| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Yörelerimiz Memleketimiz yörenize,yakın,gezilecek,görülecek,Tatil Yerleri,turistlik Otel Rehberi, Gezi Tatil Köyleri,

Yörelerimiz Memleketimiz yöreniz, Tatil Yörelerimiz ,gezilecek,Tatil,Kamp Var - Kamp Yeri, Çadırla kamp yapmak, Türkiye Kamp ve Karavan,Türkiye Tatil Yerleri Oteller, hoteller, rezervasyon, ucuz otel, turizm ,Otel Rehberi ,Gezi Tatil Köyleri, Ucuz Tatil ,Tatil Turları,

Yazılar arşiv 07.2008 Other entries in 2008-07 resimler , videolar

Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

TABİAT PARKLARI-KURŞUNLU ŞELALESİ TABİAT PARKI

Akdeniz Bölgesinde, Antalya ili merkez ilçesi sınırları içerisindedir. Sağlıklı orman dokusu ve zengin bitki topluluğu örneklerinin ilgi çekici su ve kaya formlarıyla bütünleştiği eşsiz bir doğal peyzaj özelliğine ve önemli özelliğini meydana getiren Kurşunlu Şelalesi‘ ne sahip olması nedeniyle 394 hektarlık bölümü 1991 yılında Tabiat Parkı olarak ayrılmıştır. 

Kızılçamın hakim olduğu alanda yer yer tek veya küçük gruplar halinde doğu çınarı, defne, harnup, yabani zeytin, sakız ağacı, sögüt ve incir ağaçları bulunmaktadır. Mersin, alıç, zakkum, böğürtlen, yabani gül, sütleğen, ılgın, ladin, kermes meşesi, kekik, yabani nane, kayıt, eğrelti ve sarmaşıklan alt florayı meydana getirir. Su bitkilerinden ise (su üstü) topalak, su nanesi, kamış(su içi) su avizeleri, iplikli yeşilalgler, (yüzer bitki) nilüferleri görmek mümkündür. 

Yabandomuzu, tilki, tavşan, sincap, yarasa, ibibik, ağaçkakan, üveyik, sazan, su kaplumbağası, yılan ve kertenkele Tabiat Parkı’ nın faunasını oluşturur. 

Nisan-Aralık ayları arası parkı ziyaret için en uygun dönemdir. Günübirlik piknik, doğada yürüyüşler ziyaretçilerin yapabileceği uğraşılar arasındadır. Tabiat Parkı içerisinde ziyaretçilerin yeme-içme ihtiyaçlarını karşılayacakları tesis mevcuttur.

Kurşunlu Tabiat Parkı, içinde konaklama imkanı yok. Ama Kemer, Belek ve Antalya bölgeye çok yakın; buralarda konaklayabileceğiniz çok güzel oteller bulunuyor. Antalya‘ da kalıp bölgeye günübirlik olarak gelebilirsiniz.
 
Antalya Kurşunlu Şelalesi Tabiat Parkı

Kurşunlu Şelalesi

Kurşunlu Şelalesi, Antalya‘ dan 18 km. uzaklıkta ve Nilüfer Gölü doğal güzellikleriyle görülmesi gereken yerlerdendir. Bölgedeki akarsuların ortak amacı Akdeniz‘ e ulaşmaktadır. Bu amaçla Toros Dağlarının yamaçlarından itibaren bazen yer üstünden ve bazen de yer altından oldukça ilginç yolculuklar yaparlar. Bu sırada eşine ender rastlanır güzellikte çağlayanlar oluştururlar. Bu çağlayanların sayısı 20′ den fazladır. En güzelleri Antalya‘ nın 15 km. kuzeyindeki Düden Şelalesi 18 km. batısındaki Kurşunlu Şelalesi ve Manavgat‘ ın 3 km. kuzeyindeki Manavgat Şelalesi‘ dir.

Kurşunlu Şelalesi‘ ne su 18 metre yükseklikten dökülmekte ve küçük şelaleciklerle 7 adet küçük gölet birbirine bağlanmaktadır. Kurşunlu Şelalesi 2 kilometrelik bir kanyonun içinde kalmaktadır. Bu alan 1986 yılında park haline getirilerek ziyarete açılmıştır. Şelale ve piknik yeri 33 hektarlık bir alanı kaplamaktadır. Piknik alanı içinde; manzara seyir terasları, çocuk parkı, restoran, otopark, gezinti patikaları, içme suyu, tuvalet vardır.

Kurşunlu Şelalesi, belki size Antalya Bölgesi içindeki, diğer şelaleler kadar büyük ve şaşırtıcı gelmeyebilir. Ancak bu küçük şelale etrafındaki Orman Bakanlığı‘ nca düzenlenen piknik alanı, şelaleden inen suyun akıp gittiği küçük bir derenin kenarında yer alan yaya gezinti yolu, bitki zenginliği yönünden, Antalya‘ nın en ilginç yerlerinden birisidir. Özellikle bu gezinti yolu üzerinde ve Bitki Tüneli olarak adlandırılan bu bölümde, kış hariç diğer mevsimlerde bin bir çeşit bitki türü dikkatleri üzerine çeker.

Kurşunlu Şelalesi‘ ne hemen yanında yer alan piknik alanının kuzeybatısında yer alan merdivenlerden inilerek ulaşılır. On metre kadar yükseklikten düşen su, aşağıda küçük bir gölcük oluşturur. Bu küçük gölün batı yönünde çevre düzeni çalışmaları sırasında restore edilmiş bir su değirmeni vardır. Mevsimine göre, etrafı sık yeşilliklerle sarılmış bu küçük gölde, tatlı su kaplumbağaları, yengeçler ve balıklar bulunur.

Kurşunlu Şelalesi‘ nin Piknik Alanı ise; gürül gürül akan çeşmeleri, piknik bankları, düzenli çöp bidonları, ızgaralı ocakları, oyun alanları ile size tam bir piknik konforu sağlar.

1991 yılında emekli Cumhurbaşkanı Kenan Evren’ in teşvikleriyle milli parklar arasına girmiştir. “Şelale çok yönlü olmakla beraber “bitki tüneli ve 200 yıllık su değirmeni “Antalya‘ da görülmeden geçilmemesi gereken yerler arasına Kurşunlu Şelalesi‘ ni de katıyor. Antalya‘ ya gelipte görmeden gitmeyin sakın. Pişman olursunuuz. Manzara mükemmel, ortam mükemmel doğa sanatını konuşturmuş gerçektende.

Antalya Kurşunlu Şelalesi

Ulaşım

Kurşunlu Şelalesi‘ ne, Antalya‘ dan Aksu kasabası yönüne gidildiğinde, Antalya Havaalanı‘ ndan 3 km. kadar sonra, yol levhalarından da anlaşılacağı gibi, sola sapılarak gidilir. 8 km’ lik asfalt yol, bahçeler ve tarlalar arasından geçerek sizi, otomobil ile on-onbeş dakika içinde Kurşunlu Şelalesi‘ ne ulaştırır. Ulaşım, belediye otobüsleri ve minibüslerle sağlanabilmektedir.

İletişim

Adres : Kurşunlu Tabiat Parkı İşletmeciliği Aksu / Antalya
Tel : 0 242 433 22 18
Faks : 0 242 433 23 27
Web Sietesi : www.kursunluselalesi.com

Çevre ve Orman Bakanlığı
Antalya Çevre Orman İl Müdürlüğü : 0 242 321 79 61
Antalya DKMP Şube Müdürlüğü : 0 242 343 26 52

TURİZM CEŞİTLERİ VE MERKEZLERİ-Yat Turizmi


Akdeniz, Ege Denizi, Karadeniz ve Marmara Denizi, Türkiye'yi kuzey, batı ve güneyden çevrelemektedirler. Türkiye, yatçıların her gece değişik, özel demir atacakları koy, körfez ve plajların hazinesidir ve Mavi Yolculuğa ev sahipliği yapmaktadır. Bu şiirsel deniz yolculuğu, insanın kara yerine deniz perspektifinden tarihi deneyimi, körfezlerde ve denizlerde rüzgara yelken açmak ve tabiatla birleşmek anlamındadır. Bu yolculuk, aynı zamanda, sizi Kleopatra' nın özel plajına, Olimpos Dağı'nın ebedi ateşine ve eski uygarlıkların binlerce arkeolojik kalıntısına götüren bir yolculuktur.

Türkiye'de yatçılık, size kıyı köy ve kasabaların sevimli ve konuksever halkı ile gerçekten yararlı kültürel değişim deneyimi sağlayacaktır. Genellikle batı ve kuzeybatıdan esen ılımlı rüzgarlar, doğanın tadına varılmasını sağlayarak, uzun yaz mevsimini yatçılık için ideal hale getirmektedir. Bazı bakır turkuvaz kıyılar ve korumalı körfezlerden deniz seviyesinden neredeyse 3.000 metre yükseklikte dağ tepelerini seyretmek mümkündür.

 

Marinalar

Türkiye'nin en donanımlı marinaları Güney Ege ve Akdeniz kıyılarında İzmir, Kuşadası, Bodrum, Datça, Bozburun, Marmaris, Göcek, Fethiye, Kalkan, Kaş, Finike, Kemer ve Antalya'da yer almaktadır. Bu tam donanımlı limanlarda, yatçılar gereksinim duydukları hizmet ve malzemeleri bulabilmektedirler. Antalya, Dalaman, İzmir ve İstanbul havaalanları tüm Türk marinalarına süratli bağlantı kurarlar. Kolay bir uçuştan sonra yatınıza binip deniz yolculuğunuza başlayabilirsiniz.

 

Guletler

Türkiye'nin yerli deniz aracı Guletler özgün tasarımı, pratiklik ve mavi yolculukla özdeşleşen rahat bir tarzı kaynaştırmaktadır. Yıllardır balık avı ve ulaşım amaçlı kullanılan geleneksel sanat türünden geniş güverteli guletler şimdiki görüntülerine doğru gelişme göstermişlerdir.

Bodrum, Bozburun, Marmaris, İstanbul ve Karadeniz kıyılarındaki tersanelerde inşa olunan bu gemiler, motorlarıyla birlikte deniz aracı teçhizatıyla donatılmaktadırlar. Guletlerdeki yolcu sayısı geminin boyuna bağlı olmakla birlikte, çoğu sekiz ile on iki kişi barındırabilmektedir. Bu gemiler, yolculara müstakil konaklama sağlayabilmekte, kiralandıklarında hizmet ve eğlence olanağı vermektedirler. Modern Guletler bir evin tüm konforuna sahiptir. Deniz yolculuğunda küçük grupların yakınlığı, dostluk ve paylaşma atmosferini geliştirmekte; müşteriler ve mürettebat arasında rahat ilişkiler yaratabilmektedir. Seyahat acentaları özel gruplar veya istenildiğinde münferiden charter ve belirli turlar düzenleyebilirler.

Bir Guletle, büyük okyanus gemileri Kruvazörün aksine, kıyıda gizlenmiş ve çoğu kez metruk koy ve körfezler keşfedilebilir. Küçük liman ve yerleşimler kıyı hayatının büyük gemilerin gerçek şekilde yansıtamadığı samimi bir görünümünü sunmaktadırlar. Bir bakıma Gulet odası denize bakan manzaranın devamlı değiştiği tam servisli bir otele benzetilebilir.

 


Yat Gezileri

İstanbul ve Çevresi

İstanbul'da yatçılar, şahane doğal manzaralar, açık deniz ve muhteşem güneş batışı ile Bizans ve Osmanlı tarihine seyahatin hazzını tadarken etkileyici hisarlar, saraylar ve camiler arasında deniz yolculuğu yapmaktadırlar. Nefes kesici Boğaz içinde deniz yolculuğu yapıp, Asya ve Avrupa'yı birleştiren iki muazzam köprünün altından geçtikten veya camilerin sıralandığı Haliç'i dolaşıp veya Adalar'daki koy ve körfezlerde gezindikten sonra her ikisi de yirmi dört saat hizmet veren iki büyük marinaya Avrupa yakasındaki Ataköy Marinası ile Asya yakasındaki Kalamış (Amiral Fahri Korutürk) Marinası'na dönebilirler. Kuzey denizinden Avrupa iç sularıyla yatçılar Avrupa kanal sistemi ve Rhine ve Tuna Nehirleriyle Karadeniz limanlarına ve İstanbul Boğazı ve marinalarına ulaşıp, kısa ve güvenli yoldan Türk Akdeniz sahillerine ve marinalarına ulaşabilirler.

İzmir'den Kuşadası'na

İzmir şehri, gemi ve yatların devamlı dolaştığı dar ve uzun bir körfezin başında yer alır. Kozmopolit ve canlı şehre, galeriler, tiyatrolar ve kültürel etkinlikler özel bir hareketlilik kazandırır. Levent Marina bir yatçılık macerası başlatmak için uygundur. Urla iskelesinde kıyıyı dolduran küçük adalarda güzel plajlar ve demir atıldığında aletli ve aletsiz dalınacak, yüzülecek şaheser köşeler mevcuttur. Karaburun'da güzel oteller, çay bahçeleri ve balık lokantaları harika dağ dekoru ve berrak temiz su arasında yer almaktadır.

Çeşme civarında Büyük Altın Yunus Setur Marina kompleksi ve Ilıca Dalyandaki Çekek mahalleri güvenlik açısından kayda değerdir. Temmuz ayında Çeşme'nin uluslararası şarkı yarışması, ilçeye heyecan ve şenlik katan dünyaca ünlü icracıları cezbeder. Bu bölgedeki termal hamamlar, Ilıca Körfezi'nde deniz suyuna karışan kıyıdaki doğal kaynakları, Çeşme'nin güneydoğusunda güzel koylar muhteşem bir manzara, rüzgar ve dalgalarla güvenlikli bir demir atma imkanı sağlar.

Kuşadası Körfezi, Ege sahilinin plaj, körfez ve koylarıyla güney ve güneydoğuya açılmaktadır.

Kuşadası'ndan Bodrum'a

Kuşadası şahane deniz mahsulleri lokantaları, kafeler, güzel parklar ve harika plajlarla doludur. Alış veriş ile ünlü olan şehirde deri, mücevherat ve halıya kadar her şey bulunmaktadır.

Kuşadası Turban Marinası, gemilere kışlama sağlayan Türkiye'nin en iyi donatılmış marinalarından biridir. Bar, caz klubü, disko ve kabareleri ile ünlü bir gece hayatı vardır. 

Kuşadası'nın güney kıyıları ile pamukkale arasında Priene, Milet, Didim, Afrodisias ve Pamukkale dahil çeşitli eski uygarlıkların önemli yerleşimler kurdukları Menderes Irmağı vadisi yer alır. Didim'deki Apollo Tapınağı antik çağların en kutsal yerlerinden biriydi. Arkeolojik mekandan uzak olmayan Altınkum Plajı tüm ziyaretçilerin yelken açma, yüzme ve rahatlama imkanı sunmaktadır.

Güllük'teki balıkçı köyünün güzel bir limanı ve çok sayıda misafirhane ve küçük oteli bulunmaktadır. Bu güzel körfezden dışarı yelken açtığınızda, Bodrum Yarımadası sizi karşılamaktadır.

Bodrum'dan Marmaris'e

Tartışmasız Ege sahillerinin "en can alıcı noktası olan Bodrum, bohem atmosferi ile insanları büyülemektedir.

Rodos şovalyeleri tarafından inşa edilen Ortaçağ kalesi; Ege Denizi ve Akdeniz'in birleştiği Bodrum'un körfezine girişi korumaktadır. Bodrum Kalesi'de Sualtı Arkeoloji Müzesi bulunmaktadır.

Bodrum'da alış verişi zevk haline gelmiştir. Hatıra eşyaları her yeri doldurmuştur. Bodrum Turban Marinası sevimli ve iyi donatılmış marinalarından biridir.

Demir atılacak yerlerden biri, güzel manzaralı Akbük'tür. Sedir Adası böcek kabuklarından kaynaşan kum ile plajın ve körfezin karşı yakasındaki Kıran Dağı'nın manzarasını ön plana çıkarmaktadır. Atmışaltı Körfezi ve girintili çıkıntılı sahil çizgisine sahiptir. Datça kasabası çok sayıda renkli deniz ürünleri lokantası, pub ve diskoteğiyle yatçıların popüler bir mola noktası haline gelmiştir.

Hisarönü Körfezi'nde sakin Keçibükü Koyu yer almaktadır. Körfez Marina'nın çevredeki dağ ve ormanlar ve doğal kum oluşumu olan uzun "Kızkumu" (batık iskele) gibi çok sayıda doğal güzelliği bulunmaktadır. Türkiye'nin gulet - inşa merkezlerinden biri olarak ün yapmış Bozburun Kasabası bulunmaktadır. Bir türkuvaz cenneti olan Kumlubük, körfezin güney sahilindedir; kuzey sahilde, suyun ardında, Rodos şehri Amos yer almaktadır. Turunç'ta doğal bir liman, suları ile geniş bir açıklığa yönelmiştir. Bundan sonraki liman Marmaris'tir.

Marmaris'ten Fethiye'ye

Marmaris Koyu sakin bir gölü andırmakta ve yatlara çekek mekan oluşturmaktadır. Türkiye'nin en büyük ve iyi donanımlı marinalarından biri olan Marmaris Netsel Marina ile kışlama ve yat bakımı konusunda en iyilerinden Marmaris Albatros Marina, Marmaris'i Ege kıyısında mavi yolculuğun başlangıç noktası haline getirmiştir.

Delikli Ada Ekincik'in güneydoğu kıyısı dışında yer almaktadır. Uzun, altın rengi bir plaja sahip Dalyan Deltası, bir doğa koruma alanı ve deniz kaplumbağları (caretta caretta) ile mavi yengeçlerin sığınağıdır. Irmağın kavis yaptığı yerde, eski liman şehri Kaunos'un üzerindeki yamaç yüzünde, kayaya mezarlar oyulmuştur. Delikli Ada'nın güneydoğusunda Sarı Germe bulunur.

Göcek Körfezi, Akdeniz'in en iyi yatçılık merkezlerinden biridir. Adalarla çevrilmiş ve deniz manzarası Körfezin en güney ucundaki eski Arimeksa şehrinin kalıntıları, mavi suların uzantısında yer alır. Tersane Adası'nın karşısında, eski tersanelerinde bulunduğu Bizans harabeleri yer alır.

Fethiye'den Kaş'a

Tatil ilçesi Fethiye'nin önemli bir marinası bulunmaktadır ve Adalarla kaynaşan güzel bir körfeze bakmaktadır. Eski binaların ön cephelerini örnek alan çok sayıda Likya kaya mezarı tepenin yüzüne oyulmuştur. Belceğiz Körfezi ile, sakin, kristal duruluğunda suyun yüzme ve diğer su sporları için ideal olduğu yer Ölü Deniz'dir. Gemiler Adası'nda Bizans harabeleri çamlar arasındadır.

 

Kaş'tan Antalya'ya

Kaş'ın uzun yarımadasının üzerinde eski tiyatro ilçeye yürüme mesafesindedir. "Güneşin Evi", Kekova, güzel manzaralı adalar, çok sayıda koylar ve eski kentlerin toplu adıdır. Bu koylar her mevsimde doğal liman oluşturmaktadır. Kekova Adası'nın kuzey sahilinde, Apollonia'da depremler toprağı sarsarak, eski evlerin su altına gömülmesine, batık bir kent yaratılmasına sebep olmuşlardır.

Finike'nin 25 km. batısında eski adı Myra olan Demre'de çok sayıda kaya mezarı ve muhteşem bir Roma tiyatrosu bulunmaktadır. (Noel Baba) St. Nicolas, dördüncü yüzyılda bu Akdeniz kentinin piskoposuydu ve burada ölmüştür.

Kırlangıç Yarımadası etrafında dönüldüğünde Antalya Körfezi'ne ulaşılır. İlk manzara Tahtalı Dağı güney kıyısındaki eski Olimpos kentidir. Zakkum ve defne çalılarının Olimpos vadisine denizden olduğu gibi karadan da ulaşabilirsiniz.

 Kemer Turban Marina'nın tüm etkinlikler için tesisleri mevcut bulunmaktadır. Bugün palmiye dizili bulvarları, güzel parkları, tarihi binaları, anıtları, müzeleri ve Kaleiçi, ideal bir tatil atmosferi yaratmak üzere Antalya'da bir araya gelmiş gibidir. Turban Marina'nın yer aldığı güzel manzaralı Kaleiçi mahallesi Antalya marina ve eğlence merkezi, Türkiye'nin en güzel marinalarından biri olarak kabul edilmektedir. Antalya'nın diğer marinası olan Setur Marina ise sakin ve dinlendiricidir.

TURİZM CEŞİTLERİ VE MERKEZLERİ-Dağcılık


Türkiye, farklı yüksekliklerde, zengin jeo morfolojik ve tektonik yapıya sahip, flora ve faunası olan ormanlara ve siluete sahip, zengin av ve yaban hayatı olan dağlarıyla hem kış turizmi hem de dağ yürüyüşü ve tırmanışları için dağcılık sporunu sevenlere olağanüstü çekici ve ilginç olanaklar sunar. Türkiye'yi her yıl dünyanın çeşitli yerlerinden çok sayıda turist dağ tırmanışı ve yürüyüşü için ziyaret etmektedir.

 

Türkiyedeki Dağ Tipleri

Kuzeyden güneye doğru karalaştığı iddia edilen Türkiye günümüzde Kuzey Anadolu Sıradağları, İç Anadolu Masifler, Güney Anadolu Sıradağları ve Güney Doğu Anadolu Sıradağlar Kuşağıyla çevrelenmiştir. Istıranca (Yıldız) Dağları (1000 m), Bursa Uludağ (2543 m) , Bolu Köpoğlu Dağı (2400 m), Ilgaz Dağı (2587) ve Karagöl Dağları (3100m) Kuzey Anadolu Sıradağları kuşağında, Erciyes Dağı (3917m), Hasan Dağı (3263m), Büyük Ağrı Dağı (5137m), Tendürek Dağı (3533m), Süphan Dağı (4058m) ve Nemrut Dağı (3050m) gibi volkanik dağlar İç Anadolu Masifler kuşağında, Toros Dağlar olarak adlandırılan kıvrım sıradağları BeydağlarI (3086m), ortasında Bolkar Dağları (3524m) , Hakkari Cilo (Buzul), Sat (4136m) ve Nur (Amanos) Dağları Güney Doğu Anadolu Sıradağlar Kuşağınla yükselmektedir.

Bu dağlardan, Batı Toroslar (Beydağları), Orta Toroslar (Bolkar Dağları, Aladağlar), Munzur Dağları, Cilo-Sat Dağları ve Kaçkar Dağları (Batı Grubu-Verşembek, Kavran Grubu, Doğu Grubu-Altıparmak) kıvrılma ve kırılma ile oluşan dağlardır.

Süphan Dağı, Nemrut Dağı, Hasan Dağı, Erciyes Dağı Ağrı Dağı ve Küçük Ağrı Dağı Volkanik Dağlardır.

Ağrı- Ağrı Dağı

Türkiye'nin en büyük dağı olan Ağrı Dağı jeolojik konumu ve Büyük Tufandan sonra Nuh'un gemisine ev sahipliği yapması dolayısıyla efsanevi özelliği olan bir dağdır. Kutsal kitaplarda da adı geçen Ağrı Dağının farklı dillerde bir çok ismi vardır. Başlıcaları, Ararat, Kuh - i Nuh, Cebel ül Haristir.

Marco Polonun hiç bir zaman çıkılamayacak dediği Dağa ilk tırmanışı, kayıtlara göre 9 Ekim 1829 yılında Prof. Frederik Von Parat tarafından gerçekleştirildi. İkinci kış tırmanışı ise ilk tırmanıştan çok sonra 21 Şubat 1970' de Dağcılık Federasyonu eski başkanlarından Dr. Bozkurt Ergör tarafından gerçekleştirildi. 1980'li yıllarda binlerce dağcı Ağrı Dağını ziyaret etti. Ağrıya tırmanışa 1990 yılında yasaklandı.1998 de Dağcılık Federasyonunun bir grup dağcıya izin vermesiyle bu yasak kaldırıldı.

Antalya-Beydağlar

Toros Dağlarının batı uzantısı olan Beydağları, Antalya Körfezi'nin batısında kuzey - güney doğrultusunda körfeze paralel olarak uzanır. Teke Doruğu, Bakırdağı, Tahtalı Dağ ve Kızlar Sivrisi önemli doruklarıdır. İçlerinde en yüksek olanı 3069 m. ile Kızlar Sivrisidir.

Yılın 300 günü havanın açık olduğu dağa bir günde zirve yapılabiliyor. Zirveden denizi ve Antalya'yı izlemek tırmanışın tüm yorgunluğunu unutturuyor. Eğer uykunuzdan fedakarlık edip güneşin doğuşunu burada yakaladığınızda gözlerinizi kamaştıracak kadar parlak bir gün doğumuna şahit olursunuz.

Yamaç paraşütü yapak isterseniz ve iyi bir hava yakalarsınız muhteşem bir manzarayla karşılaşırsınız. Ayrıca Bey dağları önemli bir dağcılık merkezi olmanın yanında önemli bir kış turizm merkezidir.

Kayseri-Erciyes Dağı

Kentin simgesi haline gelen ve tepesinde her zaman duman ve kar bulunan Erciyes Dağı 3916 m. yüksekliğinde dev volkanik bir dağdır. Püskürttüğü lavlar sonucunda Peri bacalarını oluşturan dağ antik çağlarda eteklerinde yaşayan Mezeke haklını o kadar etkilemiştir ki, Mezekeliler sikkelerinde tepesinden lav püsküren Erciyes Dağını resmetmişlerdir. Dağa çıkmayı ilk başaran 1837 yılında W.J. Hamilton'dur. Dağa çıkan ilk Türk ise 1924 yılında Miralay Cemil Cahit Beydir.

Erciyse bir dağcılık merkezi olmasının yanı sıra Türkiye'nin önemli bir kış turizm merkezidir. Ayrıca Dağın zirvesine çıktığınızda hava açıksa Kapadokya' dan Toroslar' a kadar uzanan bir bölgenin muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz.

Mersin-Bolkar Dağları

Alp dağlarının Türkiye' deki kanadını oluşturan Bolkar dağları, güneybatıda Reşadiye' den başlayıp Anadolu'nun güney kıyılarına paralel olarak uzandıktan sonra, doğuda İran'ın Zağanos Dağlarına bağlanır.

Bolkar dağlarında 3000 metreyi aşan bir çok zirve bulunuyor. Bunlardan Medetsiz (3524 m.) aralarında en yüksek olanıdır. Meydan ise Bolkar dağlarını görmek isteyenler için çok iyi bir kamp noktasıdır. Meydan'a yaklaşık 45 dakika uzaklıkta, güney batıda bulunan Karagöl (2650 m.) çok güzel bir kamp noktasıdır ve buraya Haziran ayında gidilirse gölü sarı ağırlıklı çiçeklerin kuşattığı görülür. Ayrıca kökleri Orta Asya'ya uzanan Yörüklerin arasında, binlerce yıldır bozulmamış geçmişe de yolculuk yapmanız mümkündür.

Niğde-Aladağlar

Kayseri - Niğde - Adana illeri arasında bulunan Aladağlar, bitki örtüsü ve hayvan çeşitleri bakımından zengin bir çeşitliliğe sahiptir, bu nedenle dağın 54.524 hektarlık bir bölümü 1995 yılında Milli park ilan edilmiştir.

Aladağlarda tırmanışlar için 3700 metre üzerinde üç doruk, 3000 metrenin üzerinde çok sayıda doruk olan dağ içinde bir çok gölün bulunduğu genişçe bir kazanı andırır. İlk baharda eriyen karlardan dolayı bir çok göl oluşur ama kurak yaz mevsiminde bir çok göl buharlaşıp yok olur. Sadece yer altı suyu ile beslenen bir kaç göl kalır.

Rize-Kaçkar Sıradağları

Rize ve Hopa arasında yer alan yıl boyunda gözlenebilen keskin buzulları, masmavi gölleri, yeşilin her tonuna sahip ormanları, coşkulu dereleri, bin bir çeşit bitkileri ve hayvanları ile doğal bir park görünümünde olan Kaçkar sıradağlarının en yüksek tepeleri Altıparmak (3480 m.), Kavran (3932 m.) ve Verçenik (3710 m.) dir.

Güney rotasından çıkışı kolay olan Kaçarları her yıl yüzlerce dağcı dağı ziyaret etmektedir. Eğer sis yoksa Doğu Karadeniz dağlarının muhteşem görüntüsünü izleyebilirsiniz. Kuzey rotasını ise daha çok deneyimli dağcılar tercih ederler ve kuzeyden zirve yapmanın başka bir avantajı geri dönüşte Ayder yaylasında kaplıcalara uğrayabilmenizdir.

Dağa yaz aylarında tırmanmak ne kadar kolay ise kış aylarında tırmanmak o kadar zordur. Kış aylarında kar vadileri doldurur, yaylaları örter ve evler yok olur. Ayrıca buzulların eğimi her zaman çığ düşmesine uygundur.

Tunceli-Mercan (Munzur) Dağları

Mercan Dağlarının Akbaba doruğuna ulaşmak için Ovacık'ın kuzeyinden Mercan deresini izlemek gerekir. Doruk tırmanışı için her dağcı kendi tekniğine göre çıkış yolu seçer.

Van-Süphan Dağı

Süphan dağına genellikle doğu yüzünden tırmanış yapılır. Tırmanış, sırasında Van gölü her an birbirinden değişik ve güzel görüntüler sunar. Doruk tırmanışına Aydınlar köyünden başlanır. Buraya 6-7 km. uzaklıkta ve 2500 m. yükseklikte Şekerpınarı yada Süphan yaylasında kamp kurulur, kamp yerinden doruğa tırmanış ve dönüş, 8-10 saatlik bir zaman alır.

ALANYA TATİL KÖYLERİ,otel moteller


Club Zigana Tatil Köyü Tatil Köyü,tatil köyleri,antalya tatil,ucuz tatil köyleri

Club Zigana Tatil Köyü Tatil Köyü
Tatil Köyü Oda Özellikleri: 334 toplam oda, 824 toplam yatak, 26 suit oda, 8 junior suit, 250 standart oda, 6 villa, 44 aile odasi. Bahçe, dag manzarasi var. Detaylar: Direk telefon, müzik yayini, balkon, minibar, kasa, uydu tv, split klima, küvet-banyo, wc, saç kurutma makinasi.
Bilgi: Split klima ve isitma, bahçe, tv odasi, oyun odasi, internet cafe, kuaför salonu, çamasirhane, ütü, kuru temizleme, market, hediyelik esya, fotografçi, butik, deri dükkani, kuyumcu, oda servisi, jeneratör, telefonla doktor, ücretli bebek bakicisi, ücretsiz otopark, kiralik araba, bunlarin bazilari ücret karsiligidir..
Bos Zaman ve Spor:
Açik havuz, çocuk havuzu, isitmali (kapali) havuz, su kaydiragi, Türk hamami, Fin hamami, sauna, masaj, jakuzi, güzellik ve saglik merkezi, fitness center, su jimnastigi, aerobik, masa tenisi, bilardo, disko, animasyon programi, gece eglenceleri, spor animasyonu, tenis, tenis kortlari, mini futbol, langirt, voleybol, plaj voleybolu, basketbol, okçuluk, amfitiyatro, çocuk oyun alani, dalis okulu, parasailing, su kayagi, muz, ringo, jet ski, kano, rüzgar sörfü, yelken, mini club, dart, parasüt, katamaran, laser, motorlu su sporlari, bunlarin bazilari ücret karsiligidir..
Yeme ve Içme Ultra hersey dahil, imperial, kahvalti salonu, lobi bar, snack bar, havuz bar, sahil bar, restaurant bar, Türk Kahvesi evi, money bar. 1 açik restoran, 1 kapali restoran. Dünya Mutfagi, Osmanli Mutfagi, Türk Mutfagi, Fransiz Mutfagi, Italyan Mutfagi, Meksika Mutfagi, vejeteryen mutfagi, Alman Mutfagi, Rus Mutfagi.
Sirket Toplantilari: 4 toplanti odasi (15 min. 450 max. kapasite). Tepegöz, perde, beyaz tahta, slide projektör, flipchart, projeksiyon, barkovizyon, ses sistemi, yaka mikrofonu, kablosuz mikrofon, mikrofon, video player, CD çalici, DVD player, televizyon, fax, klima, isik sistemi, simultane çeviri sistemi. En büyük salon kapasitesi 450 pax.
Adres: Kemer 15 km. Antalya Hava Alani 45 km. Deniz kiyisinda, havaalanina ücretli servis, özel kum plaj, büyük iskele, iskele.

ALANYA TATİL KÖYLERİ--SİMENA OTEL VİLLAS--SİMENA VİLLAGE


Simena Otel & Villas / Simena Village Tatil Köyü
Simena Otel & Villas / Simena Village Oda Özellikleri: 59 toplam villa, 450 toplam yatak, 119 otel odasi, 12 delux suit, 3 özürlü odasi, 107 standart oda, 20 villa oda, 39 villa. Bahçe, dag manzarasi var.
Detaylar: Direk telefon, balkon, minibar, kasa, internet baglantisi, uydu tv, merkezi klima, dus, küvet-banyo, wc, saç kurutma makinasi, banyoda telefon.
Bilgi: Merkezi klima ve isitma, bahçe, tv kösesi, oyun odasi, internet baglantisi, kuaför salonu, çamasirhane, ütü, kuru temizleme, resepsiyonda kasa, market, hediyelik esya, jeneratör, telefonla doktor, ücretli bebek bakicisi, ücretsiz otopark.
Bos Zaman ve Spor:
Açik havuz, kapali havuz, isitmali havuz, Türk hamami, sauna, masaj, fitness center, aerobik, masa tenisi, disko, animasyon programi, tenis, mini futbol, voleybol, basketbol, çocuk oyun alani, dalis okulu, parasailing, muz, jet ski, kano, rüzgar sörfü.
Yeme ve Içme Ultra hersey dahil, kahvalti salonu, kafeterya, lobi bar, snack bar, havuz bar, sahil bar, restaurant bar, Açik büfe servis. 1 balik restoran. 300 pax açik, 250 pax kapali toplam kapasite. Türk Mutfagi, Italyan Mutfagi.
Sirket Toplantilari: 2 toplanti odasi (470 max. kapasite). Tepegöz, perde, beyaz tahta, flipchart, projeksiyon, barkovizyon, ses sistemi, mikrofon, video player, DVD player, televizyon, fax, klima, isik sistemi. En büyük salon kapasitesi 320 pax, En büyük alan 326 m2.
Adres: Kemer 10 km. Antalya Hava Alani 70 km. Sehir merkezinde, özel plaj.

ALANYA TATİL KÖYLERİ--ATTALEİA HOLİDAY VİLLAGE


Attaleia Holiday Village Tatil Köyü
Attaleia Holiday Village Oda Özellikleri: 334 toplam oda, 668 toplam yatak, 20 suit oda, 156 junior suit, 5 özürlü odasi, 6 villa, 152 aile odasi. Deniz, bahçe manzarasi var.
Detaylar: Direk telefon, minibar, kasa, uydu tv, merkezi klima, küvet-banyo, wc, saç kurutma makinasi.
Bilgi: Merkezi klima ve isitma, oyun odasi, internet baglantisi, kuaför salonu, çamasirhane, ütü, kuru temizleme, resepsiyonda kasa, market, hediyelik esya, kuyumcu, jeneratör, doktor ve hemsire, bebek bakicisi, evcil hayvan kabul edilmez.
Bos Zaman ve Spor:
Açik havuz, çocuk havuzu, isitmali (kapali) havuz, aquapark, Türk hamami, sauna, masaj, fitness center, aerobik, masa tenisi, bilardo, disko, gece animasyonu, tenis, tenis kortu, golf, mini golf, futbol, futbol sahalari, mini futbol, voleybol, plaj voleybolu, basketbol, okçuluk, binicilik, amfitiyatro, çocuk oyun alani, dalis okulu, parasailing, muz, jet ski, kano, sahilde ücretli su sporlari.
Yeme ve Içme Hersey dahil, kahvalti salonu, lobi bar, snack bar, havuz bar, restaurant bar, Alakart ve açik büfe servis. Deniz ürünleri mutfagi.
Sirket Toplantilari: 3 toplanti odasi (750 max. kapasite). Tepegöz, perde, projeksiyon, barkovizyon, ses sistemi, mikrofon, DVD player, televizyon, klima, isik sistemi, bilgisayar.
Adres: Antalya Hava Alani 35 km. Deniz kiyisinda, özel kum plaj.

ALANYA TATİL KÖYLERİ--AMARA CLUB MARİNE


Amara Club Marine Tatil Köyü
Club Marine Oda Özellikleri: 379 toplam oda, 1182 toplam oda, 16 suit oda, 3 junior suit, 3 özürlü odasi, 10 sigara içilmeyen oda, 310 standart oda, 43 aile odasi. Bahçe manzarasi var.
Detaylar: Direk telefon, müzik yayini, balkon, minibar, kasa, uydu tv, merkezi klima, küvet-banyo, wc, saç kurutma makinasi, banyoda telefon.
Bilgi: Merkezi klima ve isitma, bahçe, tv kösesi, oyun odasi, internet baglantisi, kuaför salonu, çamasirhane, ütü, kuru temizleme, market, hediyelik esya, kuyumcu, 24 saat oda servisi, jeneratör, doktor, ücretli bebek bakicisi, ücretsiz otopark.
Bos Zaman ve Spor:
Açik havuz, çocuk havuzu, aquapark, Türk hamami, sauna, masaj, jakuzi, güzellik ve saglik merkezi, SPA, fitness center, aerobik, masa tenisi, bilardo, disko, animasyon programi, tenis, plaj voleybolu, basketbol, okçuluk, amfitiyatro, çocuk oyun alani, parasailing, muz, jet ski, kano, rüzgar sörfü, yelken.
Yeme ve Içme Ultra hersey dahil, kahvalti salonu, lobi bar, snack bar, havuz bar, restaurant bar, bistro, Alakart ve açik büfe servis. 100 pax açik, 500 pax kapali toplam kapasite. Türk Mutfagi, Italyan Mutfagi, balik mutfagi.
Adres: Beldibi 2 km. Antalya Hava Alani 45 km. Sehir merkezinde, deniz kenarinda, özel plaj

 

ALANYA TATİL KÖYLERİ--AMARA DOLCE VİTA


Amara Dolce Vita Tatil Köyü,tatil,tatil köyü,antalya tatil kyöeri,ucuz oteller,ucuz bilet

Amara Dolce Vita Tatil Köyü
 Amara Dolce Vita Oda Özellikleri: 432 toplam oda, 270 standart oda. Bahçe, dag manzarasi var.
Detaylar: Direk telefon, müzik yayini, minibar, kasa, uydu tv, merkezi klima, küvet-banyo, wc, saç kurutma makinasi, banyoda telefon.
Bilgi: Merkezi klima ve isitma, bahçe, tv kösesi, oyun odasi, internet baglantisi, kuaför salonu, çamasirhane, ütü, kuru temizleme, market, hediyelik esya, kuyumcu, 24 saat oda servisi, jeneratör, doktor, ücretli bebek bakicisi, ücretsiz otopark.
Bos Zaman ve Spor:

Açik havuz, çocuk havuzu, aquapark, Türk hamami, sauna, masaj, güzellik ve saglik merkezi, SPA, fitness center, aerobik, masa tenisi, bilardo, disko, animasyon programi, tenis, mini futbol, plaj voleybolu, basketbol, okçuluk, amfitiyatro, çocuk oyun alani, parasailing, muz, jet ski, kano, rüzgar sörfü, yelken.
Yeme ve Içme Ultra hersey dahil, kahvalti salonu, restaurant bar, Alakart ve açik büfe servis. Türk Mutfagi, Italyan Mutfagi, balik mutfagi.
Adres: Tekirova 1 km.. Antalya Hava Alani 70 km. Sehir merkezinde, deniz kenarinda, özel plaj.

adrasan gezisi


Bu yaz sizlere Antalya'nın güzelliklerini anlatmayı hedefledim ama düşündüm taşındım hazır resimlerle olmuyor biraz da gerçeği yansıtmak lazım.işte sizler için kendimi feda (!!!!!!!!)ederek gittiğim Adrasan seyahatinden bazı kareler.

 

 

 

Biraz Adrasandan bahsetmek istiyorum.Antalyaya 1-1.5 saatlik mesafede cennetten bir köşe.Biz antalyada yaşayanlar için hafta sonları denize girmek çoğu zmaan bir işkence halini alır.Plajlar inanılmaz kalabalık,gürültülü olur.Bir türlü ailece istediğimiz gibi yüzmek dinlenmek eğlenmek imkanı bulamayız.ama biz bu cennet köşeyi keşfettiğimizden beri hafta sonlarımız inanılmaz keyifli geçiyor.çok güzel pansiyonlar,motellerle dolu olan adrasan sahili inanılmaz temiz denizi ile sizleri de bekliyor.bu yaz için bir kaç motelden aldığımız kapı giriş fiyatı (daha pazarlık yok bunlarda)2 kişilik odalar oda kahvaltı olmak üzere 80 ytl.

Mevlananın Hayatı,Mevlananın Eserleri

Mevlananın Hayatı

Mevlâna (1207-1273)



Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde doğmuştur.

Mevlâna'nın babası Belh şehrinin ileri gelenlerinden olup sağlığında "Bilginlerin Sultanı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahaeddin Veled'dir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur.

Sultânü'l-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'ten ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'l-Ulemâ 1212 veya 1213 yıllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'ten ayrıldı.

Sultânü'l-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış Mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaşmıştır. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır.

Sultânü'l-Ulemâ Nişâbur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâbe'ye hareket etti. Hac farizasını yerine getirdikten sonra dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldi. Karaman'da Subaşı Emir Musa'nın yaptırdıkları medreseye yerleşti.

1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'l-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldı. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adında iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun' u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerra Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Alim Çelebi adlı iki oğlu ve Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.

Bu yıllarda Anadolu'nun büyük bir kısmı Selçuklu Devletinin egemenliği altında idi. Konya ise bu devletin başşehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve devletin hükümdarı Alâeddin Keykubad idi. Alâeddin Keykubad, Sultânü'l-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi.

Bahaeddin Veled, sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldi. Sultan Alâeddin onu muhteşem bir törenle karşıladı ve ona ikametgâh olarak Altunapa (İplikçi) Medresesi'ni tahsis etti.

Sultânü'l-Ulemâ, 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak Selçuklu Sarayı'nın Gül Bahçesi seçildi. Günümüzde müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'na bugünkü yerine defnedildi.

Sultânü'l-Ulemâ ölünce talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar. Mevlâna'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Medrese kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu.

Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems'te "mutlak kemâlin varlığını" cemalinde de "Tanrı nurlarını" görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü. Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkubi ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî'nin yerini doldurmaya çalıştılar.

Yaşamını "Hamdım, piştim, yandım" sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 pazar günü Hakk'ın rahmetine kavuştu. Mevlâna'nın cenaze namazını vasiyeti üzerine Sadrettin Konevi kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevi çok sevdiği Mevlâna'yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine Mevlâna'nın cenaze namazını Kadı Siraceddin kıldırdı.

Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine, yani Allah'ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Şeb-i Arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.

 

"Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir"

Hz. Mevlâna

Mevlananın Eserleri

Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü

MEVLANA'NIN ESERLERİ

Mesnevi

Mesnevi klasik doğu edebiyatında, bir şiir tarzının adıdır. Edebiyatta aynı vezinde ve her beyti kendi arasında ayrı ayrı kafiyeli nazım türüne Mesnevi adı verilmiştir. Uzun sürecek konular veya hikayeler şiir yoluyla anlatılmak istendiğinde, kafiye kolaylığı nedeniyle mesnevi türü tercih edilirdi.

Mesnevi her ne kadar klasik doğu şiirinin bir türü ise de, "Mesnevi" denildiği zaman akla "Mevlâna'nın Mesnevi'si" gelmektedir.

Mevlâna Mesnevi'yi Hüsameddin Çelebi'nin isteği üzerine yazmıştır. Kâtibi Hüsameddin Çelebi'nin söylediğine göre, Mevlâna, Mesnevi beyitlerini Meram'da gezerken, oturuken, yürürken, hatta semâ ederken söylermiş. Çelebi Hüsameddin de yazarmış.

Mesnevi'nin dili Farsça'dır. Halen Mevlâna Müzesi'nde teşhirde bulunan 1278 tarihli, elde bulunulan en eski Mesnevi nüshasına göre beyit sayısı 25618 dir.

Mesnevi'nin Vezni:
Fâ i lâ tün - fâ i lâ tün - fâ i lün 'dür.

Mevlâna 6 ciltlik Mesnevi'sinde tasavvufi fikir ve düşüncelerini, birbirine ulanmış hikayeler halinde anlatmaktadır.

Dîvân-ı Kebir

Divân şairlerinin şiirlerini topladıkları deftere denir. "Divân-ı Kebir "Büyük Defter" veya "Büyük Divân" manasına gelir.

Mevlâna'nın çeşitli konularda söylediği şiirlerin tamamı bu divandadır. Divân-ı Kebir'in dili Farsça olmakla beraber, içinde Arapça, Türkçe ve Rumca şiire de yer verilmiştir.

Divân-ı Kebir 21 küçük divân (Bahir) ile rubâî divânının bir araya getirilmesi ile oluşmuştur. Divân-ı Kebir'in beyit sayısı 40.000'i aşmaktadır.

Mevlâna Divân-ı Kebir'deki bazı şiirlerini Şems Mahlası ile yazdığı için bu divâna Divân-ı Şems de denmektedir. Divânda yer alan şiirler vezin ve kafiyeler göz önüne alınarak düzenlenmiştir.

Mektûbât

Mevlâna'nın başta Selçuklu hükümdarlarına ve devrin ileri gelenlerine nasihat için, kendisinden sorulan ve halli istenilen dini ve ilmi konularda açıklayıcı bilgiler vermek için yazdığı 147 adet mektuptur.

Mevlâna bu mektuplarında, edebi mektup yazma kaidelerine uymamış, aynen konuştuğu gibi yazmıştır. Mektuplarında "kulunuz, ben deniz"gibi kelimelere hiç yer vermemiştir.

Hitaplarında mevki ve memuriyet adları müstesna, mektup yazdığı kişinin aklına, inancına ve yaptığı iyi işlere göre kendisine hangi hitap tarzı yakışıyorsa, onu kullanmıştır.

Fîhi Mâ Fih

Fîhi Mâ Fih "Ne varsa içindedir" manasına gelmektedir. Bu eser Mevlâna'nın çeşitli meclislerde yaptığı sohbetleri içermektedir. Bunların oğlu Sultan Veled tarafından bir kitapta toplandığı sanılmaktadır. Eser 61 bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerden bir kısmı, Selçuklu Veziri Süleyman Pervane'ye hitaben kaleme alınmıştır. Eserde bazı siyasi olaylara da değinilmiştir. Bu nedenle bu eser tarihi açıdan da büyük bir önem taşımaktadır.

Eserde cennet ve cehennem, dünya ve ahiret mürşid ve mürid, aşk ve sema gibi konular işlenmiştir.

Mecâlis-i Seb'a (Yedi Meclis)

Mecâlis-i Seb'a adından da anlaşılacağı üzere Mevlâna'nın yedi meclisinin, yedi vaazının toplanmasından meydana gelmiştir. Mevlâna'nın vaazları, Çelebi Hüsameddin veya oğlu Sultan Veled tarafından not edilmiş ancak özüne dokunulmamak kaydı ile eklentiler yapılmıştır. Eserin düzenlenmesi yapıldıktan sonra, Mevlâna'nın tashihinden geçmiş olması kuvvetle muhtemeldir.

Şiiri amaç değil, fikirlerini söylemede bir araç olarak kabul eden Mevlâna, yedi meclisinde şerh ettiği hadisleri şu konulara ayırmıştır:

 


Konya - Mevlana Müzesi

Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü

MEVLANA MÜZESİ

Mevlana Müzesi ( 11,4 MB )

Bugün müze olarak kullanılmakta olan Mevlâna Dergâhı'nın yeri, Selçuklu Sarayı'nın Gül Bahçesi iken bahçe, Sultan Alâeddin Keykubad tarafından Mevlâna'nın babası Sultânü'l-Ulemâ Bâhaeddin Veled'e hediye edilmiştir.

Sultânü'l-Ulemâ 12 Ocak 1231 tarihinde vefat edince türbedeki bugünkü yerine defnedilmiştir. Bu defin gül bahçesine yapılan ilk defindir.

Sultânü'l-Ulemâ'nın ölümünden sonra kendisini sevenler Mevlâna'ya müracat ederek babasının mezarının üzerine bir türbe yaptırmak istediklerini söylemişlerse de Mevlâna "Gök kubbeden daha iyi türbe mi olur" diyerek bu isteği reddetmiştir. Ancak kendisi 17 Aralık 1273 yılında vefat edince Mevlâna'nın oğlu Sultan Veled Mevlâna'nın mezarı üzerine türbe yaptırmak isteyenlerin isteklerini kabul etmiştir. "Kubbe-i Hadra" (Yeşil Kubbe) denilen türbe dört fil ayağı (kalın sütun) üzerine 130.000 Selçukî dirhemine Mimar Tebrizli Bedrettin'e yaptırılmıştır. Bu tarihten sonra inşaî faaliyetler hiç bitmemiş 19. yüzyılın sonuna kadar yapılan eklemelerle devam etmiştir.

Mevlevî Dergâhı ve Türbe 1926 yılında "Konya Âsâr-ı Âtîka Müzesi" adı altında müze olarak hizmete başlamıştır.1954 yılında ise müzenin teşhir ve tanzimi yeniden gözden geçirilmiş ve müzenin adı "Mevlâna Müzesi" olarak değiştirilmiştir.

Müze alanı bahçesi ile birlikte 6.500 m² iken, yeri istimlak edilerek Gül Bahçesi olarak düzenlenen bölümlerle birlikte 18.000 m²ye ulaşmıştır.

Müzenin avlusuna "Dervîşân Kapısı" ndan girilir. Avlunun kuzey ve batı yönü boyunca derviş hücreleri yer almaktadır. Güney yönü, matbah ve Hürrem Paşa Türbesi'nden sonra, Üçler Mezarlığı'na açılan Hâmûşân (Susmuşlar) Kapısı ile son bulur. Avlunun doğusunda ise Sinan Paşa, Fatma Hatun ve Hasan Paşa türbeleri yanında semahane ve mescit bölümleri ile Mevlâna ve aile fertlerinin mezarlarının da içerisinde bulunduğu ana bina yer alır.

Avluya Yavuz Sultan Selim'in 1512 yılında yaptırdığı üzeri kapalı şadırvan ile "Şeb-i Arûs" havuzu ve avlunun kuzey yönünde yer alan selsebil adı verilen çeşme, ayrı bir renk katmaktadır.

Tilâvet Odası

Tilâvet Arapça bir kelime olup,Kur'an-ı Kerim'i güzel sesle ve usulüne uygun olarak okuma anlamına gelir. Geçmişte bu oda da Kur'an-ı Kerim okunulduğu için buraya tilâvet odası denmiştir. Halen Hat Dairesi olarak kullanılmaktadır.

Hat Dairesi'nde Mahmud Celaleddin, Mustafa Rakım, Hulusi, Yesarizâde gibi devirlerinin meşhur hattatlarının levhaları yanında, Sultan II. Mahmud'un yazdığı altın kabartma bir levha da yer almaktadır. Gümüş kapı üzerinde teşhir edilmekte olan Yesarizâde Mustafa İzzet Efendi'nin hattı ile yazılmış olan Molla Cami'ye ait Farsça beyitte şöyle denilmektedir.

 

    Kabetü'l-uşşâk bâşed in mekam
    Her ki nakıs amed incâ şod temam

(Bu makam aşıkların kâbesi oldu. Buraya noksan gelen tamamlanır)

Huzûr-ı Pîr (Türbe)

Türbe salonuna Sokullu Mehmet Paşa'nın oğlu Hasan Paşa'nın 1599 yılında yaptırdığı gümüş kapıdan girilir. Burada bulunan iki vitrin içerisinde Mevlâna'nın meşhur eserlerinden Mesnevi'nin, Divân-ı Kebir'in en eski nüshaları sergilenmektedir. Türbe salonunu üç küçük kubbe örter. Üçüncü kubbeye post kubbesi de denilir ve yeşil kubbeye kuzey yönünden bitişiktir.

Türbe salonu doğuda, güneyde ve kuzeyde yüksekçe bir set ile çevrilir. Kuzeyde iki parça halinde yer alan yüksek setlerde 6 Horasan erinin sandukaları yer almaktadır. Horasan erlerinin hemen ayak ucunda ise İlhanlı Hükümdarı Ebû Said Bahadır Han için yapılmış nisan tası sergilenmektedir.

Yine burada yer alan iki levha, Mevlâna'nın felsefesini ve düşünce sistemini açıklaması açısından mühimdir. 1. levha Türkçedir ve şöyledir;

 

    "Ya olduğun gibi görün
    Ya göründüğün gibi ol"

    Hz. Mevlâna

2. levha ise Mevlana'nın Farsça bir rubaisidir. Rubainin Türkçe çevirisi şöyledir;

    "Gel, Gel, ne olursan ol, gel!
    İster kâfir, ister mecûsî, ister puta tapan ol, gel!
    Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir.
    Yüz kerre tövbeni bozmuş olsan da yine gel!"
    Hz. Mevlâna

Türbe salonunu doğuda ve güneyde çevreleyen yüksekçe set üzerinde ise Mevlâna ve babası Bahaeddin Veled'in soyundan gelme, 10'u hanımlara ait olmak üzere 55 adet mezar ile, Hüsameddin Çelebi, Selâhaddin Zerkûbî ve Şeyh Kerimüddin gibi Mevlevîlikte makam sahibi olmuş 10 kişiye ait toplam 65 mezar bulunmaktadır. Hanımlara ait mezarların üzerinde yer alan sandukalara sikke konulmamıştır.

Yeşil kubbenin tam altında Mevlâna'nın ve oğlu Sultan Veled'in mezarları yer almaktadır. Mezarların üzerindeki iki bombeli mermer sandukayı 1565 yılında Kanunî Sultan Süleyman yaptırmıştır. Sandukaların üzerinde yer alan altın sırma tellerle işlenilmiş Pûşîde ise Sultan Abdülhamid II. tarafından 1894 yılında yaptırılmıştır.

Halen Mevlâna'nın babası Bahaeddin Veled'in mezarı üzerinde bulunan ve bazı kişilerin "oğlu gelince babası ayağa kalkmış" dedikleri ahşap sanduka ise, bir Selçuklu şaheseri olup, 1274 yılında Mevlâna için yaptırılmıştır. Kanunî, Mevlana ve oğlu Sultan Veled'in mezarları üzerine 1565 yılında yeni bir mermer sanduka yaptırınca, ahşap sanduka buradan kaldırılmış ve sandukası olmayan Mevlâna'nın babasının mezarının üzerine konulmuştur.

Semâhâne

Semâhâne bölümü, mescid bölümü ile birlikte XVI. yüzyılda Kanunî Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır. Semâhâne'de semâ, 1926 yılında dergâh müze oluncaya kadar devam etmiştir. Semâhâne'de yer alan naat kürsüsü ve müzisyenlerin oturdukları mutrib hücresi ile erkekler ve hanımlara ait mahfiller orijinal halleri ile korunurken, Semâhâne'nin uygun duvarlarında tarihi halılar ve yine vitrinler içerisinde madeni ve ahşap eserlerle Mevlevî musiki aletleri sergilenmektedir.

Mescid

Mescide çerağ kapısından girilir. Ayrıca mezarların bulunduğu huzûr- pîr ve semâhâne bölümlerinden de birer küçük kapı ile geçişler vardır. Bu bölümde müezzin mahfili ve mesnevîhân kürsüsü orijinal halleriyle muhafaza edilmektedir.

Mescidin güney duvarı üzerinde çok değerli halı ve ahşap kapı numuneleri sergilenirken, Mescid içerisine serpiştirilen 10 adet vitrinde de çok değerli cilt, hat ve tezhip numuneleri sergilenmektedir.

Halı Kumaş Bölümü - Derviş Hücreleri


Mevlâna Dergâhı'nın ön avlusunun batı ve kuzey yönünü çevreleyen, her birinde birer küçük kubbe ve baca bulunan 17 hücre bulunmaktadır. Bu hücreler Padişah III. Murat tarafından 1584 yılında dervişlerin ikameti için yaptırılmıştır.

Bu hücrelerden giriş kapısının sağında kalan dört hücre, halen gişe ve idare binası olarak kullanılmaktadır. Girişin solunda kalan 13 hücrenin baştan iki tanesi postnişîn ve mesnevîhân hücresi olarak, orijinal eşyaları ile teşhir edilmiştir.

En sondaki iki hücre ise değerli kitap koleksiyonlarını müzemize hediye eden Rahmetli Abdülbakî Gölpınarlı ile Dr. Mehmet Önder'in kitaplarına tahsis edilmiştir. Halen kütüphane olarak hizmet vermektedir.

Diğer 9 hücrenin ara duvarları kaldırılarak birbirine bağlı iki büyük koridor elde edilmiştir. Bu koridorlardan birinde ülkemizin Kula, Gördes, Uşak, Kırşehir gibi yörelerine ait tarihi halıları, diğer koridorda ise Konya İli'ne bağlı, Ladik, Karaman, Karapınar, Sille gibi yörelerde dokunmuş tarihi halılar sergilenmektedir.

Bu hücrelerin koridora açılan pencere ve kapı boşluklarına yapılan vitrinlerde ise Mevlevî etnografyasına ait pazarcı maşası, mütteka, nefîr gibi dergâhtan müzeye nakledilen tarihi nitelikteki eşyalarla, müze koleksiyonunda yer alan son derece değerli Bursa kumaşları sergilenmektedir.

Matbah Bölümü

Matbah müzenin güneybatı köşesinde yer alır. 1584 yılında Sultan III. Murat tarafından yaptırılmıştır. Dergâhın müzeye dönüştürülüğü 1926 yılına kadar yemek ihtiyacı burada karşılanıyordu.

1990 yılında yapılan onarımlardan sonra bu bölümün teşhir ve tanzimi mankenler ile yeniden yapılmıştır. Matbahın asıl işlevi olan yemek pişirme ve somat denilen sofrada yemek yeme adabı mankenlerle anlatılmaya çalışılmıştır. Matbahın diğer işlevlerinden olan Nev-ni-yâz denilen Mevlevî aday adayı saka postu üzerinde otururken, semâ talim çivisi yanında ise semâ dedesinin can tabir edilen Mevlevî derviş adayına semâ talim ettirişi anlatılmaya çalışılmıştır.

Bu yedi mecliste, asıl şerh edilen hadiselerle beraber 41 hadis daha geçmektedir. Mevlâna tarafından seçilen her hadis içtimaidir. Mevlâna, yedi meclisinde her bölüme "hamd-ü sena" ve "münacat" ile başlamakta, açıklanacak konuları ve tasavvufi görüşlerini hikaye ve şiirlerle cazip hale getirmektedir. Bu yol Mesnevi'nin yazılışında da aynen kullanılmıştır.

Antalya ve ilçeleri Fotoğraf Galerisi

 

Antalya Avatarları 7 Antalya Avatarları 8 Antalya Avatarları 9 Antalya Avatarları 10 Antalya Avatarları 11 Antalya Avatarları 12
Antalya Avatarları 13 Antalya Avatarları 14 Antalya Avatarları 15 Antalya Avatarları 16 Antalya Avatarları 17 Antalya Avatarları 18
Antalya Avatarları 19 Antalya Avatarları 20 Antalya Avatarları 21 Antalya Avatarları 22 Antalya Avatarları 23 Antalya Avatarları 24
Antalya Avatarları 25 Antalya Avatarları 26 Antalya Avatarları 27 Antalya Avatarları 28 Antalya Avatarları 29 Antalya Avatarları 30
Antalya Avatarları 31 Antalya Avatarları 32 Antalya Avatarları 33 Antalya Avatarları 34 Antalya Avatarları 35 Antalya Avatarları 36
Antalya Avatarları 37 Antalya Avatarları 38 Antalya Avatarları 39 Antalya Avatarları 40 Antalya Avatarları 41 Antalya Avatarları 42
Antalya Avatarları 43 Antalya Avatarları 44 Antalya Avatarları 45 Antalya Avatarları 46 Antalya Avatarları 47 Antalya Avatarları 48
Antalya Avatarları 49 Antalya Avatarları 50 Antalya Avatarları 51 Antalya Avatarları 52 Antalya Avatarları 53 Antalya Avatarları 54
Antalya Avatarları 55 Antalya Avatarları 56 Antalya Avatarları 57

 

 
 

Alanya Otelleri - Bera Hotels Alanya

Bera Alanya, 02 Haziran 2007, Cumartesi günü resmi açılış organizasyonuyla kapılarını tatilcilere açtı. Ahmet Özhan’ın birbirinden güzel eserleri seslendirdiği geceye basının ilgisi büyüktü.

İş ve siyaset dünyasından önemli isimlerin bulunduğu gecede, Turizm Bakanlığı Müsteşarı Mustafa Büyük, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek ve Kombassan Holding Eski Yönetim Kurulu Başkanı Haşim Bayram birer konuşma yaptılar.

Gold organizasyon tarafından sunulan halk dansları, Mehter Takımı gösterisi, dakikalarca süren havai fişek şovu geceye renk kattı.

Bu yıl büyük yatırımlarla kurulan Bera Alanya, Akdeniz’in doğal güzellikleri içinde denize sıfır tatil keyfi sunuyor. 5 yıldızın üstünde hizmet veren Bera Alanya, ilk yıllarına özel fiyat ve erken rezervasyon avantajlarıyla da sezona iyi bir giriş yaptı.

Bera Konya ve Bera Mevlana’dan sonra, deniz ve doğayla baş başa bir tatil geçirmek isteyenler için “alternatifsiz” hizmet sunan Bera Alanya; bay-bayan ayrı havuzları, fitness salonları, güzellik ve SPA merkezleriyle rahat bir tatilin yeni adresi…


Mersin Fotoğraf Albümü

 

Mağaralar

MERSİN

 

İlde jeolojik hareketler ve aşınma sonucunda pek çok mağara oluşmuştur. Cennet ve Cehennem Obruğu, Astım-Dilek,  Eshab-ı Kehf Mağaraları önemlidir.

 

Müzeler ve Örenyerleri

ANAMUR MÜZESİ
Yalıevler Mahallesi, Atatürk Caddesi, Fahri Görgülü Caddesi No:8, Anamur
Tel : (0324) 814 16 77
Faks : (0324) 814 30 18
Her gün 08.00-12.00/13.00-16.45 saatlerinde ziyarete açıktır.
Müzede etnografik ve arkeolojik eserler bölümü, kütüphane, fotoğrafhane, laboratuar, konservasyon ve sanat galerisi gibi üniteler bulunmaktadır.Arkeolojik bölümde helenestik, Roma ve Bizans dönemlerine ait eserler sergilenmektedir.Bozyazı'daki kazıda bulunan kabartma motifli altın diadem; Anamur Nekropolünde bulunan 36 parça ajurlu Bizans yapısı altın objeler, bronz athena, kantar ağırlığı, Müzenin önemli eserleri arasında yer almaktadır.

Anamur kazılarında çıkartılan ve çoğu mitolojik sahneleri içeren bitki ve geometrik desenli insan figürlü zengin mozaik örnekleri ile İ Ö 6. Yüzyıla ait ve Aydıncık'ta bulunan, kırmızı ve siyah figür tekniğinin en güzel uygulamaları olan Lekitoslar,  Helenestik, Roma ve Bizans dönemlerine ait taş kitabe, mil taşları, taş pişmiş topraktan heykeller ve kabartmalar, Anamur kazılarında bulunan insan yüzlü kandil örnekleri, taşın bir dantel gibi işlendiği bitkisel süs ve hayvan figürlü taş işleme örnekleri Müzede sergilenmektedir.

Etnografi bölümünde, geleneksel sanatların örnekleri, yörük eşyaları ve "Post Yanışlı" kilim türleri, zengin bir koleksiyon oluşturmaktadır.

MERSİN MÜZESİ
Atatürk Caddesi Kültür Merkezi, Halk Evi Binası
Tel : (0324) 231 96 18
Faks : (0324) 231 96 29
Pazartesi dışında her gün 08.00-12.00/13.00-16.45 saatlerinde ziyarete açıktır.

Kent merkezindeki Kültür Merkezi'nin doğu cephesindedir. Arkeolojik ve etnografik eserler üç ayrı salonda teşhir edilmektedir. Taş eserlerin sergilendiği birinci salonda; Roma dönemine ait mermer insan başları, heykel ve steller ile anforalar yer almaktadır. Pişmiş kilden (Terracota) yapılmış terliksi formdaki mezarlar, Pompeipolis antik kentinde bulunmuştur. İkinci salonda; Anadolu'nun en eski yerleşim merkezlerinden Yumuktepe ve Gözlükule kazılarından çıkarılan Yeni Taş, Bakır Taş ve Eski Tunç dönemlerine ait eserler sergilenmektedir. Bunlar iki kulplu kaplar, ikili, üçlü, dörtlü sepet kulplu fincan şekilli kaplar, gaga ağızlı testiler ve çeşitli boyalı kaplardır. Ayrıca Eski Tunç, Urartu, Helenestik, Roma ve Bizans dönemlerine ait çeşitli çanak, çömlek, cam ve bronz eserler, bronz, gümüş ve altın sikkeler bu salonda sergilenmektedir.

MÖ 2. Bine ait kurşun figür, Hitit İmparatorluk dönemine ait mühürler dikkat çeken eserlerdir. Hayvan başlı gümüş, Urartu bilezikleri ve çeşitli dizi boncuklar, klasik ve Helenestik Çağ'a ait Lechyos, Kylix ve Sigilatalar ile Roma dönemine ait çeşitli form ve büyüklükteki cam eserler, altın diadem ve küpeler sergilenmektedir. Etnoğrafik eserlerin bulunduğu üst kattaki üçüncü salonda; gümüş süs eşyaları, tesbihler, işlemeli kadın elbiseleri, peşkirler, ağaç ve bakır eşyalar, kilimler, nazarlıklar ile tabanca, kama ve barutluklar yer almaktadır. Müze bahçesinde ise çeşitli dönemlere ait taş eserler ile Pithoslar sergilenmektedir.

MERSİN ATATÜRK EVİ VE MÜZESİ
Atatürk Caddesi
Tel : (0324) 237 55 71
Faks : (0324) 231 96 29
Pazartesi dışında her gün mesaî saatlerinde ziyarete açıktır.


Mersin Belediye binasının kuzeyinde, Atatürk Caddesi üzerindedir. 1917 yılında İsviçreli Krizmon tarafından yaptırılmış, daha sonra Tahinci ailesince satın alınan ev, 1980 yılında kamulaştırılmıştır.
Atatürk 20 Ocak 1925 tarihinde eşi Latife hanımla birlikte Mersin'e geldiğinde bu evde 11 gün misafir edilmişti. Bu yapı günümüzde Atatürk Evi ve Müzesi olarak düzenlenmiştir. 2 katlı müzenin 1. Katında, Atatürk'ün değişik tarihlerde Mersin'i ziyaretleri ve Kurtuluş savaşı ile ilgili fotoğraf ve belgeler yeralır. 2.katında ise çalışma, dinlenme, yatak ve misafir odaları ile şahsi eşyaları bulunur. Ayrıca bir konferans salonu vardır.

SİLİFKE MÜZESİ
Taşucu Caddesi No: 111, Silifke
Tel    : (0324) 714 10 19
Faks : (0324) 714 28 52
Pazartesi dışında her gün 08.00-12.00/13.00-16.45 saatlerinde ziyarete açıktır.

SİLİFKE ATATÜRK EVİ VE ETNOGRAFYA MÜZESİ
Saray Mahallesi 1. Cadde, Silifke
Tel    : (0324) 714 10 19
Faks : (0324) 714 28 52
Pazartesi dışında her gün 08.00-12.00/13.00-16.45 saatlerinde ziyarete açıktır.

TARSUS MÜZESİ
Kültür Merkezi Binası, Tarsus
Tel    : (0324) 613 06 25
Faks : (0324) 613 30 80

Tarsus Müzesi,1557 Yılında Ramazanoğullarından Kubat Paşa tarafından açık avlulu medrese olarak yaptırılan ve 1966 yılında restore edilen Kubat Paşa Medresesi’nde uzun süre hizmet vermiştir.Dana sonra Tarsus Kültür Merkezi bünyesinde düzenlenen bir binaya taşınan Müzedeki eserler Paleotik, Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Urartu, Grek, Roma, Bisans, Selçuklar, Osmanlı devletine aittir.
Pazartesi dışında her gün 08.00-12.00/13.00-16.45 saatlerinde ziyarete açıktır.

MERSİN MERKEZ ÖREN YERLERİ

YUMUKTEPE
Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden biridir. Sistemli arkeolojik kazılar İngiliz John Garstang başkanlığında 1936-1937 yıllarında yapılmıştır. II. Dünya Savaşı'nın başlaması nedeniyle ara verilen kazılar 1946'da yeniden başlanıp 1947'de sonuçlanmıştır. 1992 yılında İstanbul Üniversitesi ve Roma Üniversitesi işbirliği ile hazırlanan "Yumuktepe Arkeolojik Kazısı" 1993 yılında uygulanmaya başlanmıştır. Yaklaşık 15 yıl sürecek kazı çalışmaları yaz aylarında sürdürülmektedir.

Yumuktepe'de ilk yerleşme Neolitik dönemde başlamış ve kesintisiz olarak kalkolitik, Tunç, Hitit, Bizans ve İslami devirlerde de devam etmiştir. 33-25 katmanlar Neolitik döneme aittir. Bu dönemde taş temelli evler, yün eğirmeye yarayan kirmenler, bakır oltalar, obsidyen ve akmak taşından yapılmış araçlar, taş mühür, ok uçları, dokumacılıkta kullanılan ağırsak, çanak, çömlekler bulunmuştur. 29-13 katmanlar ise Kalkolitik dönemi kapsar. Yapı tipleri taş temelli evler ile yuvarlak temelli silolardır. Son Kalkolitik dönemde savunma duvarlarıyla çevrili köy tipi yerleşime geçilmiştir. Askerlerin oturduğu sura bitişik evlerde fırın, yerel kaplar, temellerin altında seramik ve özel eşyalı mezarlar vardır. Orta Tunç çağı ise 12-9. katmanları kapsar ve İÖ 2000-1500'e tarihlenir. Bıçak, mızrak, mühür, kadın heykelciği, ayaklı kadeh ve gaga ağızlı testicikler bulunmuştur. Hitit dönemi ise 7-5. Katmanlar arasında ve İÖ 1500-1200'e tarihlenir. Sur duvarları testere biçimindedir. Evler Sokaklar vardır. En üst katlar Grik, Bizans ve İslami dönemi kapsar. Grek katmanında Kıbrıs tipi seramik Bizans ve İslami katmanda ise sırlı seramik bulunmuştur.

Höyüğün 2.5 m. derinliğinde bulunan bir kale harabesi Boğazköy'de bulunan kale harabesinin küçük bir örneği olup, Poligonal tarzda inşa edilmiştir.

2003 kazı sezonunda ortayla çıkarılan buluntular arasında Neolitik,Kalkolitik ve Ortaçağ dönemlerine tarihlenen kandiller,boncuk dizileri,kemik süs iğneleri,taş ağırşaklar,kemik aletler yer almaktadır.Yumuktepe'den çıkarılan yüzlerce eser, Mersin Müzesinde sergilenmektedir.

SOLI - VIRANŞEHIR( SOLOI- POMPEIPOLIS )
Mersin'in 14 km batısında, deniz kenarında bulunan Soloi antik kenti, MÖ 7. Yüzyılda Rodoslu koloniciler tarafından kurulmuş, kente güneş anlamına gelen Soloi adı verilmiştir. Darius( MÖ 521-485) zamanında, Klikyayı ele geçiren persler için Soloi önemli bir liman kenti olmuş ve adına sikke darbedilmiştir. Pers- Yunan savaşları sırasında , MÖ 449 yılında Klikyayı bir süre işgal eden Atinalılar, Soloi'yi yönetim merkezi yapmışlarsa da , bir yıl sonra yapılan Kilyos Barışı ile burayı Perslere geri vermişlerdir. MÖ 333 de Asya seferine çıkan Aleksander, Soloi yi Pers işgalinden kurtarmıştır. Filozof Chrysippoz ile takım yıldızları ve Fenomenler hakkında öğretici şiirler yazan matamatikçi ve astronom Aratos,MÖ 3. Yüzyılda Soloi'de yaşamışlardır.

Soloi antik çağlarda Kıbrıs Adası ve Mısır'a yapılan ticaretle zenginleşti.Kent Seleukos

Krallığı'nın son yıllarıda Klikya korsanlarının denetiminde kaldı. Roma yönetimi Akdenizdeki korsan faaliyetlerine son vermek amacıyla , MÖ 64 yılında Pompeius'u görevlendirdi, İtalya'dan başlayarak Yunanistan ve Kilikya'ya kadar olan bölgelerde korsan faaliyetlerine son vererek Soloi'ye geldi. Burayı da korsanlardan temizledi. Yürüttüğü büyük operasyonun zaferi anısına, kenti yeniden imar ederek, adını Pompeipolis olarak değiştirdi.

Bizans döneminde, Hristiyanlığın resmi din olarak kabul edilmesinin ardından , Soloi, Piskoposluk merkezi yapıldı.Kent 527 yılında meydana gelen büyük yer sarsıntısı ile tamamen harap oldu.Yeniden inşa edilmeye çalışılsada bu yüzyıldan sonra yoğunlaşan Sasani ve Müslümün Arap akınları nedeniyle yeniden eskisi gibi imar edilemedi ve terk edildi.Bu nedenle ören yerine Viranşehir de denilmektedir.

Pompeipolis kentinde liman, sütünlu cadde, tiyatro, Roma hamamı, kent duvarları, nekropol su kemeri gibi yapılar bulnmaktaydı.Günümüzde dağ kapısından deniz kapısına kadar uzanan korint başlıklı 200 sütunlu yoldan, 41 adet sütun ayakta kalmıştır. Bunlardan 33 adeti başlıklı olup insan aslan ve kartal kabartmaları ile süslenmiştir. Ayrıca liman , hamam kalıntıları, su kemeri bugüne kadar ulaşabilmiş kalıntılar arasındadır. Mersin Müzesinde kente ait eserler sergilenmektedir.Petersburg Hermitage Müzesinde, Bizans dönemine ait bir kiliseden götürüldüğü anlaşılan altın ve gümüş objeler bulunmaktadır.

2003 yılı kazı sezonunda ortaya çıkarılan mermer Dionyzos,pan(satyr) ve leopar üçlü kompozisyon gurup heykeli ve bir başka ikili heykel gurubu ve bir başı olmayan bayan mermer heykeli bulunarak Mersin Müzesine nakledilmiştir.

ZEPHYRİUM
Mersin'in antik yerleşimi olarak kabul edilen Zephrium kentine ait bilgiler çok azdır. Eski Halkevi(Günümüzdeki Kültür Merkezi) civarında yapılan temel kazılarında ve Çavuşlu Mahallesinde elde edilen bazı buluntular, eski Vilayet Konağı'nın ( Günümüzde Sağlık Müdürlüğü) yapımı sırasında ortaya çıkan horosan duvarlar, mermerden yapılmış sütun ve sütun başlıkları, Mersin Müzesi(nde bulunan mermer Aslan başı ile devşirilmiş bazı mimari yapı elemanları, antik Zephyrium kentine ait arkeolojik belgeleri oluştururlar. Öteyandan 19. Yüzyılda Mersin'e gelen C.Texier, W.M.Leake gibi gezginler, yayınlarında burada gördükleri Zephyrium kentine ait kalıntılardan sözederler. Örneğin V.Langlois, Pompeipolis'den Mersin'e geldiğinde: "Deniz kenarında evler vardır ve bu evlerin olduğu yerde eski bir kent harabesi bulunmaktadır ki, burası eski Zephyrium kentidir.

ANCHIALE( KARADUVAR)
Kalıntıları Mersin kentinin doğusunda olan bu antik yerleşim yeri için Strabon, Aristobulos'u kaynak göstererek, Asur Kralı Sardanapal'ın Tarsus ile birlikte Anchiale'yi bir gün içinde inşa ettiğini yazar.Gezgin Coğrafyacı bu abartılı bilgi nakline devamla:" Sardanapal'ın mezarının burada olduğunu ve sağ elinin parmaktlarını şaklatır durumda bir taş heykelinin bulunduğunu ve Asur dilinde yazılmış bir kitabede" Anakyndarakes oğlu Sardanapal , Anchiale'yi ve Tarsos'u bir günde kurdu. Ye, iç, neşelen, çünkü diğer şeyler bundan daha değerli değildir." Şeklindeki metnin ,parmakların anlamını açıkladığını söyler.
Anchiale,M.Ö.333 tarihinde Pers Kralı 3.Darıus ile yapmış olduğu İssos savaşından hemen önce Alexander tarafından alınmıştı.Burada su kemerleri, yapı kalıntıları,bir höyük,Romalılardan kalma Mozaikli bir hamam kalıntısı vardır.

DİKİLİTAŞ
Bekirde Köyünün güneyinde yüksekliği 15 metre, genişliği 4 metre, kalınlığı 2 metre olan bir dikilitaş vardır. Üzeri işlenmiş bulunan bu taşın MO. 7. Yüzyılda Yunanlıları yenen Asurluların bir zafer anıtı olduğu bilinmektedir.

AYDINCIK ÖREN YERLERİ

TİYATRO

Günümüzde toprakla kaplı olan tiyatronun varlığı yapının moloz taşlarla örülen sırt duvarının oluşturduğu yarım daire biçimindeki kavisten anlaşılmaktadır.

ANIT MEZAR (DÖRT AYAK)
Kent merkezinde, büyük kesme kireç taşlarıyla yapılmış ve halk arasında "Dört Ayak" olarak bilinen anıt mezar, İlçenin en ilgi çeken antik yapısıdır. Kare planlı ayak üzerine baldahinli olarak oluşturulmuş pıramidal çatılı anıt mezar M.S. geç 2 veya 3 y.y.başlarına tarihlenmektedir.
Pramidal mimari yapısıyla, mausoleum mezar geleneğinin devam ettiğini göstermekte olup, oldukça iyi korunmuş durumdadır.
Kentin yakın çevresinde görülebilen diğer yapılar, Aydıncık-Gülnar yolu üzerinde 15.km.de orman içindeki kaynaktan kente su getiren kemerler ve kanallar günümüze kadar ulaşan yapılardır.

BULUNTULAR
Bilimsel kazı ve araştırmaların başlatılmasından önceki 1960’ lı ve 1970’ li yıllarda, özellikle antik kent mezarlığında yapılan kaçak kazılarla veya rastlantı olarak elde edilmiş çok sayıda eser bulunmaktadır. Yurtdışına götürülen, sayısı ve nerede olduğu belirlenemeyenlerin dışındakiler, Adana, Mersin, Silifke, Anamur Müzelerinde bulunmaktadır. Bunların büyük bir bölümü pişirilmiş kil vazolar ile küçük boyutlu, taş, altın, gümüş , cam eşyalar ve sikkelerdir. M.Ö.3.y.y.da darbedilen II.Ptolemaios'a ait altın sikkeler ile M.Ö. 6. Ve 5.y.y.a ait drahmiler Kelenderis'e ait önemli nümizmatik buluntulardır.
Arkeolog Levent Zoroğlu’na göre, Doğu Akdeniz Bölgesinde ele geçen ilk eserler olması bakımından Attik atölyelerinden gelmiş "Leythos" denilen seramik vazolar,Kelenderis"in en ilginç buluntularını oluştururlar. Bunlar, beyaz zeminli " siyah figürlü "Haimon" grubu,Figürsüz siyah gövdeliler " grubu, "Bezekli Lekythoslar" gibi gruplara ayrılır.

BOZYAZI ÖREN YERLERİ

NAGİDOS
Kelenderis gibi bölgenin en eski kentlerinden biri olan Nagidos'un kalıntıları Bozyazı İlçesinde, kıyıya yakın bir tepe üzerindedir.Hakkında çok az bilgiye sahip olunan kentten günümüze ulaşan kalıntılar, bu tepenin zirvesine yakın yerdeki surlardan ibarettir. Ayrıca Bozyazı Çayı üzerindeki köprünün ilk biçiminin Roma çağında yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca bir su yolu kalıntısı ile bir hamamın temelleri yine Geç Roma, Bizans çağı kalıntıları arasında sayılabilir.

Nagidos'un M.Ö.V.ve IV. Yüzyıllarda Pers egemenliği altında olduğu, bu dönemde basılan satraplık sikkelerinden anlaşılmaktadır. Hellenistik Çağ'da, Mısır'daki Ptolemioslar'ın etkisi altına girmiş ise de, ardından gelen korsan baskıları kentin zayıflamasına yol açmıştır. Orta Çağda ise, önemsiz ve yerleşmenin sadece kıyıya çok yakın Bozyazı Adası (Nagidussa) üzerinde yoğunlaştırdığı anlaşılmaktadır.

KİLİSE BURNU
Bozyazı'ya 14 km. uzaklıkta Akkaya köyü sınırları içerisinde, halk arasında Kilise Burnu olarak bilinen, geç Roma ve erken Bizans dönemine ait bir ören yeridir. Burada sur, sarnıç, bir kilise ve diğer yapılara ait kalıntılar bulunmaktadır.

Surun dışında kuzeybatı yönünde ikisi yanyana , biri arkada olmak üzere üç adet 1. ve 2. Yüzyıl'a ait Memurium mezarlarına benzer yapıda mezarlar vardır.

MARAŞ TEPESİ (ARSİONE)
Bozyazı'nın 2 km. doğusunda Maraş Tepesi üzerinde kurulu olan yerleşim, Mısır Kralı Ptolemaios'un eşi Kraliçe Arsione adını taşıyan antik bir liman kentidir. M.Ö. 3.yüzyılda kurulduğu sanılan kentin görülebilen en önemli kalıntıları iki katlı mozaik döşeli mezarlar ile öteki yapı kalıntılarıdır.

ERDEMLİ ÖREN YERLERİ

ELAİUSSA- SEBASTE
Silifke-Mersin karayolu üzerinde Mersin'e 52 km. uzaklıkta olup Kumkuyu Belediyesi, Ayaş (Merdivenlikuyu) da yer almaktadır. Şehir İÖ II.yüzyıl sonlarında kurulmuştur. Strabon'a göre, bu şehrin bir bölümü kara parçasında bir bölümü de karşı taraftaki adanın üzerinde yer almakta olup, bu antikkent Elaiussa ve Sebasta kentlerinin birleşmesi ile meydana gelmiştir. Elaiussa daha eskidir. İÖ 41 yılında Antious tarafından Kapadokya Kralı olarak atanan ve İÖ 20 yılında Elaiussa'nın çevresinde bulunan dağlık Klikya'yı Augustus'tan almış olan kara parçası haline gelince kent eski önemini yitirmiştir.

Eski adının tepesi ile batı yamacı ve adanın birleştiği kara parçası kumla kaplıdır. Kumların altında Kral Archelaos'tan önceki zamanlara ait çeşitli tarihi eserler bulunmaktadır. Bunlar iyi korunmuş 5 nefli Bazilika, tiyatronun caveası (Theatron oyuğu), su kemerleri, kilise kalıntıları, zeytinyağı ve su sarnıçları, iki mermer sütunlu saray saray kapısı, bu kapının 50 m. kuzeyinde çeşitli hayvan resimlerini içeren döşeme mozaikli Jüpiter tapınağıdır. Jüpiter tapınağı 612 sütunlu bir Roma mabedi olup, erken Hıristyanlık döneminde (5. Yüzyıl) kiliseye çevrilmiştir. Şehrin mezarlığı (Nekropal), doğu ve kuzeydedir. Burada antik bir yolun iki yanında taş lahit ve mezarlar vardır. Bir lahitin üzerindeki yazıt şöyledir: "Hijinos'nun oğlu Plütinos, sağlığında Sebaste mezarlığında kızı için bir lahit yaptırdı. Öldükten sonra oraya yalnız kızı gömülecektir. Eğer başka biri gömülürse bu kişinin ailesi Maliyeye 600, belediyeye 300 dinar ödeyecektir." İki katlı bir anıt mezarın cephesindeki kabartmada ortada kanatlarını açmış bir kartal, ayaklarının altında bir yılan, kartalın sağ ve solunda zincirle bağlanmış birer çocuk ve çocukları birer kolları zincirlidir. Aynı zincir üzerinde birbirine bakan iki aslan vardır. Bu yapıtların hepsi Roma devrine aittir.2003 kazı sezonunda ortaya çıkarılan buluntular arasında M.Ö.1,M.S.1.yy. arasına tarihlenen mermer Afrodithe Heykelciği,pişmiş toprak kadın büstü ve Attis Heykelciği,çok sayıda cam Unguentariumlar,gözyaşı şişeleri,koku kapları,altın küpe ve bilezik parçaları,cam kase ve tabakalar,sikkeler,süs eşyaları ortaya çıkarılmış olup Mersin Müzesinde teşhire sunulmuştur.

ÖKÜZLÜ ÖRENYERİ
Ayaş Kasabasına 12 km. uzaklıktadır. Kanlıdivane-Çanakçı köyü yol ayırımından stabilize bir yolla gidilir. Örenyeri Genç Helenistik, Roma, Erken Bizans dönemlerinde yerleşim görmüştür. Antik kentin taş döşeli alt yapısı yer yer sağlam durumdadır. Bazilikası, sarnıçları halen ayaktadır. Lahitler kente girişi sağlayan stabilize yolun kenarında bulunmaktadır.

MUT ÖREN YERLERİ

ALAHAN MANASTIRI
Evliya Çelebi'nin "Ustasının elinden yeni çıkmış gibi duruyor" diye anlattığı Alahan Manastırı Karaman karayolu üzerinde, Mut'un 20 km. kuzeyinde, orman ürünleri deposunun yanından sağa sapılan ve 4-5 km. içeride Geçimli (Malya) köyü civarındadır. 1000-1200 m. yükseklikte ve Göksu Vadisine bakan dik bir yamaca oturtulmuştur.
Hıristiyanlığın Kapadokya ve Likonya (Konya)' da yayılması sırasında bu yeni dini kabul edenlerin takibe uğraması, inanmayanlar tarafından öldürülme korkusu, Hz. İsa'ya inananları dağlık bölgelerdeki mağara kaya oyuklarında ibadete zorlamıştır. İsa'nın havarilerinden St. Paul ve yine Tarsus'ta yaşamış Hıristiyan öncülerinden Barnabas 441 yılında Hıristiyanlığı yaymak için Konya-Kapadokya ve Antalya-Antakya'ya kadar maceralı yolculuklar yapmıştır.

İşte bu iki Hristiyan Aziz'in gezileri sırasında konakladıkları her yerde anılarına mabetler yapılmıştır. Alahan Manastırı bunlardan biridir.

440-442 yıllarında yapılmış olduğu tahmin edilen Alahan Manastır Külliyesi, Batı Kilisesi, Manastır, Doğu Kilisesi, kayalara oyulmuş keşiş odacıkları ve çevredeki mezarlardan oluşmaktadır. Kilise binaları, Ayasofya Müzesi ile ortak mimari özellikleri taşımaktadır. Süslemesinde usta bir taş oymacılığı görülür. İlk kilise korint başlıkla iki dizi sütunla üç nefe ayrılmıştır. Narteksten ana mekana geçilen kapının atkı ve yan dikmeleri kabartmalarla süslüdür. St. Paul, St. Pierre figürlerinden başka bir çelengi taşıyan altışar kanatlı Cebrail, Mikail'in simgesel yaratıkları ezişi, kükreyen aslan, kartal ve öküz sembolleri, incil yazılarının tasvirleri, üzüm salkımları, asma yaprakları ve balık motifleri zengin bir şekilde tasfir edilmiştir.

Kiliselerin doğusundaki geniş avlunun güneyinde dinsel törenlerin yapıldığı dehliz, 11 m. uzunluğunda kemerli ve sütunlu bir galeri şeklindedir. Galerinin ortasında kalabalık kabartma süsleme ile her yanı işli büyük bir niş bulunmaktadı.Galeride apsisli vaftizhane ve karşısında Alahan Manastırının en görkemli yapısı olan mezarlar bulunmaktadır. Bu mezarların kuzey duvarı kayaya yontulmuş, üst örtüsü yoktur. Ana nefin ortası ilginçtir. Burası paye ve sütunlara oturan dört kemerle örtülü kare planlı bir kule biçimindedir. Kuli yukarıda sekizgene dönüştürülmüştür. Kapı çerçevesi süslüdür.

Alahan Manastırının Mezarlarından birinin kitabesinde şöyle yazılmıştır. "Burada çok mümtaz, Flavius Severinus ve Flavius Cadalaippus'un Konsüllüğün'den sonra İndictio'nun 15. Senesinin 13 Şubatında Mukaddes oruçlarının ilk haftasının Salı günü ölmüş olan hatırası mukaddes kurucu T............ yatıyor."

Ayrıca, Maya Köyü yakınlarında vade içinde ve yeraltında kırmızı ve yeşil boyalı "Renkli kilise" vardır. Bu kilise yeni gibi görünmektedir.

DAĞPAZARI ÖRENİ
Mut' un 45 km. kuzeyindeki bu köyde antik bir şehre ait kalıntılar vardır. Bizans kilisesi ile 15 X 5.50 m. ölçüsündeki taban mozaik ilgi çekicidir. Kilise köyün ortasına ve en yüksek yerine kurulmuştur. Uzaklardan heybetli görünür. Hayvan figürleri ve geometrik motifler bulunan mozaikler görülmeye değerdir. Köylüler tarafından soğuk hava deposu olarak kullanılan sarnıçlar vardır.

BALABOL ÖRENLERİ
Mut'un batısında 40 km. uzaklıktaki Yalnızcabağ Köyü yakınındaki Değirmenlik yaylasındadır. Büyük bir antik yerleşim alanı olduğu görülmektedir. Çok sayıda lahit ve duvar kalıntıları vardır.

SİLİFKE ÖREN YERLERİ

ROMA TAPINAĞI

Şehir merkezinde bulunan ve doğu ile güney yanlarındaki sütun tabanlıkları orijinal şekilde korunmuş olan tapınağın uzun kenarında 14’er, kısa kenarında 8’er sütun bulunmaktaydı. Ancak, her biri 10 m boyundaki Korint başlıklı bu sütunlardan bugün sadece biri ayakta kalmış olup 3 tanesi de yıkılmış durumda yerdedir.
1980 yılında Kültür Bakanlığı’nca başlatılan kazı çalışmaları aralıklarla devam etmektedir. İ.S. II. yy’da yapılmış olduğu anlaşılan tapınak V. yy’da planında önemli değişiklikler yapılarak kiliseye dönüştürülmüştür.

İ.S. V. yy’da yaşamış tarihçi Zosimos “Tapınak, ovadaki ürünlerine musallat olan çekirgelerden kurtulmak için Güneş ve Sanat Tanrısı Apollon’dan yardım isteyen ahali tarafından, çekirgeler Apollon’un gönderdiği kuş sürüsünce yok edilince O’na bir şükran ifadesi olarak yaptırılmıştır” diyorsa da Zeus adına yaptırıldığı da söylenmektedir.

CAMBAZLI KİLİSESİ
Adamkayalar’dan sonra Hüseyinler Köyü’nden geçilip Cambazlı Köyü’ne varılır. Cambazlı’nın helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde önemli bir yerleşim merkezi olduğu Uzuncaburç (Diocaesarea) ve Ura (Olba) ile Kızkalesi (Corycus)’ne döşeme antik bir yolla bağlantılı olmasından ve günümüze kadar gelebilmiş zengin kalıntılarından anlaşılmaktadır. Burada, kaya mezarlarının yanısıra birer küçük mabedi andıran anıtmezarlar, lahitler, sarnıç ve özellikle köyün girişinde bulunan kilise görülmeye değer tarihi kalıntılardır.

Cambazlı Kilisesi, benzerleri arasında orijinal özelliklerini korumuş en iyi durumdaki örneklerden biridir. Kuzey cephesi tamamen kapalı olan yapının içindeki iki sütun dizisinden sağdaki Korint başlıklı bütün sütunlarla bunların üstünde sıralanan galeri sütunları ayaktadır. V. yüzyıla ait 20 m X 13 m ölçülerindeki kilisenin apsisi ve tüm duvarları sağlamdır.

AYA TEKLA YERALTI KİLİSESİ (MERYEMLİK)
Taşucu yolu üzerinde 4. Kilometreden sağa dönülüp bir km gidildiğinde Hıristiyanlığın en eski ve en önemli merkezlerinden biri olan Meryemlik’e varılır. Meryemlik’in tarihi Azize Tekla’nın buraya gelişi ile başlar.

İsa Peygamber’in havarilerinden St. Paul’ün vaazlarından etkilenen 17 yaşındaki Tekla kendini Hıristiyanlık dinine adar. St. Paul’ün bu değerli öğrencisi Konya ve Yalvaç’ta Hıristiyanlığı yaymak için propaganda yaparken paganların baskılarına maruz kalıp, öldürüleceğini öğrenince kaçıp Seleucia’ya gelir ve sonradan kiliseye çevrilen bir mağarada saklanır. Sığındığı mağaradan yöredeki insanlara çok tanrılı dine karşı Hıristiyanlık inancını yayarken mucizeler yaratarak hastaları da iyileştirir. Yine öldürüleceği bir sırada bu mağarada kaybolduğuna inanılır.
Aya Tekla’nın içinde yaşadığı mağara onun kayboluşundan sonra Hıristiyanlarca kutsal sayılmış; ta ki bu din İ.S. 312 yılında serbest bırakılıncaya kadar gizli bir ibadet yeri olarak kullanılmıştır. Bu mağara daha sonra IV. yy’da kiliseye dönüştürülmüştür.

Hıristiyanlığın resmen kabulünden sonraki dönemlerde birçok yapı ile bezenen Meryemlik’te Mağara Kilisesinden başka, bu mağaranın üzerinde bugün sadece apsisinin bir bölümü ayakta kalan Azize Tekla Kilisesi; imparator Zenon tarafından Aya Tekla’ya ithafen yaptırılan kilise ile Kuzey Kilise; hamam, birçok sarnıç, mezarlıklar ve şehir suru kalıntıları günümüze kadar gelmiştir.

TAŞUCU (HOLMİ)
Silifke - Antalya karayolunun 10. km’sindeki Taşucu’nun bulunduğu yerde İ.Ö. VII. yy’da kurulan eski Holmi kolonisinden bugüne hiçbir tarihi eser kalmamıştır.
Holmi uzun süre varlığını sürdürmüş, ancak korsan saldırıları nedeniyle İ.Ö. IV. yüzyıldan sonra zayıflamaya başlamıştır. Büyük İskender’in komutanlarından ve Suriye Krallığı’nın kurucusu Selefkos Nikator şehrin bu zayıf durumunu fırsat bilerek kolayca ele geçirmiş; halkını da bugünkü Silifke’nin bulunduğu yere yerleştirmiştir.

Yolcu trafiği açısından Türkiye ile KKTC arasındaki en önemli kapı olan Taşucu, bugün modern bir turistik belde olarak hızla gelişmektedir.
Taşucu’nunu 2 km batısındaki bir tepenin güney yamacında yerli halkın Manastır diye isimlendirdiği antik Mylai örenyerinde geç Roma ve erken Bizans dönemlerine ait yapı kalıntıları bulunmaktadır.

LİMAN KALESİ
Taşucu - Antalya karayolunun hemen kenarında ve deniz kıyısındadır. Taşucu’na 7 km mesafedeki kale Osmanlı yapısı olup, XIV. yy’da inşa edilmiştir. Günümüze dek kalan az tahrip görmüş kalelerden biridir.

KİLİKYA AFRODİSİASI
Halk arasında Ovacık Yarımadası olarak bilinen, arkeoloji literatüründe Kilikya Afrodisiası diye geçen bu antik yerleşim merkezine Silifke - Anamur karayolunun 35. Kilometresinde güneye ayrılan tali bir yolla varılır. İ.Ö. XII. yy’da yapıldığı tahmin edilen ve toplam uzunluğu 4 kilometreye yaklaşan kiklopik sur duvarları ve burçlar görülebilen en eski kalıntılardır.
Antik kentin en önemli eseri St. Pantaleon Kilisesi’dir. İ.S. IV. yy’a ait kilisenin tabanı tamamen mozaikle kaplıdır. Geometrik şekiller, bitki ve kuş motifleriyle süslü mozaik taban oldukça iyi korunmuş durumdadır.Şövalye evleri, sarnıçlar ve nekropol görülebilecek diğer antik kalıntılardır.

DEMİRCİLİ (IMBRİOGON) ANITMEZARLARI
Silifke - Uzuncaburç karayolunun 10. kilometresinde, antik Imbriogon şehrinin soylularına ait tek ve çift katlı anıtmezarlar vardır. Dört tanesi hemen yol kenarında bulunan anıtmezarlar İ.S. II. yy Roma dönemi kalıntılarıdır.

UZUNCABURÇ (DİOCAESAREA)
Mersin’in en önemli ve en iyi korunmuş tarihi kalıntıları Silifke’nin 30 km kuzeyindeki Uzuncaburç beldesindedir. Helenistik çağda merkezi Uzuncaburç’un 4 km doğusundaki (ura) Olba Krallığı’nın ibadet yeri olan bugünkü Uzuncaburç yerleşim yeri, Roma döneminde, İ.S. 72 yılında İmparator Vespasianus zamanında Olba’dan ayrılarak Diocaesarea (Tanrı-İmparator Kenti) adıyla özerk, kendi adına para basabilen yeni bir site durumuna getirilmiştir. Diocaesarea’daki Zeus Tapınağı, burç ve piramit çatılı anıtmezar Selefkoslar, yani Helenistik; sütunlu cadde, tiyatro, tören kapısı, çeşme, Şans Tapınağı ve Zafer Kapısı Roma döneminden kalma yapılardır. V. yy’da hristiyanlığın yörede gelişmesi ile Zeus Tapınağı kiliseye dönüştürülmüş, ayrıca yeni kiliseler de yapılmıştır. Bizans döneminin ardından Anadolu Türkleri buraya şehrin sembolü olan yüksek burcun ismini vererek “Uzuncaburç” demişlerdir.

UZUNCABURÇ’TAKİ BELLİ BAŞLI KALINTILAR ŞUNLARDIR:

Sütunlu Cadde
Tiyatronun önünden geçen sütunlu cadde Zeus Tapınağı’nın yanında kent kapısından gelen diğer bir sütunlu cadde ile kesişir ve Şans Tapınağı’nda son bulur. İ.S. I. yy’dan kalma Sütunlu Cadde’deki sütunların hepsi yıkılmış ve mimari parçalarının çoğu yok olmuştur.

Tören Kapısı
İ.S. I. yy’dan kalma Tören Kapısı her biri 1 m çapında ve 7 m yüksekliğinde Korint başlıklı sütunlarla heybetli bir yapıdır. Sütun gövdelerinden çıkan konsollar üzerinde zamanında heykeller bulunmaktaydı. Yarısı yıkılmış olan Tören Kapısı’nın 5 sütunu ayaktadır.

Zeus Tapınağı
Tören Kapısı’ndan sonra antik çeşmeyi geçince sütunlu caddenin solunda bir avlu içerisindeki Zeus Tapınağı’nın Selefkos Nikator (İ.Ö. 312 - 295) tarafından yaptırılmış olduğu düşünülmektedir. Zeus Tapınağı, Anadolu’da dört bir yanı tek sıra 36 sütunla çevrili, Korint tarzında Peripteros planlı, en eski tapınaklardan biri olarak sanat tarihinde önemli bir yere sahiptir. Romalılar tarafından da kullanılan tapınak, Hristiyanlık döneminde, V. yy’da, önemli değişikliklerle kiliseye çevrilmiş;cella'sı yıkılıp sütunların araları örülmüş ve buralara kapılar konmuş, doğusundaki sütunlar kaldırılarak yerlerine apsis eklenmiştir.

Zeus Tapınağı iki bin seneyi aşkın yaşı ve bugünkü muhteşem görünümü ile geçen zamana meydan okurcasına hala ayakta durmaktadır.

Şans Tapınağı (Tychaeum)
Sütunlu caddenin bitimindeki Şans Tapınağı İ.S. I. yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır. Bugün beşi ayakta olan, 6’şar m yüksekliğindeki yekpare granit 6 sütunun taşıdığı arşitravdaki kitabe, tapınağın kentin soylularından Oppius ile eşi Kyria tarafından yaptırılıp kente hediye edildiğini bildirmektedir.

Zafer Kapısı
Güney - kuzey yönündeki ikinci sütunlu yol üzerinde ve Zeus Tapınağı’nın kuzeyinde bulunan kapının ortasında bir büyük; yanlarında iki küçük kemerli girişi vardır. Üzerindeki kitabede, depremde zarar gören kapının Roma İmparatorları Arcadius (395 - 408) ile Honorius (395 - 423)’un birlikte yönetimleri sırasında önemli ölçüde onarım gördüğü yazılıdır.
Anıtsal nitelikli kapının çeşitli yerlerindeki konsollarda vaktiyle heykel ve büstlerin yer aldığı anlaşılmaktadır. “Zafer Takı” görünümlü bu muhteşem yapı Zafer Kapısı olarak anılır.

Tiyatro

Roma İmparatorları Marcus Aurelius (161 - 180) ile Lucius Verus (161 - 169)’un birlikte yönetimleri sırasında yapılmış olduğu burada bulunan bir yazıttan anlaşılmaktadır. Yer olarak doğal çukur bir arazi seçilerek oturma basamakları arazinin meyilinden faydalanılarak yapılmıştır.

Helenistik Anıtmezar
Uzuncaburç beldesinin güneyindeki bir tepe üzerinde yapılmış olan anıtmezar Dor biçimindeki mimarisi ile yörede tektir. Piramit çatılı, 15 m yüksekliğindeki mezaranıt 5,5 m X 5,5 m ölçülerinde kare planlıdır. 2300 yıllık anıtmezarın Selefkoslar veya Olba Krallığının yöneticilerinden birine ait olduğu tahmin edilmektedir.

Helenistik Yüksek Kule
Şehri çevreleyen surların kuzeydoğu kenarında bulunan 5 katlı kule 16 m X 13 m oturumunda ve 23 m yüksekliğinde olup yapımında hiç harc kullanılmamıştır. Her katı kendi içinde bölümlere ayrılmış olan kule, yöneticilerin yaşadığı bir mekan olduğu kadar, tehlike anında halkın sığındığı ve şehir hazinesinin korunduğu güvenli bir yer olarak ta kullanılmaktaydı.Kule kapısı üzerindeki yazıttan, İ.Ö. III. yüzyılın 2. Yarısında Tarkyares tarafından yaptırılmış olduğu anlaşılan kule, geçirdiği yangın sonucu vali Petronius’un emriyle İ.S. III. yy solarında onarım görmüştür.Eski paraların üstünde amblem olarak kullanılan bu gözetleme ve barınma kulesi yüksek oluşu nedeniyle bugünkü beldenin ismine de kaynak olmuştur: Uzuncaburç.

Kiliseler
Hristiyanlığın bölgeye gelmesiyle, V. yy’da Zeus Tapınağı’ndan dönüştürme kiliseden başka üç kilise daha yapılmıştır. Bunlar, kule yakınındaki Stefanos Kilisesi, nekropoldeki Mezarlık Kilisesi ve tiyatro yanındaki küçük bir kilisedir. Bunlardan çok az kalıntı mevcuttur.

Nekropol
Kentin kuzeyindeki bir vadinin her iki yamacına yayılmış olan nekropol sahası, hem Helenistik, hem Roma, hem de Bizans dönemlerinde kullanılmış olup kaya oyma çok sayıda mezar vardır.

Ura (Olba)
Uzuncaburç’un 4 km doğusundaki Ura, Helenistik dönemde Olba Krallığı’nın merkezi ve önemli bir ticaret şehri idi. Bir tepenin üzerinde kurulmuş bulunan antik kentten günümüze kadar gelebilmiş kalıntılar arsında çeşme binası, su kemeri, evler, tiyatro ve nekropol bulunmaktadır.

Buradaki en önemli yapıtlardan biri olan çeşme binası Septimus Severus (İ.S. 193 - 211) zamanında yaptırılmıştır. Lamus Deresi’nden alınan su kanal, tünel ve akuadüklerle bu çeşmeye akıtılıyordu.

Diğer bir önemli eser ise nekropolün bulunduğu vadi üzerine kurulmuş, 150 m uzunluğunda, 25 m yüksekliğinde dört kemerli akuadüktür. Bu su kemerinin korunması ve çevrenin gözetlenmesi için kuleler inşa edilmiş olması yapının önemini göstermektedir. Antik çeşme ile aynı dönemde yapılmış olan su kemeri, Bizans İmparatoru II. Justin yönetimi sırasında, 566 yılında onarım görmüştür.Çeşmenin yanında bulunan tiyatro binasından bazı oturma basamakları ile sahnenin bir bölümü günümüze dek k

ÇANAKKALE ,Assos (Behramkale) ,Bozcaada

ÇANAKKALE

Assos (Behramkale)

Ayvacık ilçesinde yeralan Assos dört mevsim yerli ve yabancı turistleri konuk etmektedir. Akropol denizden 238 m. yüksekliğindedir. Athena Tapınağı M.Ö. 6ncı yüzyılda burada aynı yerde yapılmıştır. Biga yarımadası ve Edremit Körfezi'ni koruması özelliği yanında, eski ihtişamı nedeniyle bu Dorik tapınak restore edilmiştir. Tapınağın kalıntılarına vuran ay ışığını seyretmek için bir süre kalıp beklenebilir ya da sabah erkenden kalkıp güneş yavaş yavaş yükselirken şehrin yukarısından Edremit Körfezi'nin şahane görüntüsü izlenebilir ve böylece bu cennet köşesinin neden seçildiği anlaşılır. Tepelerden denize doğru agoralar, bir tiyatro ve bir de Jimnasyum yer almaktadır. Akropol'un kuzey köşesinden, hepsi de 14 üncü yüzyılda Osmanlı Sultanı I. Murat zamanında yapılan bir cami, bir köprü ve bir de kale görülür. Aşağısında ufak ve sevimli bir liman bulunmaktadır.

Behramkale'nin 25 km. batısında, Gülpınar köyünde M.Ö. 2nci yüzyılda Apollon Smintheus Tapınağı'nın yapıldığı tarihi şehir Chryse yer almaktadır. Gülpınar'ın 15 km. batısında, işaretleri bulunmayan sivri kayalıklı bir sahil boyunca uzanan yolda, denize inen dik yamaçtaki hoş köy evleriyle, Babakale bulunmaktadır.

Bozcaada

 

Sizde sakin, huzurlu ve şehrin beton yığınlarından sıkılıp tüm şehrin karmaşasından uzak bir tatil geçirmek istiyorsanız Bozcaada tam size göre. Bir kere gittiğiniz zaman müdavimi olacağınız bir yer.
Tertemiz denizi, size özel hissedebileceğiniz kadar küçük ve bir o kadar da güzel koyları, kekik kokulu tepeleri ve rüya gibi kumsallarıyla tatilinizi geçirebileceğiniz bir doğa harikası Bozcaada.
Bir tekne kiralayıp dilediğiniz yere demir atıp denizin keyfini çıkarmak, koylarında serinlemek, pilajda oturup güneşin tadını çıkarmak, dalmak, oltayla balık tutmak, bisikletle ya da yürüyerek Bozcaadayı keşfetmek yapabilecekleriniz arasında. Tabiki Ege'nin ortasında tertemiz bir denizde yüzdükten sonra akşam olunca kale gezintisi yapmakda cabası...
Eşsiz kumsalı, ılık denizi ve tarif edilemeyecek kadar güzel maviliğiyle Bozcaada büyüleyici bir güzelliğe sahip. Haftasonu veya günübirlik gidenlerin tercihi Ayazma Plajı. Adanın en çok ilgi görülen yerlerinden olan kıyı bandı ise kum kürüne girenlerin şifa kaynağı.
Çardaklarda, kır lokantalarında yorgunluğunuzu atabilir, masmavi denizinde yüzebilir, sakin koylarında dalga seslerini dinleyip tatilinizin tadını çıkarabilirsiniz. Eğer sakinliği tercih ediyorsanız Ayazma'dan sola devam ederek Mermer Burnu'na ulaşabilirsiniz. İlginç coğrafi yapısı, mermek kayalarla kaplı koy durgun denizi ile büyük ilgi görüyor.
Bozcaada Kalesi'de yürüyüşe çıkan ve günbatımını izlemek isteyenler için harika bir yer. Kalenin muhteşem manzarı karşısında liman içerisinde bulunan restoranlarda açık havada ve büyüleyici bir manzara eşliğinde yemek yemenin keyfini çıkarabilirsiniz.
Bozcaada Kalesi: Bizanslılar ve Cenevizliler tarafından kullanılan kale, Çanakkale Boğazı'nın önemi nedeniyle Fatih Sultan Mehmet tarafından onarılmış. 10 m. yüksekliğinde ve 250 m. su hendeğiyle adadan ayrılan Bozcaada Kalesi 2 kısımdan oluşuyor. Kale görkemli görünüşüyle dışarıdan olduğu kadar içeridende çok etkileyici. Günbatımından hemen sonra güçlü spotlarla aydınlatılan kale Ege'nin ortasında ışıl ışıl parlıyor.

ULAŞIM:
İstanbul'dan özel araçla yola çıkanları, iki kez feribot yolculuğu bekliyor. Otoyoldan Kınalı çıkışından ayrılanlar, Tekirdağ-Keşan'a gelince Gelibolu yönüne dönüp saat başı kalkan feribotlarla Lapseki veya Eceabat'tan Çanakkale'ye geçebilirler. Araç sırasında beklemek istemeyenler için 5-6 araç kapasiteli dolmuş motorlar, Gelibolu ve Kilitbahir'den Çanakkale'ye sefer yapıyorlar. Çanakkale üzerinden Ezine'ye gelince Geyikli'ye ayrılan yoldan, Bozcaada Feribot İskelesi'ne ulaşabilirsiniz. Feribot sefer sayısı ve saatleri yaz ve kış tarifesine göre değişiyor. Yola çıkmadan önce mutlaka öğrenmelisiniz.
Eğer özel aracınız yoksa ve otobüsle gitmek istiyorsanız belli başlı otobüz firmalarının Geyikli'ya bağlı Yükyeri Feribot İskelesi'ne kadar seferleri mevcut. Otobüsler adaya geçmeden sizi iskelede bırakıyorlar.


KONAKLAMA:
Acar Pansiyon: TEL: 0286 697 84 54, Ada Evi Pansiyon: TEL: 0286 697 80 69, Aksoy Pansiyon: TEL: 0286 697 85 87, Başol Pansiyon: TEL: 0286 697 85 51, Bozca Pansiyon: TEL: 0286 697 88 43, Bozcaada Pansiyon: TEL: 0286 697 87 20, Elit Pansiyon: TEL: 0286 697 81 41, Evren Pansiyon: TEL: 0286 697 82 37, Akarsu Apart Otel: TEL: 0286 697 84 35, Ataol Otel: TEL: 0286 697 03 84, Fahri Otel: TEL: 0286 697 80 96, Tekin Otel: TEL: 0286 697 02 25


NE YENİR:
Merkezde liman boyunca sıralanmış restoran, lokanta ve kafelerde dilediğinizi bulabilrsiniz. Ada restoranlarında Ege mutfağına özgü deniz ürünlerini tadabilirsiniz. Balık, kalamar ve diğer deniz ürünlerini sevenler için eşsiz lezzetler bulmanız mümkün. Ayrıca lahmacun, pizza ve kebap türü yiyeceklerde diğer seçenekler arasında. Asma yapraklı omlet, Lipsos balık buğlaması, ev yapımı üzüm likörü ve Bozcada şaraplarının tadına bakmadan Adadan ayrılmamalısınız.



Çevresi 14 mil tutan Bozcaada, önemli bir turistik merkezdir. Etrafındaki irili ufaklı adacıklarla çevrili olan ada, Çanakkale Boğazı'na 15 mil, Limni'ye 30 mil, Midilli'ye 33 mil mesafededir. Ulaşımın sağlandığı Ezine ilçesi Geyikli beldesi Yükyeri Feribot İskelesine ise 3,4 mil uzaklıktadır.

Adada Liman Koyu, Değirmenler Koyu, Poyraz Limanı, Çanak Limanı, Çapraz Limanı, Çanak Limanı, Kocatarla Limanı, Lagor Limanı, Ayana Limanı, Ayazma Koyu, Sulubahçe Koyu, Habbeli Koyu olmak üzere on iki adet cennet benzeri koyu vardır. Bu koylara Adadaki dalış merkezi tarafından koylarında dalış turları düzenlenmektedir.

Bozcaada'ya yaklaşıldığında bir Venedik kalesi dikkat çeker. Venedik, Ceneviz ve Bizanslılar döneminde kullanılan kale, Çanakkale Boğazı'nın önemi nedeniyle Fatih Sultan Mehmet döneminde esaslı bir şekilde onarılmıştır.Adanın şarabı suyu kadar boldur; bir tur atıldığında birçok bağ ve şaraphaneler görülür. Adanın batısındaki yeldeğirmenleri adanın olduğu kadan çevrenin de önemli ölçüde elektrik enerjisini sağlamaktadır.

Adada konaklamak için her talebe uygun otel ve pansiyon bulunmaktadır.

Gökçeada

Gökçeada; Türkiye'nin yüzölçümü açısından en büyük adası olmakla birlikte ülkemizde güneşin en son battığı yer olma özelliğinide taşımakta. Mavi ve yeşilin bütün tonlarını içinde barındıran ve kirlenmemiş deniziyle hayran kalabileceğiniz bir yer Gökçeada. Eski rum köylerini, manastırlarını, kiliselerini günümüze taşımakla beraber ve Türk - Rum topluluklarının nasıl bir arada yaşayabileceğinin bir göstergesi. Tarihi dokusuyla, sessizliği sadece denizin dalgalarıyla bozulan koylarıyla, ve incecik kuma sahip sahiliyle tatilinizin keyfini çıkarabilirsiniz.

Gökçeada'da yapabileceğiniz bir çok alternatifiniz var. Eski Rum Köylerini, koylarını, kilise ve manastır gezileri, rüzgar sörfü, Türkiye'nin ilk ve tek Deniz Parkı'nı gezmek ve Dünya'nın en güzel günbatımını izlemek bunlardan bazıları.

Alternatif Sporlar: Gökçeada doğal yapısı nedeniyle birçok sportif aktiviteye ev sahipliği yapıyor. Rüzgar sörfü, avcılık, tracking, yüzmeve su altı dalışları yapabilirsiniz. Aydıncık Kefaloz sahilinde rüzgar sörfü ookulu bulunmaktadır. Ayrıca su altı dalışları izne tabi olduğundan dolayı bu sporu yapmak isteyenler yetkili kurum ve kuruluşlardan izin almaları gerekmektedir.

GEZİLECEK YERLER:

Tepeköy: Adına yaraşır bir şeklilde oldukça yükseğe kurulmuş olan Tepeköy kendine has mimarisiyle görmeye değer bir yer. Ayrıca buraya gelmişken "Aya Kalyopi Manastırı" nı gezebilirsiniz.

Kaleköy: Adını burada yer alan Kaleden almış olup şu anda bu kaleden geriye kalan kalıntıları gezebilir, Mavi Koy ve Yıldız Koy'da denize girebilir ve akşamda Dünya'nın en güzel günbatımını seyredebilrsiniz.

Kaya mezarı: Kaya mezarı'nın ilçe merkezine uzaklığı 18 km. civarında olurp Aydıncık'ı Uğurlu'ya bağlayan asfalt yolun sağındaki Kokina mevkiinde yer almaktadır. Roma dönemine ait olduğu tahmin edilmektedir. Yolun yaklaşık 100 m. uzaklığındadır bu nedenle de araçla ulaşım mümkün değildir yürüyerek ulaşılabilir.

Aydıncık sahili: Sahiluzunluğu yaqklaşık 2 km'dir. Yaz aylarında Adanın en gözde plajı olmasının yanında Tuzgölüne uzaklığı nedeniylede daha çok ilgi çekmektedir. Rüzgar sörfüne ilgi duyanlar için en uygun mekan burasıdır aynı zamanda kamp yapma ve çadır kurma açısından uygun bir konumdadır.

Tuzgölü: Aydıncık sahilinin hemen yanıbaşındadır. Yaz aylarında suyu çekilmesi nedeniyle Tuz Gölü’nde siyah renkli çamur oluşumu gerçekleşir. Bu çamur içerdiği kimyasal bileşenler sebebi ile romatizma, sedef ve kireçlenme gibi rahatsızlıkları iyi gelmektedir. Pek çok canlı türü için de beslenme alanı oluşturur. Göç eden pelikan, flamingo, yaban ördeği ve kazı gibi kuşlara da değişik dönemlerde ev sahipliği yapmaktadır. Burada oluşan ve vücuda sürülen çamurdan en iyi arınma yöntemi ise hemen yanıbaşında bulunan deniz suyundan faydalanmaktır.

Yıldızkoy: Adanın aklınızda kalabilecek en güzel yerlerinden birisidir. İlginç kaya oluşumlarıyla dikkat çeker. Yıldızkoy'dan başlayarak Yelkenkaya
arasında kalan kısım sualtı güzellikleri nedeniyle Türkiye Deniz Araştırma Vakfı (TÜDAV) na tesis edilmiş ve Türkiye'nin ilk ve tek Su Altı Milli Parkı olarak ilan edilmiştir.

ULAŞIM:

Gökçeada'ya gelebilmek için Kabatepe Limanı'ndan arabalı vapur yada sadece Pazartesi ve Cuma günleri sefer yapan feribotla (araç taşıyabilir) Çanakkale merkezden ulaşabilirsiniz.

Arabalı Vapur: Arabalı Vapur Kabatepe Limanından Haziran 15'ten itibaren günde dört sefer yapmaktadır. Yolculuk 2 saat kadar sürer. Yaz döneminde sıra olabileceği için limana erken gitmek faydalı olacaktır.

Kabatepe Limanı Gelibolu yarımadasının Saros Körfezi tarafında kalmaktadır ve, buraya ulaşmak için öncelikle Çanakkale Merkezden Eceabat'a geçmek gerekir. Eceabat'tan Kabatepe'ye vapur saatlerine göre dolmuş çalışmaktadır. Özel aracı ile gelen misafirler Eceabat'ın çıkışında Kabatepe Limanı yol işaretlerini takip ederek ulaşabilirler.

Feribot: Feribot Pazartesi ve Cuma günleri Çanakkale'deki Limandan hareket eder. Yolculuk yaklaşık 2 saat sürmektedir. Feribotun kalkış saatini Liman Müdürlüğünden telefonla, yada Liman yetkililerine sorarak mutlaka daha önceden öğrenmeniniz.

GEMİ SAATLERİ:

Not: Gemi saatlerini mutlaka telefonla tastik ettiriniz.

Arabalı Vapur Saatleri

  Gökçeada Kabatepe

Pazartesi

07.00 - 16.00

11.00-18.00

Salı 07.00-16.00 11.00-18.00
Çarşamba 07.00-16.00 11.00-18.00
Perşembe 07.00-16.00 11.00-18.00
Cuma 07.00-18.00 11.00-20.00
Cumartesi 07.00-16.00 11.00-18.00
Pazar 07.00-16.00 11.00-18.00
 

Feribot Saatleri

  Gökçeada Çanakkale
Pazartesi 08.00 17.00
Cuma 08.00 17.00

Gökçeada Gişe Arabalı Vapur: TEL: 0 286 887 30 43

Gökçeada Gişe Feribot: TEL: 0 286 887 28 67

Kabatepe Limanı Arabalı Vapur: TEL: 0286 814 12 63

Çanakkale Limanı Feribot: TEL: 0286 217 18 15

KONAKLAMA:

Doğan Pansiyon: Yeni Bademli Köyü İlkokulu Karşısı TEL: 0286 887 27 03

Kardelen Pansiyon: Uğurlu Köyü TEL: 0286 897 61 66

Dilek Motel: TEL: 0286 897 61 41

ÖZ Pansiyon: TEL: 0286 887 20 35

Ay Işığı Pansiyon: TEL: 0286 887 38 63

Damla Pansiyon: TEl: 0286 897 61 34

NE YENİR:

Ada denilince ilk akla gelen deniz ve doğal olarak balıktır. Bunun için Gçkçeada balık sevenler için mükemmel lezzetler sunmaktadır. Damak zevkinize uygun taze balık yiyebilirsiniz. Ayrıca burada bulunan cafe, restoran ve ev yemekleri yapan mekanlardan da istediğin her şeyi bulabilmeniz



Türk adalarının en büyüklerinden biri olan Gökçeada körfezlerle çevrilidir. Farklı tonlardaki çam ve zeytin ağaçları ile kaplı tepelerinde yer yer kutsal pınarlar ve manastırlar bulunmaktadır. Buraya, Çanakkale ve Kabatepe'den tarifeli, muntazam araba vapuru seferleri yapılmaktadır. Gökçeada (Kuzu limanı), Çanakkale'den izlenen rotaya göre 32 mil, Gelibolu yarımadasındaki Kabatepe limanına 14 mil, Bozcaada'ya 33 mil, Ege denizinde bulunan Yunan adalarından Limni'ye 16 mil, Semadirek adasına 14 mil uzaklıktadır. Tatlı su kaynakları bakımından dünyanın en zengin adalarından biridir. Adanın koylarına dalış turları düzenlenmektedir.


Antik Kentler

Truva
İntepe Bucağı, Tevfikiye Köyü yakınında, Çanakkale'ye 30 km. uzaklıkta, Hisarlıktadır. Arkeolojik kazılar farklı zamanlardaki yerleşim mekanlarını, şehir surlarını, ev temellerini, bir tapınak ve tiyatroyu ortaya çıkarmıştır. Tahtadan sembolik bir at eski savaşı hatırlatmaktadır. Tarihi limanı Alexandria - Troas M.Ö. 3. yüzyılda yaptırılmıştı. St. Paul burayı iki kere ziyaret etmiş, ve üçüncü misyonerlik yolculuğuna, Assos'a yine buradan başlamıştır.

Dardanos
Çanakkale'ye 11 km. uzaklıkta Kalabaklı Çayı kıyısında, Maltepe'dedir. Bu mezar anıtı, bir koridor, ön oda ve ana mezar odasında oluşmaktadır. İçinde bir çok iskeletle, altın takılar, bronz ve pişmiş topraktan gereçler, kandiller, gözyaşı şişleri, müzik araçları bulunmuştur. Mezarda Arkaik İyonik ve Roma dönemlerinden yapılar vardı.

Gülpınar
Ayvacık çevresinde kalıntıları bulunan antik eserlerden İlyada Destanı'nın birinci bölümünün geçtiği Apollon Smintheus Tapınağı, Gülpınar'da bulunmaktadır. Tapınak kalıntıları ve tapınaktan çıkan eserler buradaki müzede sergilenmektedir. Bölgede bulunan müzede Tapınağa ait rölyeflerde bu sahneleri görülebilmektedir.

Zeus Altarı
Küçükkuyu beldesine bağlı Adatepe Köyünün üst tarafında bulunan,ön tarafı diklemesine uçurum olan mağara, Zeus'un mağarası olarak bilinmektedir.

Alexandreia
Dalyan Köyündedir. M.Ö 310'da 'Sgia' adlı küçük bir köyün yerine kurulmuştur. Güçlü ve zengin bir ticaret merkezi olarak gelişen kent Romalılar döneminde de önemini korumuştur.

Neandria
Kayacı Köyü yakınında Çığrı Dağı'ndadır. Kenti çevreleyen surlar 3 m. Kalınlıkta ve 3200 m uzunluktadır.

Sestos
Eceabat'a 4 km. uzaklıkta,Yalova köyündedir. Akbaş Limanı'nın güneyinde kurulmuştur. Fatih Sultan Mehmet Kilitbahir Kalesi'ni yaptırırken, Sestos kalesinin taşları kullanılmıştır.


Kaleler

Sultan Kale (Kale-Yi Sultaniye)
Kente adını veren önemli ve görkemli bir anıt niteliğindir. XV. yy. ortalarında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış 1551'de Kanuni Sultan Süleyman döneminde onarılmıştır.

Gelibolu Kalesi
Antik dönemde kurulduğu bilinen kaleyi, Bizans İmparatoru I. Justiniaus onartmıştır. Evliya Çelebinin anlattıklarına göre, dik ve kesik kayalarla kurulu 6 köşeli bir kaleydi.

Kazdağı (Ayazma)
Bayramiç ilçesi, Evciler köyünden sonra 5 km. mesafededir. Kazdağı'na özgü uzun ağaçları, gürül gürül akan suları ve piknik yerleri ile ilimizin en güzel mesire yerlerinden birisidir. Kazdağı'nda (Ayazma) her yıl ağustos ayı içinde Geleneksel Kazdağı Güzellik Yarışması düzenlenmektedir.

1774 m. yüksekliğindeki Kaz Dağı (Ida Dağı) muhteşem manzarası, sakin yeşil alanları ve sıcak su kaynaklarıyla Kaz Dağı Milli Parkı'nın yanında, Çanakkale'nin güney ucundadır. Bayramiç ve Evcilerden geçerek Kaz Dağı Milli Parkı'na ulaşan kuzey girişinde gündüz kampingleri için birçok imkan mevcuttur. Çanakkale'ye 60 km olan Bayramiç'te 18 inci yüzyıl güzel Hadimoğulları Konağı (Osmanlı evi), içindeki etnografya müzesi ile yer almaktadır.

NE YENİR?

Her kenarından denize kıyısı olan Çanakkale ve ilçeleri tam bir deniz ürünleri cennetidir.Her mevsin taze balık ve deniz ürünleri bulmak mümkündür. Gökçeada ve Bozcaada üzümleri ve burada yetişen üzümlerden geleneksel yöntemlerle imal edilen şarapları tadılmalıdır.


Çanakkale'den Yemek Tarifleri

Asma yaprağında sardalye

Malzemeler:
16 adet büyük sardalye
16 adet salamura asma yaprağı
1/2 su bardağı rafine yağ
1 tatlı kaşığı tuz
1 çorba kaşığı limon suyu
1 adet limon (dörde bölünmüş)

Hazırlanışı: Asma yapraklarının her iki tarafı yağlanır. Balıklar tuzlanıp üzerine limon suyu ve yağ dökülür. Sardalyeler birer asma yaprağına yerleştirilip, balıkları örtecek şekilde rulo yapılır. Beş dakika kadar ızgarada pişirilir. Dörde bölünmüş limon ile süslenerek servis yapılır.


Peynir Helvası

Malzemeler:
1 kg. koyun sütünden yapılmış peynir
200 gr. irmik
3 adet yumurta sarısı
1.5 kg. şeker
200 gr. peynir

Hazırlanışı: Peynir, irmik ve yumurta sarıları bir tencerede karıştırılarak hafif hararetli ateşte eritilir. Piştikten sonra 200 gr. peynir daha eklenerek biraz daha ateş üzerinde tutulur. Soğuyunca üzerine toz şeker konup karıştırılır. tepsiye dökülerek fırına verilir.


Yoğurtlu kavurma

Malzemeler:
1 kg kuzu kuşbaşı
4 orta boy kuru soğan
2,5 kahve fincanı sıvı yağ
2,5 kahve fincanı yoğurt
1 baş sarımsak
Yarım demet maydanoz
8-10 adet sivri biber
1-2 adet domates
1,5 su bardağı sıcak su
Tuz

Hazırlanışı: Sıvıyağı iyice kızdırın. Kuşbaşı eti ilave edip kavurun. Soğanları yarım halkalar halinde doğrayıp etlere ekleyin. Soğanla eti birlikte ağır ateşte 20 dakika pişirin. Doğranmış yeşil biberleri ve bir bardak sıcak suyu etlere ilave edin. Suyunu çekip etler yumuşadığında yarım bardak su daha ekleyip biraz daha pişirin. Domateslerin kabuklarını soyup küçük küpler halinde doğrayın. Maydanozu ince ince kıyıp domateslerle birlikte yemek suyunu çektikten sonra etlere ilave edin. Bir süre daha pişirip ocaktan alın. Sarımsakları soyup dövdükten sonra yoğurtla karıştırın. Kavurmayı servis tabağına aldıktan sonra üzerine sarımsaklı yoğurt gezdirin. Kırmızı toz biberi yağda kızartıp üzerine gezdirirseniz daha farklı bir lezzet elde edersiniz.

 

Yöresel Yemekler

ÇORBALAR:

Tarhana Çorbası:
Bir tencereye biraz zeytin yağ konur. Bunun içine bir kaşık domates salçası ilave edilerek kavrulur. Üzerine bir litre kadar soğuk su ilave dökülür. Önceden hazırlanan tarhanadan iki yemek kaşığı ilave edilerek eriyinceye kadar karıştırılır. Tarhana eridikten sonra (karıştırma bırakılır) kaynatmaya devam edilir. Kaynayan çorba biraz koyulaşır, tuz ilave edilerek sıcak sıcak servis yapılır.Bazı evlerde tarhana piştikten sonra 4-5 diş sarımsak soyulup güzelce dövüldükten sonra ilave edilir.
Tarhana çorbasına yağ ve salça konmamış ise süt veya süt kaymağı ilave edilirse buna sütlü tarhana çorbası denir.

Yoğurt Çorbası:
Yoğurt, pirinç, yumurta, sıvı yağ
Pirinç su ile beraber kaynatılır. Çırpılan yoğurda yumurta bir kaşık un ilave edilir. Pişmiş pirincin üzerine çırpılarak dökülür. 10 dakika kaynatılıp üzerine tereyağ ve kırmızı biber ilave edilir.

Sütlü Çorba
Bulgur, süt, su, tuz
Yarı yarıya süt, yarı yarıya su bir miktar bulgur konulup kaynatılır piştikten sonra üzerine tereyağ ve kırmızı biber konulup servise hazır olur.

YEMEKLER

Kuru Bamya:
Soğan, kuzu eti, salça
Soğanla et pişirilip üzerine salça ilave edilip suyu konur. Kuru bamyamız üzerine dökülüp 30 dakika kaynatılır. Servise hazır edilir.

Kuzu Kapama:
Kuzu eti, soğan, domates, yeşil biber, sarımsak, tuz
Bir tepsinin içine et, soğan, domates, yeşil biber sarımsak tuz harmanlanıp tepsinin üzeri kapatılıp su koymadan fırına verilir. İki saat sonra servise hazır edilir.

Oğlak Çevirme:
1 bütün oğlak. İp, düzgün bir sırık
Oğlak sırığa geçirilip ön aylakları boyna gelecek şekilde, arka ayakları ortası açık şekilde karnı bir miktar ip ile dikilir. Daha önceden yakılan kızgın ateşin 1 metre gerisinden başlanıp üzeri sürekli yağlanarak çevrilmeye başlanır. Ateşin feri azaldıkça ateşe doğru yaklaştırılır. Nar gibi kızardıktan sonra servise hazır olur.

Terbiyeli Köfte:
Kıyma, pirinç, karabiber, zencefil, yenibahar, kimyon, kırmızı biber, tuz, ekmek
Kıymamızı ekmek, pirinç ve tüm baharatlarla harmanlanıp yoğrulur. Köftemiz bilye şekline gelir. Suyu kaynatıp bilye haline gelen köfteyi una bulanıp kaynayan suyun üzerine bir seferde dökülür. 20 dakika sonra altı kapatılır. Kızarmış tereyağ ile süslenip servise hazır edilir.

Bakla Keşkeği:
Baklalar ıslatılarak bekletilir, kabukları soyulur. Kabukları soyulan baklalar bir tencerede pişirilir. Soğuduktan sonra kevgirden (delikli kap) geçirilir. Bir tencereye yağ, rendelenmiş soğan, salça ilave edilerek kavrulur. İçine kevgirden geçirilen baklalar ilave edilir. Biraz et suyu koyarak kaynamaya bırakılır. Piştikten sonra tabaklara koyup üzerine et ve baharatlar ilave edilerek servis yapılır.

Tumbi:
Malzeme:
1 adet orta boy soğan
2 adet domates
2 adet patlıcan
maydanoz, karabiber, biber pul biber
1 su bardağı sütlü göce
½ yağ (zeytin yağ)
Yapılışı:
Önce bir tavanın içine soğanı doğrarız. Sonra domatesleri küp şeklinde doğrayarak ilave ederiz. Aynı şekilde patlıcanları da tavaya koyar iyice kavururuz. Kavrulduğunda 2 bardak su ilave ederiz. Su kaynarken içine atar ve kapatırız. Fazla soğumadan tepsiyi yağlayıp elimizle yarım oval şekil vererek tepsiye dizeriz 100 derecelik fırına salarız. (fırına vermeden önce tumbilerin üzerine salça ve zeytinyağını çırparak süreriz)

Peynirli Patlıcan:
Malzemeler:
4 adet patlıcan
peynir veya lor
maydanoz, biraz tuz
çiçek yağ
Yapılışı:
Patlıcanları ikişer parça şeklinde birbirinden ayırmadan kesin aralarına peynirli maydanozu koyup kapatın ve yağı kızdırılmış tavada kızartın.

Mantı:
Malzemeler:
Un, tavuk butu, 2 baş soğan, 1 çay bardağı yağ, 2 su bardağı süt tarhanası, 1 yemek kaşığı karabiber, nohut
Yapılışı:
2 baş soğan, 1 çay bardağı yağ ile kavrulur, 2 su bardağı süt tarhanası katılarak kavurmaya devam edilir, içine bir bardak sıcak su konularak kabartılır, içine bir yemek kaşığı karabiber konulur ve karıştırılır. 2 tane hamur açılır ve 5 er santimlik bölünür, içersine 1er tatlı kaşığı iç konur, dört köşesi kapatılıp bohça hale getirilir, yağlanmış tepsiye dizilir, fırında üzeri pembeleşinceye kadar pişirilir, üzerine 1 su bardağı pişirilmiş nohut serpilir, 1 tencerede haşladığımız 2 tavuk butu didilerek üzerine serpilir ve suyu da üzerine dökülür, suyunu çekinceye kadar fırında bekletilir ve sıcak servis yapılır.

Turp Otu Salatası:
Malzemeler:
1 kilo turp otu, ½ çay bardağı zeytinyağı, 1 limon
Yapılışı:
Ayıklanmış ve yıkanmış turp otları kaynayan su tenceresine bastırılır. Yapraklar etli oldukları için fazla kaynatılmamalıdır. (yumuşarsa lezzeti kaybolur) kalın sapları pişince süzülerek servis tabağına alınır. Üzerine yağ ve limon koyunca yeşil yapraklar sararır. Bu nedenle sofraya yeşil gelmek isteniyorsa son dakikaya kadar yağ, limon ve tuzu koyulmalıdır. Ilık yenirse çok daha iştah açıcı olur. Özellikle balık ile yenmesi iyi olur.

Kaçamak:
Mısır unu, ayran, yumurta, sıvı yağ, pekmez.
Mısır unu ayran, su tuz ilave edilip sıvık ve katı arasında bir şekle gelinceye kadar karıştırılır tencereye konup birbiriyle özdeşinceye kadar pişirilir. Tepsinin içine biraz yağ, yumurta kırılır pişirilen malzeme tepsiye yayılıp kızgın fırına verilip çıkarılır üzerine pekmez dökülüp servise sunulur.

Şelame:
Malzemeler:
Un, Çerkez peyniri, yağ
Yapılışı:
Börek hamuru gibi tutulur. Oklava ile kalınca daireler halinde açılır. Açılan hamurun üzerine ufak boy tencere kapağı kapatılarak daire şeklinde kesilir. Bunların içine de Çerkez peyniri ufalanır. Sonra bunlar çeşitli şekillerde katlanır. Ve şiven içinde yağda kızartılır.
Şelamenin şekilleri şu şekilde yapılır.
1- içine peynir ufalanan hamur D şeklinde katlanır. Kenarları rulet ile kesilir. Bu parçalar hamurun iki yanına katlanır.
2- İçine peynir ufalanan hamurun üstüne, bir hamur daha kapatılır. Bunların kenarları yine rulet ile D şekilde kesilir. Yine parçalar iki yöne katlanır.

DENİZ ÜRÜNLERİ

Lakerda:
Torik veya iri palamut balığından yapılır. Başı ve kuyruğu kesilip çıkartılan balıklar dilimlenerek bir gün suda bekletilir. Temiz bir teneke yada cam kabın içine her iki yanı kalın tuza batırılarak döşenir. Burada önemli olan bir kürdan yada benzeri bir araçla kemik iliğinin çıkarılmasıdır. Aksi halde balık kurtlanır. Daha sonra üzerine temiz bir tahta ve taş benzeri baskı konarak olmaya bırakılır.

Balık Izgara:
Sardalye, çinekop, lüfer, palamut, kolyoz, barbunya, mercan, sarpa, kupa, uskumru, ve yılan balığının ızgarası çok lezzetli olur.
Temizlenmiş ve deniz suyu ile yıkanmış balıklar, tuz ve kekik ile bekletilir. Kömür ateşinde pişirilir. Sardalyalar ayıklanmadan da ızgara yapılabilir. Ayrıca bu balığı asma yaprağına sararak ızgara yapmakta ayrı bir lezzet katar.Yılan balığı ızgara yapılmadan önce kılçıklı kısımları ayrılmalıdır. Balığın kuyruk ve baş kısmı çok kılçıklıdır. Bu kısımlar çorba için çok uygundur. Izgara için ortada kalan kısmı dilimlenerek kullanılır. Yılan balığı çok yağlıdır ve şifası ile lezzetinin bu yağda olduğu söylenir.

TATLILAR

Zerde:
Malzemeler:
Pirinç, zerdeçal, şeker, gülsuyu.
Yapılışı:
Pirinçler suda yıkanıp suda kaynatılacak pişmeye döndüğünde şekeri ilave edilerek. Şeker eridikten sonra zerdeçal konulacak. İyice piştiğinde gülsuyu konularak tabaklara dökülerek soğumaya bırakılacak. Üzerine kuş üzümü, çam fıstığı, tarçın dökülerek servise hazırdır.

Biga Peynir Tatlısı:
Malzemeler:
Günlük tuzsuz peynir (teleme), un, yumurta, kabartma maddesi, irmik,
Yapılışı:
Tüm malzemeler makine ile yoğrularak makine ile kalıplara döküldükten sonra, fırında pişirilir. 24’lük ve 50’lik paketler ile ambalajlanır.
Hazırlanışı:
24 adet peynir tatlısı, 1 kg şeker ve 1,2 kg su ile birlikte geniş bir kapta büyüyüp koyu parlak bir görünüm alıncaya kadar yaklaşık yarım saat orta ateşte kaynatılır. Pişirildiği kapta soğumaya bırakılan tatlılar 2 adeti bir porsiyon olacak şekilde servis yapılır. Arzu edilirse üzerine kaymak veya krem şanti konarak da servis yapılabilir.

Peynir Helvası:
Özellikle yağlı, tuzsuz, taze koyun peynirinden yapılır. Peynir küçük parçalara ayrılır bir kapta hafif ateşte karıştırılarak eritilir. Süt haline gelen eriyik bir müddet kaynatıldıktan sonra önce un (isteğe bağlı irmik) sonra toz şeker karıştırılıp iyice yedirilir. Topak olmaması için pişene kadar hafif ateşte ve aynı yönde olmak kaydıyla karıştırılır. Bazı kişiler topak olmaması için çay kaşığının burnu ile biraz karbonat karıştırılır.

Sütlü İrmik:
3 numara irmik, süt, katıyağ , sıvıyağ, karbonat, şeker, şamfıstığı, vanilya
1 bardak irmik yarım bardak sıvı katı yağ karışımı, 2 bardak süt, 15 gr şam fıstığı 1 vanilin, çay kaşığı ucu ile karbonat.
Sıvı ve katı yağ ateşe konup kızdıktan sonra şam fıstığı kavrulur. Pembeleşen fıstığın üzerine irmik ilave edilip buğday rengini alıncaya kadar durmadan karıştırılır. Yan tarafta kaynayan süte şeker, karbonat, vanalin ilave edilip irmiğin üzerine döküp 30-35 dakika karıştırılır. Katılaşmaya başlayınca soğumaya bırakılır. Servise hazır hale getirilir.

İÇECEKLER

Erik Macunu (Hoşaf)
Bardacık eriği olgunlaştığı esnada toplanıp temizlenip kazana doldurulup pişirilir. Marmelat şeklini alıncaya kadar kaynatılıp süzülür. Cam şişelere doldurulup senenin her hangi bir gününde oradan bir miktar alınarak su seker ilave edilerek çoğaltılıp içilir.

Uynuk (Ayran)
Yoğurt yayığa dökülerek yayık sopası ile su ilave edilerek dövülür. Genişçe bir kaba dökülüp üzerindeki yağ toplanır kalan kısmı da ayran olarak tüketilir.

Ahlat Suyu
Tam olgunlaşmış ahlatlar temizlenir. Bir ağaç fıçının içine doldurulur üzerine su basılır. Bir ay bekletildikten sonra içilecek miktarda çıkarılır isteğe göre şeker ilave exdilip servise sunulur.

Ayva Komposta:
Ayva, tarçın kabuğu, şeker.
Ayvalar kavun dilimi şeklinde soyulur. Çekirdekleri toplanıp bir tüle bağlanır. Yeteri miktarda su ilave edilip ayva, çekirdek, tarçın kabuğu kaynatılır. Ayvanın piştiği görüldüğü vakit şeker ilave edilip 5 dakika kaynatılır. Soğuduktan sonra servise sunulur.

ÇANAKKALEÇANAKKALE

ÇANAKKALE

ÇANAKKALEÇANAKKALEÇANAKKALEÇANAKKALE

Tanıtım Afişleri

Tanıtım Afişleri


Yörelerimiz Memleketimiz Memleketinize, yöreniz, Tatil Yörelerimiz ,Tatil ,Yörelerimiz, Gezilecek ve Görülecek Güzel Yörelerimiz Yurdumuzun Güzel Mekanları , Yörelerimiz Ve Tanıtımları, Kitap Tanıtım Ve Özetleri, Hikaye ve Öyküler, şehitlerimiz,şehirler,illerimiz , şehirlerimiz, şehirlerimiz sitesi, şehirlerimiz izle, şehirlerimiz siteleri, şehirlerimiz resimleri, şehirlerimiz resmi, şehirlerimiz,