dan çıkanlar Çamlıca gişelerden Sakarya, Bilecik çıkışına kadar otoyolu kullanarak gelebilirler. Bilecik yolu trafik yükü ağır birçok yeri araç sollamaya müsait olmayan rampa ve virajlarla geçiliyor. Bilhassa Bilecik yaklaşımında araç hızını radar tuzaklarına karşı kontrollü tutmak gerekiyor. Kütahya çevre yolu ile Afyon Antalya sapağına gelenler için Cumhuriyet veya Varan Tesislerinde mola verme ve yemek yeme imkânı bulunuyor. Arzu edenler Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ordular İlk hedefiniz Akdeniz" komutunu verdiği Başkomutan Milli Parkını da gezebiliyorlar. Yolun Antalya ya olan kısmı daha rahat geçilirken Burdur bölümü ve Antalya yaklaşımlarında trafik kontrolüne karşı hızınızı artırmamalısınız. Antalya girişinde portakal heykelli kavşaktan sola dönerek ayrılan Alanya yolu çeşitli trafik ışıklarıyla sık sık kesintiye uğruyor. Alanya yaklaşımında ise trafik yükünü daha şimdiden kaldıramaz bir görüntü çiziyor, gelecek yıllar için erken tedbir almaya zorluyor. Alanya çevre yolu sahile girmeden oteller, apartmanlar arasından geçerek Gazipaşa yoluna bağlanırken üçüncü bir bay pass yola ihtiyaç duyulacağa benziyor. İki şeritli Alanya- Mersin yolu acil genişletilmesi, hatta bu iş için çok geç kalınmış izlenimi uyandırıyor. Gazipaşa'dan sonra sahil yolu virajları, rampalar başlıyor. Anamur, Silifke'ye 138, Bozyazı'ya 16, Gazipaşa'ya 79, Aydıncık'a 52, Alanya'ya 125 km uzaklıkta bulunuyor.Otobüs yolculuğunu tercih edenler için Metro, Pamukkale, Özkaymak, Anamur, Zafer firmaları sefer yapıyor. İstanbul - Anamur yolculuğu 16 saat, Ankara - Anamur arası 10 saat sürüyor. Antalya ve Anamur arası saat başı sefer yapılıyor.

Ustam Restoran
Anamur'da farklı bir ortamda yemek yemek isterseniz Bozdoğan Köyü Kale yanında hizmet veren Ustam Restoran öğle veya akşam yemeği için gerek mönüsü gerekse manzarası, konumu, atmosferi ile unutulmaz güzellikler sunuyor. Kıyının denize doğru kumsal uzantısı üzerine kurulan masalara yerleşenler, adeta denizin içine masa kurmuşçasına oturuyor ve kum zemine basıyorlar. Denizden gelen hafif esintiyle yazın bunaltıcı gecelerinde üşümeden serinlerken şamdan ışığında aydınlanan masalarda dalga sesine karışan hafif müziği dinliyor, karşınızda ki Mamure Kalesinin göz dolduran siluetini seyrediyorsunuz. Ayın dolunay zamanı ise kumsal ve kale mehtap ışığı ile yıkanıyor. Yöresel ızgara balık çeşitleri, yoğurtlu semizotu, yoğurtlu patlıcan, haydari, zeytin salatası, acılı Antep ezme, tulum peyniri ceviz, süzme yoğurt, şakşuka gibi soğuk meze çeşitleri rakı ve deniz kokusuna karışıyor…
Tel No: 0(324) 827 23 33-34

Köşekbükü Mağara girişi yanında küçük bir lokanta hizmet veriyor. İçinde Şark Köşesi gibi bölümler yer alıyor. Yazın hava akımı nedeniyle balkonu serin oluyor. Çevresinde ağaçlık piknik sahası yer alıyor, soğuk suyu olan kaynak su çeşmesi de var. Gözleme, menemen, sıkma, börek türü yiyecekler, köy ayranı, meşrubat bulunduruyor. Köylülerin yapıp bıraktığı çok canlı renklere sahip kilimler satılıyor. Küçük bir kilim 400-500 YTL ile fiyatlandırılıyor.

Sevgi Su Parkı
Anamur çıkışı Ermenek yolu ile gidilen Çaltıbükü'ndeki mesire yeri yıl boyu hizmet veriyor. Milli Park sahası içinde çevrede geyik yetiştiriliyor. Aracınızı meydana bırakıyor, merdivenlerden inerek Dragon çayı vadisine geliyorsunuz. Çay boyunca paraleline konulmuş masalarda evden getirdiklerinizi yiyebiliyor veya garsona siparişlerinizi verebiliyorsunuz. Balık yaşatma havuzlarında 350 gram Gökkuşağı Alası denilen alabalıklar bulunuyor, bu balıkları ızgara veya kiremitte bol tereyağlı olarak pişiriyorlar. Pişirme sırasında meşe kömürü kullanılıyor, Mersin Kiremidi denilen toprak güveçlerde 5-10 kişilik olarak hazırlanıyor. Pişirme sırasında Kebapçı Mustafa Çal içine patates, soğan, sarımsak, yeşilbiber, limon gibi garnitürler ilave ediyor. Alabalığın tanesine 4 YTL fiyat ödeniyor. Et, Tavuk, lahmacun, kaşarlı pide de sipariş verilebiliyor. Restoranın önünde etnografik eserlerle dekore edilmiş, kış için kapalı salonu da bulunuyor. Pınar suyu ise soğukluğu ile dikkat çekiyor.
Mehmet Nuri Çelik. Tel no: 0(324)832 57 52

Batırık
Anamur ve Bozyazı gibi yerlerin yerel yemeği "Batırık" Birçoğunun kısır olarak bildiği yiyeceğin salça, domates suyu gibi soslu ilavesine benzeyen şekline deniyor. Bir tür yaz yemeği olan ve hafif olup iştah açan batırık, maydanoz, karnabahar da içeriyor, acı biber turşusu ile birlikte kaşıkla yeniyor.

Anamur Muzu
Kokulu, küçük muzları Kaledran'dan itibaren yol üzerinde ki tezgâhlarda daha sık olarak görebiliyor, satın alabiliyorsunuz. Muzlar için yöre halkı "muz doğurdu" ifadesini kullanıyorlar. Gece sessizliğinde bu doğumda ki çatlama sesleri daha rahat duyulurken yapraklar arasından kangallar iki günde çıkıyor. İlk hali yeşil olan muzlarda parmaklar oluşuyor, bıçakla kesilen muzlar özel soğutulan klimalı depolarda sarartma i
şlemi gerçekleştirilerek satışa sunuluyor. Besleyici, tok tutucu özellik taşıyan muzun lekesi asla çıkmıyor.
Eşek Muzu denilen ekşi elma gibi mayhoş olan çeşitleri ise şeker hastalarınca tercih ediliyor, daha pahalı satılıyor.

Hotel Bella (Anamur)
Kürşat Caddesi, Yasemin Sokak no 5. İskelede hizmet veren 18 oda, 42 yatak kapasiteli otel denize 100 metre uzaklıkta bulunuyor. Klimalı, uydu yayın TV li odalarda konaklayanlar açık büfe sabah kahvaltıyı otelin nar ağaçlı gölgeli arka bahçesinde yapıyorlar. Sabah kahvaltısında peynirli sigara böreği kızartılıp masanıza sıcak sıcak servis ediliyor. Otel önüne park eden konukların araçları tertemiz yıkanıyor.
Hotel Bella. Tayfun Eser. Tel: 0(324) 816 47 51

Eser Pansiyon (Anamur)

Denize 70 metre uzaklıkta, ekonomik fiyatları, temizliği, aile ortamı ile tercih ediliyor. İnönü Caddesi No: 6 İskele, Anamur
Tel: 0324 8142322 - 0324 8149130

Sevgi Su Parkı
Sevgi Su Parkındayıl boyu hizmet veren 12 yataklı küçük bir pansiyon bulunuyor.
Kişi başı yarım pansiyon konaklama için 25 YTL fiyat ödeniyor.
Mehmet Nuri Çelik. Tel: 0(324) 832 57 52

Toslaklar Koyu Kamp Alanı.
Çadır kurmak isteyenler günlük 10 YTL çadır yeri kirası ödüyorlar.
Naim Tolsak Tel: 0532 642 99 03

Hotel Anemurium (Anamur)
8'i süit 24 tek kişilik 10 apart, 32 çift yatak kapasiteli odalarıyla 170 kişiye hizmet veren otel Bozyazı da bulunuyor. Otelin restoran, bar, disko, sauna, Türk hamamı, spor sahaları, toplantı salonları, açık ve kapalı yüzme havuzu, disko, kapalı otoparkı bulunuyor. Hotel Anemurium Tel: 0(324) 851 70 10

Vivonco Hotel (Anamur)

Tel: 0(324) 851 42 00

Mamure Hotel ( Bozyazı)
Tel: 0(324) 851 54 00

Anamur'da çok sayıda eğlence yeri, disko bulunuyor.

Anamur itself is a modern town and not interesting except for the nearby Anemurion, the Anamur Castle and a decent but not very inviting beach.

Anemurion (Greek for Windy Spot) is on Cape Anamur, which is the Southernmost point of the Turkish coast in the Mediterranean Sea. Of Greek origin it was incorporated in the Roman Empire in 72 AD. In 650 the Arabs destroyed it completely. In the 12th and 13th century Armenian kings repopulated it, integrating the Castle 6 kilometres hence. The present ruins provide an aspect of a ghost town. It contains several mosaics that I unfortunately could not see, since there was no guard around to open doors and such. Better luck some other time.

ANAMUR

Anamur, modern bir ilçe. Yakın mesafede bulunan Anemurion, Anamur Kalesi ve temiz olan ama pek de çekici olmayan sahili dışında, çok ilgi çekici bir yer değil.

Anamur Burnu�ndaki Anemurion (rüzgarlı yer anlamına gelen Yunanca bir sözcük), Akdeniz�de, Türkiye kıyılarının en güneydeki noktasını oluşturuyor. Kökeni Yunan olan Anamur, MS 72�de Roma İmparatorluğuna katıldı. 650�de, Araplar şehri tamamen yok etti. 12. ve 13. yüzyıllarda Ermeni kralları, orayı yeniden yerleşime açtı ve 6 kilometre uzunluğunda bir kale inşa etti. Şimdiki kalıntılar, bir hayalet kasabası görüntüsü yaratıyor. Açık kapıların etrafında herhangi bir nöbetçi vs olmadığından, ne yazık ki oradaki bir çok mozaiği görmeyi başaramadım. Başka bir zaman daha şanslı olurum umarım.
Türkçe çeviri: Melek Emir. Katkılarından dolayı teşekkür ederim.

Anemurion -also called Anemurium - near Anamur
Anemurion -also called Anemurium - near Anamur
Anamur mrt 2008 5180.jpg
Anamur mrt 2008 5180.jpg
Anamur mrt 2008 5239.jpg
Anamur mrt 2008 5239.jpg
Anamur mrt 2008 5182.jpg
Anamur mrt 2008 5182.jpg
Anamur mrt 2008 5186.jpg
Anamur mrt 2008 5186.jpg
Anamur mrt 2008 5187.jpg
Anamur mrt 2008 5187.jpg
Anamur mrt 2008 5189.jpg
Anamur mrt 2008 5189.jpg
Anamur mrt 2008 5190.jpg
Anamur mrt 2008 5190.jpg
Anamur mrt 2008 5191.jpg
Anamur mrt 2008 5191.jpg
Anamur mrt 2008 5192.jpg
Anamur mrt 2008 5192.jpg
Anamur mrt 2008 5195.jpg
Anamur mrt 2008 5195.jpg
Anamur mrt 2008 5205.jpg
Anamur mrt 2008 5205.jpg
Anamur mrt 2008 5213.jpg
Anamur mrt 2008 5213.jpg
Anamur mrt 2008 5208.jpg
Anamur mrt 2008 5208.jpg
Anamur mrt 2008 5209.jpg
Anamur mrt 2008 5209.jpg
Anamur mrt 2008 5210.jpg
Anamur mrt 2008 5210.jpg
Anamur mrt 2008 5206.jpg
Anamur mrt 2008 5206.jpg
Anamur mrt 2008 5217.jpg
Anamur mrt 2008 5217.jpg
Anamur mrt 2008 5218.jpg
Anamur mrt 2008 5218.jpg
Anamur mrt 2008 5219.jpg
Anamur mrt 2008 5219.jpg
Anamur mrt 2008 5220.jpg
Anamur mrt 2008 5220.jpg
Anamur mrt 2008 5226.jpg
Anamur mrt 2008 5226.jpg
Anamur mrt 2008 5224.jpg
Anamur mrt 2008 5224.jpg
Anamur mrt 2008 5221.jpg
Anamur mrt 2008 5221.jpg
Anamur mrt 2008 5222.jpg
Anamur mrt 2008 5222.jpg
Anamur mrt 2008 5223.jpg
Anamur mrt 2008 5223.jpg
Anamur mrt 2008 5228.jpg
Anamur mrt 2008 5228.jpg
Anamur mrt 2008 5232.jpg
Anamur mrt 2008 5232.jpg
Anamur mrt 2008 5233.jpg
Anamur mrt 2008 5233.jpg
Anamur mrt 2008 5235.jpg
Anamur mrt 2008 5235.jpg
Anamur centre
Anamur centre
Anamur from distance
Anamur from distance
Anamur Castle
Anamur Castle
Anamur Castle
Anamur Castle
Anamur Castle
Anamur Castle
Anamur Castle
Anamur Castle
Anamur Castle
Anamur Castle
Anamur Castle
Anamur Castle
Anamur Castle courts
Anamur Castle courts
Anamur Castle courts
Anamur Castle courts
Anamur Castle courts
Anamur Castle courts
Anamur Castle courts
Anamur Castle courts
Anamur Castle courts
Anamur Castle courts
Anamur Castle courts
Anamur Castle courts
Anamur Castle courts
Anamur Castle courts
Anamur Castle courts
Anamur Castle courts
Anamur Castle courts
Anamur Castle courts
Anamur Castle courts
Anamur Castle courts
Anamur Castle inner walls
Anamur Castle inner walls
Anamur Castle view
Anamur Castle view
Anamur Castle view
Anamur Castle view
Anamur Banana seller
Anamur Banana seller
Bozyazı � Softa Castle
Bozyazı � Softa Castle
Bozyazı - Softa Castle
Bozyazı - Softa Castle
Bozyazı - Softa Castle
Bozyazı - Softa Castle
Bozyazı - Softa Castle
Bozyazı - Softa Castle
Bozyazı - Softa Castle
Bozyazı - Softa Castle
Bozyazı - Softa Castle
Bozyazı - Softa Castle
Bozyazı - Softa Castle
Bozyazı - Softa Castle
 
 Bozyazı resimleri:

 
 
 

 

 

 

ALTINOLUK-GÜRE-AKÇAY-EDREMİT-KALKIM

ALTINOLUK-GÜRE-AKÇAY-EDREMİT-KALKIM

ALTINOLUK

Bölgenin en gözde tatil yöresi Edremit’e 25 km uzaklıktaki Altınoluk.

Altınoluk orta halli aileler için tercih edilen yazlık tatil yerlerinin başında geliyor. Büyük çarşısı, cafe-bar ve çay bahçeleri akşam yemek sonrası şenlenirken "piyasa vakti" gecenin geç saatlerine kadar devam ediyor. Piyasa gezintisi Altınoluk Meydanındaki dondurmacı Vardar’ın önünden sahil boyu ve Mendirek sonuna dek sürüyor.

Plajlar ise hem ücretsiz hem de güzel. Sezon sonu Eylül ayında uyuyan deniz, dipte gazete okuyacak kadar berraklaşıyor.

Denizi, sahili yanında İda (Kaz) Dağı’na doğru yayılan güzel köyleri ve asıl da bol oksijenli havası ile ünlüdür Altınoluk. Yöre insanlarının "oksijen cenneti" diye adlandırdıkları Çam Mahallesi (Altınoluk’tan 2 km yukarıda) büyük kentlerden kaçan, özellikle solunum rahatsızlığı çeken insanların en çok tercih ettikleri yerler arasında ön sırada.

Düzlükteki yerleşimden İda Dağı’na doğru yükseldikçe eteklerde zeytin, daha sonra çam ağaçları bu efsanevi dağın yamaçlarını sarıyor.

İda Dağı üzerine çok efsane var. Hepsini buraya sığdırmamız olanaksız. Mitolojinin ya da daha sonrasının efsanelerini dinlemekten hoşlanıyorsanız İda Köy Çiftlik Evi’nde (Tel: 0.266.387 34 02) konaklayıp akşam sohbetlerine katılabilirsiniz. İskender bey ve eşi Sema Hanım dağa çeşitli parkurlardan yürüyüşler de düzenliyorlar. Onların konuğu olmasanız da bu gezilere katılabilirsiniz. Ya da bilgi almak için çekinmeden başvurabilirsiniz, yardımcı olurlar.

İda dağına gecelemeli yürüyüş için iki güzergah var. Daha kısa olanı 17 km. ve altı saat kadar sürüyor. Daha az eğimli traktör yolundan çıkış 10 km. daha fazla ve 8 saat sürüyor. Konaklamalı yürüyüş için malzeme gerekiyor. Yürüyüşte Sarıkız ve babasının türbeleri, Kaz Avlusu antik duvar kalıntıları ve çeşmeler görülüyor.

Bölge bol oksijenli havası ve güzel doğası ile yürüyüş için çok uygun. Bir çok başka güzergah da var. Şahindere ve Manastır Deresi’ne doğru yapılan yürüyüşte doğal maden suyu kaynakları, mağaralar; Sebahattin Ali’nin öyküsünü yazdığı Hasan Boğuldu’ya doğru olanda ise dağın dibinden kaynayan Pınarbaşı deresi ve 17 metreden düşen Sütüven Şelalesi ile çevresinde oluşan küçük sevimli gölcükler görülebiliyor. Buz gibi suda yüzmek isteyenler kendilerini suya bırakabilirler.

Doğanın Muhteşem Kliması

Şahinderesi Kanyonu

Altınoluk’u oksijen çadırına dönüştüren etkenlerin başında Şahinderesi Kanyonu geliyor. Bölgede hava değişimi sağlayan kanyon, dağdan çektiği çam kokulu havayı ovaya dağıtırken, denizden aldığı iyot kokulu havayı dağa çıkartarak bir çeşit baca görevi görüyor. Karşılıklı hava sirkülasyonunu sağlayan 27 km. uzunluğundaki kanyonun yüksekliği 600 metre. Açık U şekilli aralığı 700 metre civarında. Çevresi şifalı bitki ve otlarla bezeli olan Şahinderesi Kanyonuna Orman İşletme Müdürlüğü’nden izin alınarak giriliyor. Rehbersiz gezmenizi tavsiye etmediğimiz Şahinderesi Kanyonundan 25 km’lik bozuk toprak yol daha ziyade jeep türü araçlara geçit veriyor.

Kazdağları’na güvenli ve verimli bir gezi için bu bölümün sonunda bu gezileri düzenleyen Seyahat Acentaları’na başvurunuz. Kendi başınıza gezmeniz hem yasak, hem de tehlikeli. Sizin için de dağ için de tehlikeli, lütfen uyunuz.

Kanyonda bekleyen sürprizler

Şahinkale’nin kuzeyine gitmek için Avcılar köyünden orman yoluna giriliyor. Ormana giriş izninizi görevli bekçiye gösterip köprübaşından Kışladağı’na varıyorsunuz. Yol üzerinde çok soğuk, kireçsiz, vücut üzerinde çabucak kuruyan suya sahip gölcükler bulunuyor. Bunlardan biri olan Dereçatı mevkiinde yüzebilirsiniz. Bu nedenle yola çıkmadan önce mayo ve havlunuzu yanınıza alın. Su ve kuş sesinden başka ses duyulmayan bölgede pınar suları hayli bol. Dereçatı suyu çiçek ve kekik kokularını da beraberinde getirip, yosunlu kayaların kalbinden akıyor. Biraz ilerdeki pınar ise nane otları arasından aktığı için "Naneli pınar" ismiyle anılıyor. Kanyonda ilerleyen Gücük Burun, Ağlayan Çam, Kestane Deresi, Yörük Pınarı, Selvili Mezarlık, Ayı Kapıları, Damla isimli etapları geçip kabaran iştahınızla Altınoluk’a dönebilirsiniz.

Kanyonun başındaki Bent Otel doğaya uyumlu güzel bir yer. Şahinderesi kanyonunun çıkış noktasında bir yapay bentten dökülen suların yarattığı çağıltı ve serinlik Bent Otel’i çekici kılıyor. Bent Otel işletmecileri Mahmutoğlu kardeşlerden de kanyon ve güzergahınız hakkında bilgi alabilir, dönüşte de burada mola verebilirsiniz. Zaman uygunsa kuş cıvıltıları ve su çağıltıları arasında alabalık yemeyi de unutmayın.

Bent Hotel

Tel: (266) 396 10 70 - 396 15 53

BİR KÖY MÜZESİ

Akçay ile Altınoluk arasında Tahtakuşlar Etnografya Galerisi tabelasını görüp sağa girdiğinizde köyün hemen girişinde bir köy müzesi göreceksiniz. UNESCO’dan özel ödül almış müzede Türkmen kültürünün iş aletlerinden giysilerine, çadırlarından ev gereçlerine kadar yüzlerce ürün sergileniyor. Müzenin kurucusu ve yöneticisi emekli öğretmen Alibey Kudar ve ailesi çevre hakkında bütün sorularınıza cevap veriyorlar. Bir de Kaz Dağı’nın çeşitli dertlere deva otlarını toplayıp kurutuyorlar. Melisa, kandil çayı, karabaldır gibi hoş adları da olan otlardan küçük bir bedel karşılığı satın alabilirsiniz. Değişik otlardan oluşmuş pakette her otun üzerinde nasıl kullanılacağı ve neye yaradığı belirtiliyor. ( Kazdağları’nın şifalı otları ile ilgili geniş bilgiyi biraz sonra okuyacaksınız. ) Ayrıca elişi giysiler, takılar da alabilirsiniz. Alibey Kudar hoşsohbet ve çevreyi çok iyi tanıyor, yörenin bütün efsanelerini ondan dinleyebilirsiniz. Bir resim galerisi ve kütüphanesi de bulunan Müze haftanın her günü ve günün her saati açık. (Tel: 0.266.387 33 40 ) Küçük bir ücretle gezebilirsiniz, değer doğrusu.

KAZ DAĞININ YAMAÇLARI

Kaz Dağı eteklerindeki başka köylere de benzer bir ilgi var. Yörenin temiz ve bol oksijenli havası, denize yakın, kıyının kalabalığından uzak oluşu ve serinliği kentlerden bunalan insanları çekiyor.

AYIDERE, SÜTÜVEN, HASANBOĞULDU

Kaz Dağı yamaçlarında bulduğunuz her yoldan arabanızla, her patikadan yürüyerek yamaçlara doğru çıkabilirsiniz. Bir dönemeçte, bir tepenin ardında saklanmış bir sürprizle karşılaşırsınız mutlaka. Güzergahlardan bir kaçını tanıtalım.

Altınoluk - Edremit karayolunun 20. km’sinden sola, dağa doğru Zeytinli Köyü sapağından girin, 2 km. sonra köyü göreceksiniz. Köyün dağ yönündeki çıkışından Türkmen köyü Mehmetalan’a devam edip burayı da geçtikten sonra 12. km’deki köprüye ulaşacaksınız. Köprünün ötesi Ayıderesi. Kaz Dağı’ndan kaynaklanan dere boyunca yürüyüş çok keyifli. Küçük şelaleler yaparak vadinin kıvrımlarından akıp giden derenin çevresinde buz gibi suları ile çeşmeler göreceksiniz. "Misafir Sofrası" denilen büyük bir kayanın üzerindeki düzlükte 20 kişilik piknik sofrası kurulabilir. Sofra bir seyir terası gibi şelalenin ve çevrenin manzarasını görüyor. Köprüden Bigadiç’e kadar devam eden toprak yol otomobille gidenler için pek elverişli değil. Jeeple veya yürüyerek devam edenler Beypınarı, Elifkızı gibi hoş şelaleler, güzel piknik alanları görme şansına sahip olacaklar. Rastlayacağınız köylülere çekinmeden yol sorabilirsiniz. Çevrenin insanı sevecenlikle yardımcı olacaktır.

Zeytinli Köyü’nün çıkışındaki dar köprüden hemen sonra sola dönerseniz 3 km. sonra Beyoba Köyü’ne, köyün girişinden sola inen toprak yolu izlerseniz 2 km. sonra da sekiz metre yükseklikten düşen Sütüven Şelalesi’ne ulaşırsınız. Çevresi piknik alanı olarak düzenlenmiş şelalede Orman İşletmesi bir de tesis inşa ediyor.

Derenin karşı tarafından patika yolu izleyerek bir Km. ilerlediğinizde yörede ayrıntıları değişen hikayelerini dinleyeceğiniz Hasanboğuldu’yu görüyorsunuz. Aşık olduğu kıza kavuşmak için sırtında kocaman bir çuval tuzu dağa çıkaran Hasan’ın öyküsünü kime sorarsanız anlatır. (Meraklısı Sabahattin Ali’nin öyküsünü okuyabilir.) Şelalenin serinliğine ve aşağıdaki gölcüğün güzelliğine bırakın kendinizi. Gölcükte Hasan’ın boğulduğunu unutup yüzebilirsiniz. Pek bir tehlikesi yok, suyun soğukluğundan ürkmezseniz. Gölcükte çok da balık var. Bir küçük olta ile şansınızı deneyebilirsiniz.

GÜRE

Kaz Dağı’nın eteklerindeki kaplıca merkezi Güre’de eski sokaklar, evler ve buz gibi sular akan çeşmeleri ve 1880 yapımı camisi karşılar konukları. Asırlık iki depo restore edildi. Ünlü mimar ve yazar Cengiz Bektaş’ın yaptığı bin kişilik anfitiyatrolarında düğünlerini yapıyorlar.

Güre eski çağlardan beri bilinen bir kaplıca merkezi. 64 derecedeki kaplıca suyu ile Roma döneminden kalma Afrodit Termal Tesisleri (Tel: 266.384 19 78) belediyeye ait. Banyolu odaları ve günübirlik yararlanmak için soyunma ve dinlenme imkanı olan genel banyoları bulunuyor. Günübirlik yararlanmak için resepsiyondan sıra numarası alıp kafeterya veya lokantada bekleniyor. Sırası gelen anons ediliyor.

Homeros’un destanında "Bin Pınarlı İda" diye anılan dağın birçok yerinde çaylar, çavlanlar keşfedebilirsiniz. Pınarbaşı bunların en bilinenidir. Güre’ye girmeden Taş Köprü’den sola dönüp 3 km. ilerlerseniz söğüt, kavak, çınar ağaçları ve havayı serinleten çayı ile güzel bir piknik yerine ulaşmış olursunuz.

Güre’de bir kahveye oturup sorarsanız bizim anlattığımızdan birazcık farklı bir Sarıkız efsanesi daha dinleyebilirsiniz.

Sultan Mehmet’iin İstanbul’u kuşatmaya hazırlanırken gemilerinin ağacını Kaz Dağı’ndan sağladığı ve bugün çevrede oturan Tahtacıların bu iş için Toroslar’dan buraya getirildikleri anlatılıyor. O dev ağaçlar yanıp kül olmuşlar çoktan. Yenileri büyüyor ve yoketmezsek doğa gene gemiler yapacak ağaçlar yetiştirecek.

KAVURMACILAR KÖYÜ

Güre’nin hemen üst tarafındaki Kavurmacılar Köyü efsanelere konu olmuş Sarıkız’ın köyüymüş. Her yıl Ağustos ayında köyde kurbanlar kesiliyor, keşkek dövülüyor, pilav ve nohut pişiriliyor. Çevre köylerden ve tatilcilerden kim katılırsa misafirdir. Hepsine izzet ikram gösteriliyor. Yemek üzerine şerbetler içiliyor. Sarıkız’ın ruhuna mevlüt okunduktan sonra köyün kocamış çınarı altında namaza duruluyor. Kaz Dağı’nın eteklerindeki diğer köyler gibi Kavurmacılar’ın çevresi de ağaçlık, yeşillik. Suları bol ve güzel.

Kaz Dağları üzerinde

Ege’den Marmara’ya

Kaz Dağları’nı aşarak Kalkım ve Yenice üzerinden yapılacak yolculuk Ege’den Marmara Denizi’ne dağ yolundan ulaşmanızı sağlayacak. Yolculuğu sadece bir yerden bir yere gitmekten ibaret sayanlara önermiyoruz. Ama yolun her anında yeni bir şeyler görebilen, yeni kokular duyabilenlere bu yolu öneriyoruz. Normal binek otosuyla yapılabilecek bir yolculuktur bu.

Edremit’in içinden kuzeye, Kalkım yoluna gireceksiniz. Kalkım Bucağı - Yenice - Çan yolunu izleyerek Biga’ya ulaşacaksınız. Biga’dan az sonra Çanakkale-Bursa karayolundasınız.

Edremit’ten 10 km. uzaklaştığınızda zeytinlikler yerini çamlara bırakmaya başlayacak. Bitki örtüsünün değiştiğini hemen farkedeceksiniz.

Kaz Dağlarına doğru asfalt yolu tırmandıkça bitki örtüsündeki değişim de devam edecek. 25 Km. yolaldığınızda denizden 900 metre yükseklikteki Hanlar yöresinde yemek molası veriliyordu. Köyler anlaşamadı ve yıkıldı. Arazi aracıyla yolculuk edenlere, ( yazın arabasını esirgemeyen herkese ) burada bir sapma yapıp sola dönerek dağın zirvelerinden Eybek Dağı’na çıkmalarını öneriyoruz. Zirvede Kazdağı Göknarı ve mesire alanı göreceksiniz.

Hanlar’dan 10 Km. sonra Milli Parklar Dinlenme Tesisleri’ne ve buradaki Geyik Çiftliğine ulaşılıyor. Tel örgülerle çevrili koruma alanında her zaman geyikleri görebilirsiniz.

KALKIM

Şimdi "bu dağbaşında ne arıyorum ?" diye bir soruyu aklından geçirenlere Kaz Dağları’nın gezginlerine hep sunduğu sürprizlerden birinden sözedelim. Dağbaşında bir yüzme molasına ne dersiniz? Yok, derede falan değil, yüzme havuzunda. Orman içinde geniş bir araziye kurulu İliada Hotel’de. Bisikleti, binicilik, balıkçılık, avcılık, doğa yürüyüşü veya jeep safariden sizin ilginizi çeken varsa İliada Otel’e başvurun. ( Tel: 286. 484 77 78 )

Kalkım yakınında bir de kaplıca var. Hıdırlar Kaplıcası’nın 90 dereceyi bulan suyu şifalı. İki de alabalık çiftliği göreceksiniz.

Kalkım’dan sonra Hamdibey’i 8 Km. kadar geçince yol ayrımı var, sola dönerseniz Yenice - Çan yolunu izlerseniz. Sağa dönerseniz Balya üzerinden Edremit - Balıkesir anayoluna çıkarsınız. Biz birinci yola devam etmenizi öneriyoruz. Yenice’yi görünce şaşıracaksınız, gerçekten şaşılacak kadar düzenli bir yerleşim. Bu düzenlilik bir talihsizlikten geliyor.

Yıllar önce bir depremle yıkılıp yeniden yapıldı. İlçe merkezinde bir Etnografya Müzesi de var. Her yıl Haziran ayının ilk cumartesi günü "doğa yürüyüşü" yapılmaktadır. Konaklamak isterseniz bir otel de bulacaksınız. Çan ise bir seramik merkezi. Atölyeleri gezebilir ve birşeyler alabilirsiniz. Çan’dan Biga’ya, oradan da kuzeye 20 Km’lik yolla Karabiga’ya, Marmara sahiline çıkabilirsiniz.

BİGA

Biga’da bir mola vermek ya da konaklamayı düşünürseniz, Köşdere Otel’i bir seçenek olarak gündeminizde olsun. (Tel: 286. 316 58 78)

170 Km. kadar tutan bu dağ yolu yağmurların azaldığı bahar günü size çok güzel bir gün geçirtecek. Ormanın yanısıra binbir çeşit kırçiçeği göreceksiniz. Bir denizden çıkıp ötekine ulaşacaksınız. Kalkım’da konaklamalı bir gezi yaparsanız aceleye getirmemiş olur, daha çok keyif alırsınız.

İsterseniz bu geziyi Marmara kıyısından başlatarak bizim anlattığımızın ters yönünde de yapabilirsiniz. İstanbul Yenikapı’dan hızlı feribotla ( Tel: 216. 362 04 44 Bandırma’ya, oradan Kalkım’a ( 2 saat ) giderek yapabilirsiniz.

Kazdağları(Bin Pınarlı İda) mitolojide çok öyküye konu olmuş. Gerçekten efsanevi bir dağ. Biz size nisbeten düzgün ve meskun bir güzergah anlattık.

Maceralı bir yolculuğa ve sürprizlere meraklı olanlara ve tabii sizi yolda bırakmayacak iyi bir araçla seyahat edenlere önerimiz ise biraz rasgele yolculuktur.

Bölgede gördüğünüz her köye uğrayabilir, kahve molası verip köylülerle sohbet edebilirsiniz. Bölge insanı çok cana yakın, konuksever ve yardıma hazır. Size yüzlerce yıllık, Roma İmparatorluğu zamanında dikildiği söylenen çamları, şifalı otları bulabileceğiniz yerleri tarif edecek, dahası yanınıza düşüp götüreceklerdir.

Bölgede köyden köye, hatta anlatandan anlatana değişen efsaneleri de dinlemiş olursunuz. Sebahattin Ali bu yörede köylülerden dinlediklerinden koca bir roman yazmıştı.

AKÇAY

Edremit’ten çıkıp Çanakkale’ye yöneldikten kısa bir süre sonra Akçay çıkacak karşınıza. Akçay’ın merkezi karayolundan 3 km içeride ve deniz kenarında. Akçay ikinci konutçuların tatil kenti olarak hızla büyüdü. Kentin yaz nüfusu ile kış nüfusu arasında çok fark var. Deniz temiz, konaklayacak çok sayıda otel, pansiyon ve tatil köyü bulunuyor.

EDREMİT

Çanakkale-İzmir yolu üzerinde ve Çanakkale’ye 91 km. uzaklıktaki Edremit, Kurşunlu Cami (1231), Eşref Rumi Camisi ve Emir Ali Türbesi gibi tarihi eserler yanında bir de müzeye sahiptir. Şehir Kütüphanesi içindeki müzede Hellenistik, Roma, Bizans Selçuklu ve Osmanlı dönemi eserleri ile zengin bir silah koleksiyonu var. Antandros antik kenti kazılarında bulunan tunç vazo üç bin yıllıktır. Müzede Kadiri tarikatına ait eşyalar ve giysiler de bulunmaktadır.

Edremit’in Akçay-Altınoluk arasındaki sahil şeridi kilometreler boyunca otel, pansiyon ve yazlık evlerle doludur. Sahil boyunca kuzeye doğru uzanan yazlıklar karayolu ile deniz arasını kapattığından yol boyunca ilerlerken deniz kıyısından gittiğinizi göremezsiniz. Hem bu nedenle, hem de kendi güzelliğinden dolayı sık sık Kazdağlarına doğru girmenizi öneriyoruz. Güzel havası ve doğası yanında deniz manzarası da sunuyor ziyaretçilerine. Yöre insanlarına sorarsanız buranın dünyanın öksijen cenneti olduğunu söyleyeceklerdir.

İDA (KAZ) DAĞI’NIN ETEKLERİNDE

Kaz ( İda ) Dağları, Edremit, Altınoluk, Akçay, Güre yörelerinin hazırlanmasındaki katkılarından dolayı Sayın Erinç Ersöz’e ve Mesut Mahmutoğulları’na teşekkürlerimizle.

Efsaneleri ile ünlü Kaz Dağlarına çıkarken birbirinden güzel şelaleler ve göletler göreceksiniz. Jakuzi tesirli şelalelerin altında yıkanıp dinçleşmek isterseniz mayonuzu yanınıza almayı unutmayın. Buz gibi sularıyla sütüven şelalesi en çok rağbet gören yerlerin başında geliyor.

Akçay

İDA’DA DÜNYANIN İLK

GÜZELLİK KRALİÇESİ

SEÇİMİ

Kral Priamos’un bir kuşkuyla dağda ölüme terkettiği oğlu Paris bir ana ayı tarafından emzirilerek kurtarılır, büyüyüp yaman ve güzel bir delikanlı olur.

Bir gün güzeller güzeli tanrıçalar Hera, Athena ve Aphrodite arasında kimin en güzel olduğu konusunda kavga çıkar. Kavgayı çözümlemek üzere Zeus Paris’i görevlendirir. Paris birbirinden güzel üç kadın arasında seçimi nasıl yapıp, elmayı kime vereceğini düşünürken belki de dünyanın ilk rüşvetlerinden biri de devreye girer: Hera, Asya ve Avrupa krallığını; Athena savaşta dünyanın en büyük yiğidi olmayı ve insanüstü bir aklı vadederler. Aphrodite ise "Benden sana en güzel kadının sevgisi" der. Paris krallığı, kahramanlığı bir yana itip sevgiyi seçer ve Aphrodit’e uzatır elmayı. Böylece dünyanın ilk güzellik kraliçesi seçimi sonuçlanır.

BİR TÜRKMEN EFSANESİ:

SARIKIZ’IN ÖYKÜSÜ

Bu da bir Türkmen söylencesi. Bütün söylenceler gibi farklı farklı anlatılıyor. Biz birini aktaralım:

Dağlarda kendisi koyun, kızı da kaz çobanlığı yapan bir garip adem yaşlanır ve kızını bir aileye emanet ederek hacca gider. Hac dönüşü kızı hakkında çekemeyenlerin dedikodularını duyar. Baba kızını canına kıymak için dağa götürür. Yolda köylüler hakaret edince kız "Suyunuz soğuk, kızınız kavruk" olsun diye ilenir. Tepeye çıkarlar. Baba abdest almak için su ister kızından, kızın verdiği su tuzludur. Dağın tepesinden uzanıp denizden doldurmuştur tası. Baba kızının erdiğini anlar, çok üzülür, pişman olur. O sırada dağın üstüne kocaman kara bulutlar çöker. Bulutlar kalktıktan sonra gelen çobanlar babayı ve kızı ölmüş bulurlar. Babanın öldüğü yere Baba Dağı, kızının öldüğü yere Sarıkız Tepesi derler ve türbe yaparlar. Türkmenler halen Sarıkız Tepesi’ne gidip kurban keserler, adak adarlar.

KAZ DAĞI’NIN ŞİFALI OTLARI

Edremit Körfezi’nin zeytininin ve zeytinyağının ününü herkes bilir de Kazdağları’nın şifalı otlarını bilmeyenler vardır diye hatırlatalım dedik. Kazdağının eteklerinde bir tatil yöresine giderseniz yolunuz mutlaka dağlara doğru düşecektir. Binbir efsanesiyle, zeytinlikleri ve çam ormanlarıyla Kazdağlaları sizi çağırır zaten. Kazdağlarında yapacağınız gezi sırasında şifalı otlar toplayabilirsiniz. Dahası sadece ot toplamak için dağda dolaşabilirsiniz.

Önce bulabileceğiniz yüzlerce şifalı ottan başlıcalarını kısaca tanıtalım:

Kuşburnu, ısırganotu, mor kekik listenin başlarında yer alıyor. Isırgan otu çoğunuzun bildigi ısırgan. Son yılların gözde şifalısı. Enerji, vitamin takviyesi yanında mide, barsak, böbrek, ramatizma, gut yanında kansere karşı da kullanılıyor. kepekli saçlara da iyi geliyor.

Oğul otu, sinir sistemi bozukluklarından doğan hastalıklara; Sığır kuyruğu solunum yolu hastalıklarına iyi geliyor. Avrupa’da zadece bitkilerden hazırlanan ve kimyasal katkılar olmayan ilaçlardan başka ilaç vermeyen doktorlar ve satmayan eczanelerin gittikçe çoğaldığını hatırlatalım. Üstelik atalarımızın binlerce yıllık deneyimlerine de kulak vermekte yarar var. Hekimliğin piri Lokman Hekim’in de kulaklarını çınlatalım.

Papatya, rezene tohumu, adaçayı, yabani nane ve daha bir çok ot çeşidi sizi bekliyor.

Kentlerde büyüyüp otları bırakın tanımayı hiç görmemiş olan Kazdağı konuklarına özel turlara katılmalarını öneririz. Üstelik Kazdağlarında gezmek izne bağlı. Kendi başınıza çıkmanız yasak. ( Bu yasağa kızanlara hem doğanın hem de insanların korunması için bu tür planlamaların gerektiğini düşünmelerini öneririz.)

Bu konuda bölgede faaliyet gösteren iki seyahat acentasını arayabilirsiniz. Mare - Monte - ( Mare Monte Hotel - Erinç Ersöz ) Altınoluk / Edremit Tel: (266) 396 17 30 İstanbul’dan da turlar düzenleniyor.

Yakamoz- Bent Hotel -Altınoluk / Ufuk Hanım ve Osman Bey Tel : ( 266 ) 396 15 53 - 396 10 70

Ben dağlara tırmanmadan bu otları nasıl bulurum diyenler ise Türkiye’nin ender köy müzelerinden biri olan Tahtakuşlar Müzesi’ne başvurabilirler. Alibey Kudar Tel : ( 266 ) 387 33 40. Bu özel müzede Kazdağlarının şifalı otlarını küçük bir bedel karşılığında satın alabilirsiniz. Üstelik kullanım tarifleri ile birlikte. ( Altınoluk sayfalarımıza bakınız.)

Armutlu Nasıl Gidilir Ne Yenir Nerde Kalınır Resimleri

GEZİYORUM
Armutlu Yarımadası ortasında bir inci "Mecidiye Köyü"

Yalova'dan girip, Gemlik'ten çıkmak üzere Armutlu Yarımadasını gezmeye başlıyoruz. Yolumuz üzerinde bulunan tatil merkezleri, emekli cennetine dönüşen yazlık sitelerle kaplı sahil köyleri, kaplıca sularında şifa arayanların çok iyi bildiği yerleşim alanları bir yana, bu gezimizde yarımadanın değişen portresi içinde gizli kalmış yeni sırları tanıyacak, havasıyla, panoramasıyla, lezzetleriyle bambaşka özelliklere sahip parkuru cümlelerle, fotoğraflarla gözler önüne sereceğim...
Yola İstanbul'dan özel araçla çıkıyorsanız ya Eskihisar'dan Topçulara ya da körfezi dolaşarak Yalova'dan termal yönünde Çınarcık yoluna giriyoruz. Aslına bakarsanız İstanbul Yenikapı'dan direk seferle kısa ve konforlu yolculukla Armutluya ulaşma imkânı da var ama bir amacımız da detayları görerek çevreyi tanıyıp mukayese yapabilmek.
Termal yolunda denizi sağımıza alıp ilerliyoruz. İlk karşımıza çıkanlar çiçek seraları, bölgenin mümbit topraklarında yetişen Mayıs ayı ürünü enginar satıcıları oluyor. Bunları saksı ve kesme çiçek satanların albenili tezgâhları takip ediyor.
İlk durak Çınarcık Çin Seddi misali oluşmuş yazlıklar denizi karşılarına almış, sırtını ormana vermiş onar katlı apartmanlarla geçiliyor. Nüfus tabelası 9000 yazıyorsa da aldanmayın bir de yazın görün. Bu noktada Armutluya 34 km, Gemlik için 75 km yolunuz kalıyor.
Çınarcık ve Teşvikiye bitince evler apartmanlar da bitiyor. Artık yemyeşil bir doğa ile baş başasınız. Hele mevsim baharsa yoğun çiçek ve ot kokusu ciğerlerinize dolmaya başınızı döndürmeye başlıyor. Dahası değişik kuş sesleri içinde kendinizi Afrika'nın tropik ormanlarında sanabiliyorsunuz. Yaşlı çınarlar altında kurulu çay bahçelerinde toprağa basarak oturma imkânı zaman zaman bulunan mekânların bitiminde Şenköy'e geliyor ve ağızları açık bırakacak kadar görkemli bir çınarla karşılaşıyorsunuz. Üzerinde 3000 yaşında yazıyor. Gövde içi 36 metre kare olan alanda lokanta kurulu. İşletmeci Yusuf Özdil "Türkiye'nin en yaşlı anıt çınarı işte budur diyor! Gövde dış çapı 30 metrenin üstünde, yabancı araştırmacılar gelip ölçüp biçtiler hatta "Türkiye'nin Yaşlı Çınarları" konulu hazırlanan kitap yazarları da geldiler" diye ekliyor. Yusuf Özdil ağacı beklerken içine kurduğu masalarda cız bız köfte servisi yapıyor! Ağaç çevresinde karaağaç, gürgen, ıhlamurlar arasında dağılmış Osmanlıdan kalma mezar taşları, sütun başları görülüyor, yoğun kuş korosu konseri hep duyuluyor. Eski bir Rum Köyü olan Engere denilen tepede Şenköy'ün evliyası Yaren Baba türbesine ziyarete gelenler de oluyor. Engere'nin şirin ve küçük kumsallı plajı eski yerleşim alanı olarak izlerini sürdürürken günümüzde kampçıların gözde mekânı olma özelliğini de sürdürüyor. Yazın çok kalabalık olan plajın 3 km uzağında kimsenin açıkta kalmayacağı pansiyonlar hizmet veriyor.
Bir başka yerleşim olan Esenköy'e gelirken rampa inişinde sahil köyünü bir çırpıda tepeden görüyorsunuz. Sapsarı renkli, kokulu çiçekleriyle Katırtırnakları, satılık villalar, denizin yoğun yosun kokusu aklınızı çeliyor. Bilgede Çamlıbel Tesisleri plaj+kafe, Alabalık Şelale, Bülbül Deresi et+mangal, lokantaları hizmet veriyor. Güzergâh boyunca Karadeniz sahillerine nispet yaparcasına dağdan, taştan yeşil fışkırıyor, denizle kucaklaşıyor. Burun deliklerini yakan doğanın parfüm kokulu yolu, motosiklet sürücüleri için ideal ortamı tatlı meyiller, inişli çıkışlı rampaları ile sürücüsüne keyif vererek sağlıyor.
Armutlu girişi öncesi Kaplıcalar mevkiinde, günübirlik aile banyoları, jakuziler, bay, bayan havuzlar, konforlu odalar, sağlık ünitesi, masaj, fizik tedavi ile hizmet veren Armutlu Kaplıcaları yer alıyor.
Tel no: 0(221)531 44 20
Bir başka tesis ise Kartal Resort
Tel no: 0(226) 531 47 77
Armutlu merkezinde yapım tarihi bilinmeyen fakat günümüze dek kullanıma olanak tanıyan antik taş Çarşı Köprüsü görülüyor. Geçmiş yıllarda şarapçılıkla uğraşan Rumların oturduğu bilinen yörede, günümüzde 24 ev koruma altına alınmış ve yenileme sonucu turizm amaçlı kullanımı projelendirilmiş. Armutlunun en uç noktası sayılan Bozburun mevkiinde yer alan bir başka anıt çınar görülesi heybete sahip bulunuyor. Selimiye bölgesi ise sahip olduğu Hıristiyanlık izleri taşıyan iki manastırı ile anılıyor.

Mecidiye Köyü
Şimdi de turizm ve organik bir köy olan Mecidiyeye uzanıyoruz. Armutlu meydanından yükselmeye başlayan asfalt yol tertemiz bir hava ve yeşillikler arasından doğanın tam kalbine götürüyor. Kısa sürede kendinizi huzurlu ve sesiz bir ortamın içinde buluyorsunuz. Çevre Orman, Turizm, Tarım İl Müdürlüğü, Köy Hizmetleri, Yalova Bahçecilik Enstitüsü, Devlet Su İşleri gibi birçok kuruluşun yer aldığı proje içinde Mecidiye, Selimiye, Hayriye köylerini kapsayan ve 150 haneyi etkileyecek projede 1996 yılından bu yana hormonsuz doğal ürün yetiştiriliyor. Mecidiye de faaliyet gösteren sosyolog Tülay Andiç zeytincilik ile başladığı üretimi çeşitlendirerek her tür sebze yetiştiriyor. Dağdan gelen kaynak suyu ile yetiştirilenlerin büyük bölümünü eko pansiyon mutfağında konukları için tüketen Ant iç, ürün fazlasını ihtiyaç sahiplerine sembolik satışını da yapıyor. Sertifikalı ekolojik ürün mutfağında iddialı olan, domates, fasulye, biber, patlıcan farklı lezzetiyle yapılan yemeklerin büyük beğeni topladığını belirten Tülay Andiç yeni faaliyete geçirdiği köydeki butik pansiyonunda konaklayanlara çeşitli etkinliklere katılma imkânı da sağlıyor.
Konuklar arzu ederlerse köydeki üretim süreçlerini takip edebiliyor, mevsimine göre köyde yapılan salça, pekmez, tarhana, ekmek yapımını izleyip kendisi de yapım içinde yer alabiliyor. Rezervasyon sırasında isteklerini belirtenlere rehber işliğinde köyden kiralanan atlarla gezi, foto safari, ıtriyat meraklıları için uzman eşliğinde şifalı bitki toplama veya dağ yürüyüşü olanağı sağlanırken pansiyonun atölyesinde tedarik edilen malzemeyle cam, ahşap boyanabiliyor. Bölgenin özelliği ile bol oksijen sayesinde dinçlik kazanıp stresten uzaklaşanlar, zamanlarının büyük bölümünde klasik müzik dinleyerek, kitap okuma olanağı da buluyorlar. Çocuklu aileler için uygun bir ortam olan çiftlikte çeşitli kümes hayvanları, koyun, kuzu, atlar bulunuyor. (At gezisine katılanlar, atın insan üzerinde ki negatif enerjiyi hızla alıp bir tür meditasyona eş değerli güç kazandırdığı anlatılıyorlar). Çiftlik, 15 kişiye kadar seminer, grup toplantıları, yoga, meditasyon, kişisel gelişim grup çalışmasına cevap verebiliyor.
Uludağ'ın karlı zirvesini ve geceleri yıldız tarlasını andıran gök kubbenin izlenmesinin, ay doğumunun doyumsuz olduğu Mecidiye Köyünde doğal balcılıkla da uğraşılıyor. Arıların çevrede bulunan bol miktarda şifalı karabaş otu çiçeklerinden topladıkları çiçek özleriyle Karabaş balı üreten Mustafa Dereli, Haziran ayı başında satışına başladığı doğal ve gerçek bal meraklısının çok olduğu ve şifa bulduğunu belirtiyor. Armutlu Yarımadasının 890 metre ile en yüksek tepesi olan Taz Dağı eteklerinde yer alan Mecidiye köyünden iniyoruz.

Mecidiye'den Gemlik'e
Yarımadayı turlayan, Mudanya'nın tam karşısında ki yolumuzun bundan sonraki bölümünde Kapaklı, Narlı, Gemlik yer alıyor. Arazi yapısında değişkenlik kademeli yayılan tepelerde bitki örtüsünde farklı bir zenginlik başlıyor. Dev boyutlarda tescilli fıstık çamları, uzun boylu selvi çam ağaçları değişik yerlerde hareket kazandırıyor. Fıstıklı mevkii yine nefes borularından biri olarak kumsalı ve havasıyla konukları ağırlarken Yaşmak Motel
Tel No: 0(226)535 60 17 ve Zümrüt havuzlu apart otel
Tel No: 0(226) 531 44 80 yörede hizmet veriyor.
Ege sahillerini çağrıştıran görüntüsü, tekne barınağı ile balıkçı köyü izlenimini uzaktan çağrıştıran Kapaklı Köyü bitiminde Narlı tatil köyü olarak ışık gibi parlıyor. Bilhassa Bursalıların denize en çabuk kavuştukları sahiller olması nedeniyle araçlarıyla gelip denize karşı piknik yaptıkları sahil köyü sahil lokantaları, balık kokuları, çay bahçeleri ile iştah kabartıp turizmde mesafe kat etmiş izlenimi yaratıyor. Nasıl ve ne zaman çıktığınızı tam anlayamadan önce Büyük Kumla sonrada kent görünümüne sahip mimari dokusu ile Gemlik'e tepeden bakarak piyasa caddesi olan sahile inerek yarımada turunu tamamlıyorsunuz. Tam bu noktada karşınızda iki seçenek duruyor. Ya Bursa'ya doğru yoğurtlu İskender Kebap hayaliyle yolculuğa devam edecek, ya da İstanbul'a yöneleceksiniz.

Amasra turistlerin gözdesi




Çok sayıda tarihi eserin bulunduğu, doğal güzelliklere sahip, Bartın'ın Amasra ilçesini günübirlik 25-30 bin, yılda yaklaşık 250 bin turist geziyor..


Helenistik dönemden Selçuklu ve Osmanlı dönemine kadar çok sayıda tarihi eserin bulunduğu Amasra, tarihi kalesi, anıt eserleri, camileri, kiliseleri, doğa güzelliği ve mutfak kültürüyle turistleri kendisine hayran bırakıyor.

Amasra'da, 1500-1600 kişi kapasiteli otel, ev pansiyonları ve kurumlara ait tesisler, özellikle hafta sonları tamamen doluyor.

Yaklaşık 3 bin yıllık tarihi geçmişiyle kültür turizmi açısından cazibe merkezleri arasında yer alan ilçede turizmin çeşitlenmesi amacıyla yat ve yolcu rıhtımlarının yanı sıra Tekke Mahallesi'ndeki 1600 metrekare alanda çok amaçlı salon inşa edilerek turizmin 4 mevsime yayılması hedefleniyor.

Amasra Belediye Başkanı Ali Yıldırım, yaptığı açıklamada, geçen yıla oranla bu yıl ilçelerine gelen turist sayısında yüzde 25 oranında artış olduğunu söyledi.

Amasra'nın, Muğla'nın Bodrum ilçesinde geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitiren sanatçı ve oyuncu Barış Akarsu'nun da memleketi olmasının gelen turist sayısının artmasında etken olduğunu ifade eden Yıldırım, şöyle konuştu:

''Sanatçının sevenleri, hayranları hala akın akın geliyor, mezarını ziyaret ediyor. Turist sayısının bu yıl yüzde 25 oranında artması biraz da bundan kaynaklanıyor. Bölgemizde tanıtım faaliyetleri doğrultusunda turist sayısı her geçen gün artmakta, özellikle hafta sonları nüfus 3-4 katına çıkmaktadır. Karadeniz'in mavi turlardan yararlanılabilecek en önemli merkezi olmayı hedefliyoruz.''

OTOPARK SIKINTISI

İlçelerinde otopark sıkıntısı olduğunu kaydeden Yıldırım, ''Deniz, Türkiye Taşkömürü Kurumu maden ocakları ve sit alanlarıyla çevrili olmasından dolayı Amasra'da otopark yapabileceğimiz alan yok. Ancak arazi sahibi vatandaşlarımızın yer konusunda bize destek vermesi durumunda otopark sorunu bir nebze de olsa çözümlenmiş olacak'' dedi.
Yörelerimiz Memleketimiz Memleketinize, yöreniz, Tatil Yörelerimiz ,Tatil ,Yörelerimiz, Gezilecek ve Görülecek Güzel Yörelerimiz Yurdumuzun Güzel Mekanları , Yörelerimiz Ve Tanıtımları, Kitap Tanıtım Ve Özetleri, Hikaye ve Öyküler, şehitlerimiz,şehirler,illerimiz , şehirlerimiz, şehirlerimiz sitesi, şehirlerimiz izle, şehirlerimiz siteleri, şehirlerimiz resimleri, şehirlerimiz resmi, şehirlerimiz,